BİLECİK VALİLİK MAKAMINA ARZ-I HÂL Değirmenle Hamsu Dere Hikâyesi
Kıymetli Devletlim
Muhterem Valim.
Zat-ı âlilerinize durumu arz ile sunabilirdim.
Mevzu, şahsî mesele olmadığından basın yoluyla, kamuoyuna açık arz etmede bir beis görmedim.
Bu fakir 229 bin Bilecikli ‘den sadece biridir.

On binlerce hemşerimin düşünceme katılacağına eminim.
Bilecik merkezde ikamet etmiyorum. Emekliyim. Baba ocağı Fıranlar'da hanemiz.
Her yönü ile tarihî değerlerle bağlı olduğumuz, vatanımızı vaz geçilmez kılan merkezlerdendir, Bilecik'imiz.
Bir Hamsu deremiz var. Derede işlevi ortadan kalkan bir değirmenimiz söz konusu.
"Değirmenin tarihî ve kültürel yönü var." diye düşünüyorum.
Zirvede Bizans kalesi belirgin. Hamsu deresinden doğuya doğru gidince bir kale kalıntısı daha göze çarpar.

Şehrimizin taşı toprağı tarih.
Rahmetli Celal Demircioğlu’na ait bir değirmenden bahsediyorum. Merhumun Turhan ve Turan adında iki oğlu bir de Balâ Hatun adında kızı varmış.
Bir zaman etraf için değirmen bulunmaz bir nimetti.
Değirmenin faal halinin ne zaman olduğunu bilen vardır.

Sadece Bilecik’te değil bütün ülkemizde su değirmenleri tarih olmakta.
Değirmen onarılırsa yitiklere karışmayacak, bir değer daha kazanılmış olur.
Yeni nesil, su değirmenlerini bilmezler, öğrenmiş olur.
"Gençler nereden geldik nereye gidiyoruz?" derler.
Değirmenin yakın zamanda ayakta kalan çatısı çökük.
Değirmene ait alet edevat ortada yokken ağır metal bölümler sabit.
Onlar inşallah tarumar olmaz.
Burası değirmen müzesi yapılamayabilir.

"Şehrin, ülkenin bunca meselesi varken değirmen olsa ne olur, olmasa ne?" Denilebilir.
Bir değirmeni tekrar ayağa kaldıracak, herkesin görmesini sağlayacak, büyük nimet olan buğdaydan unun, undan hamurun, hamurdan ekmeğin nasıl elde edildiğinin hikâyesi değer taşımaz mı?
Fırıncılar Odası, bu konuya el mi atmalı?
Ticaret Odası'na mı, baş vurmalı?
Bilecik'i, Ertuğrul Sancağına sevdalanmış biri çıkar da bu mahale sahip mi çıkar?
Belediye mi?
Şehrin kalbur üstü isimleri mi?
Ben, emekli hâlimle üzerime düşen görevi yerine getiririm...
Kim bu hizmeti yerine getirirse şehrine, tarihine, kültürüne hizmet etmiş olur.
Bilecik'e gelen turist sayısını mı artırır, bu değirmen?
Kültür ve Turizm Müdürlüğü mü?
Kimi vâkıf ve dernek mi?

Yerel gazetelerimizin desteğiyle mi?
Katıksız, sade, taş değirmende öğütülmüş, kepeği içinde buğdayı sofralarımıza ekmek haline dönüştürecek bir yatırımcı mı?
Tamiratı zor değil.
Etrafı düzenlenerek birkaç çalışanla turizme kazandırılabilir.
Bir konser eğlencesine yapılan harcamayla bu şehrimize ömürlük bir hizmet kime nasip olacak?

Değirmen mevzusu bu şekilde.
Gelelim Hamsu deremize...
Hamsu deresi neden önemli?
Osman Gazi'nin Bilecik Tekfuru ‘nu öldürdüğü Kaldırait deresinden itibaren, askeriyenin içinden geçerek Karasu'ya kadar akıp gitmektedir.
Zamanın Belediye Başkanı buraya bir yürüyüş yolu yapmıştı, iyi-kötü. Ama zamana dayanamamış.
Dereden akan su, şimdi temiz mi?
Dışardan kirlilikten nasibini almış mı?
Değirmen tarafından Basit Köprü civarında akan su köpüklü hali, hayra alâmet değil.
Burada bir mel’anet varsa ortadan kaldırılması elzemdir.
Dere mevcut, değirmen ortada, kalenin varlığı gizlenemez.
Mevcut belediye burada bir şey yapar mı?
Maddî gücü denilene göre ortada.
Maksad, bağcı dövmek değil üzüm yemektir.
Kimseyi, kurumları, yönetimleri itham etmiyoruz.
Bir ara Hamsu deresi “Millet Bahçesi” yapılacak dediler.
Böyle bir niyet var mıydı?
Onu da unuttuk!..
Ortada bir hakikat var.
Orada bir Hamsu deresi var.
Bu yazdıklarımın sebebi kıymetli bir hemşerimden yüksek dozajda eleştirisinden dolayı.
Adeta sorumlu benmişim gibi.
Sineye çekmeden, yazıyorum.

Ayrıca dışarıdan gelenlerden sürekli olumsuz eleştiriler alıyoruz.
Yahû bu şehrin temsilcisi, idarecisi ben miyim?
Bize verilmiş yetki var da kullanmadık mı?
Sanal alemde eleştiri amaçlı paylaşımlar söz konusu.
Biliyorum, Bilecik'in mutlaka ilk elde çözülmesi gereken daha acil meseleleri vardır.
Hamsu deresi de kaderine terk edilmemelidir.
Hamsu deresi hem idarecilerimizin hem de halkımızın gündeminde olmalı.
İnanıyorum ki burası defalarca gündeme getirilmiştir.
İnandığım bir husus daha var.
Hamsu deresi umurumuzda olmalı.
Bir değirmeni, dere, dereyi başka hizmetler takip etmeli, zincirin halkaları gibi.
Müziğe, eğlenceye, fuara, festivale, futbola " halkın talebi " denilerek her türlü organizasyon gerçekleştiriliyorsa, bizim talebimiz şimdilik bu.
Yaşlı, ihtiyar bir insan, bunu kendisi için mi ister?
Bilecikli, burayı mesire yeri bilsin, dinlensin.
Tarihse kaleler var.
Coğrafyası güzel.
Akarsu şırıl şırıl.
Değirmen alanı var.
Birkaç yerde ailecek dinlenme yerleri.
Banklar...
Zamanla birkaç noktada büfe.
Çay-kahve noktaları.
Belki yerel mutfak...
Torunuyla misafiriyle herkes gelsin.
Çocuklarıyla eşiyle, komşusuyla hafta sonu burası tatil yeri olsun...
Hafta içi tam teşekküllü olmasa dahi hafta sonları her yönüyle gelenin memnun kalacağı bir mekân olsun.
Her toplantı alanlarından biri burası bilinsin.
Kimi yetkililer, bu mahalde bazen buluşsun.
Okullar, öğrencilerle burayı ziyaret etmeli.
Vali Bey, ekibiyle ziyaret etsin.
Belediye, buradan elini-ayağını çekmesin.
Otelciler hem eksiklikleri tamamlasın hem burada kendi tanıtımını yapsın.
Etraftaki vatandaş için bir uğraş ve geçim merkezi olsun.
Sadece burası mı?
Öncelikle burası.
Sonrası da şehrin çevresinde altı- yedi noktada benzer çalışmalar yapılsın.
Gerek ilgili makama gerek Bilecik'i şehri, memleketi, ata diyarı bilen herkese ve kesime durum arz olunur.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.