TARIMDA KARARLAR SAHA ÇALIŞMALARIYLA VERİLMELİ
Geçtiğimiz hafta Yeni Akit haber sitesinden "Köyler Bomboş! Türkiye'de Kırsal, Çöküşün Eşiğinde!" başlıklı tarımla ilgili haberi yayınladık.
Haberde, köylerin nüfusunun azaldığını, üreticilerin yaşlandığını daha bir çok sıkıntıların dile getirildiğini gördük.
Ben de 35 yıldır tarım kesiminin ihtiyaçlarını, Avrupa Birliği'nin baskılarıyla tarımda çalışan nüfusun %5'lere indirilmesi politikasının yanlış olduğunu bir çok defa dile getirdim. Yüzde 36'lara indiğinde alarm zilleri çalmaya başlamıştı. Bugün yaşadığımız enflasyonu bir türlü önleyemiyoruz.
Yazılarımda devamlı, ülkemizde 50-60 yıldır tarımı bitirme siyaseti uygulandığını, maalesef Ak Parti iktidarında da buna dur denmediğini yazdım.
Eski yazılarımda tarımın bir çok konudaki sıkıntısını dile getirmiştim. Dile getirdiğim konuları notlar halinde belirteceğim.
(Yazılarımın tamamını okumak isteyenler için "Yazarın Tüm Yazıları" bölümünden tarih ve başlıklarını yazacağım, bulup okuyabilirsiniz)
"15 Mart 2011 tarihli "Çiftçinin Traktörü Haczediliyor" yazımda;
- Kırk yıldır takip edilen politikalar ile tarımda çalışan nüfusun azaltılmaya uğraşıldığını,
- Köylünün arazisinin Ziraat Bankası ve Özel Bankalar tarafından ipotek edildiğini,
- Köylünün Ziraat Bankasına olan borcunun ödeme oranı %98 iken ne oldu da her yıl %10 gerilemeye başladığını dile getirdim.
" 5 Ocak 2022 tarihli "Tarım İcralık" yazımda;
- "Zamanın Milletvekiline yıllar evvel, köy nüfusunu aç bırakarak yerinden koparıyorsunuz... İleride telafisi imkansız olacak" demiştim.
- Aynı Milletvekili bir kaç yıl sonra, köy nüfusunun yaşlılardan ibaret olduğunu, dışarıdan işçi getirildiği şikayetini yaptı.
1 Şubat 2014 tarihli "Tarımda bu kadar ilerideyiz de neden fiyatlar yükseliyor?" başlıklı yazımın yazılış sebebi şöyle;
Tarım İl Müdürlüğü ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi bir panel düzenliyor ve Türkiye tarımının yükselişini anlatıyor.
Madem tarım bu kadar gelişiyor, neden hala fiyatlar yükseliyor? diyorum. Aradan 12 yıl geçti, yiyecek maddeleri yükselmeye devam ediyor.
5 Mart 2014 tarihli " Kuraklık" başlıklı yazımda;
Birçok mühim konulara değinmekle beraber en mühim olan; Tarlasının tapusu ölen dedesinin, babasının üzerinde, torun veya oğul üzerine alamadığından devlet desteğini alamadığını, bunun bir an evvel halledilmesini dile getirmiştim.
Tam 11 yıl sonra yani geçen yıl halledilebildi.
3 Temmuz 2013 tarihli "Çevre ve Tarım Arazileri" başlıklı yazımı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
Ahmet Sağırlı'nın mühim, önemli tarım yazısını okuyucularıma takdim etmiştim. 14 yıl evvel bugünlerde yaşadığımız sıkıntılar anlatılmış.
21 Kasım 2017 tarihli "Tarımda Acil Tedbirler Gerekiyor" başlıklı yazımda; alınması gereken tedbirleri aşağıda okuyacaksınız.
Bunların bir kısmı 9 yıl sonra ancak yerine getirilebildi.
"Başta Ankara’da masa başında “ Ben yaptım oldu, uygulayın. ” anlayışından vazgeçilmeli. Anadolu karış karış, köy köy gezilmeli, tarımla uğraşan halkımızla yüz yüze konuşarak tedbirler alınmalı hemen uygulamaya geçilmeli.
Teşvikler verilirken, alanların burnundan fitil fitil getiren cinsten bürokratik uygulamalar kaldırılmalı. Ahır, kümes ve buna benzer yerlere verilen pahalı projelerden vazgeçilmeli.
Teknik elemanlar bürokrasi işlemleri yüzünden dairelere hapsedilmemeli, arazide faydalı hale getirilmeli, hizmet verdiği sahada verimi artıranlar ödüllendirilmeli.
Köylerdeki nüfus azalmasından dolayı ekilmeyen, dağ olan araziler işlenir hale getirilmeli. Arazi birleştirme işlemlerine hız verilmeli. Üreticinin malını hak ettiği fiyattan satabilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalı ve yürürlüğe girmeli, toprak analiz laboratuvarları çoğaltılmalı, sahadaki ziraat mühendisleri tarafından analizler yaptırılmalı.
Ziraat Bankası, tarım kredi kooperatifleri standart herkese aynı uygulamayla kredi verme usulüne son vermeli. Üreten her geçen gün verimini artıran gelecek vadeden üreticiler sahada çalışan tarım elemanları belirlemeli bu raporlara göre kredi alabilmeli.
Ülkenin ihracat ihtiyacına göre tarım arazileri üreticilere ektirilmeli. Bir çok yetkili bu uygulamaları gerçekleştirmek için para var mı ? diyecekler. İthalata ödediğiniz paraların, analiz yapmadan toprağa ekilen gübrelerin önüne geçilse bu ve bundan fazlası tedbirleri almaya yeter. Sonunda her şey yoluna girer."
21 Mayıs 2019 tarihli "Tarımın Önü Açılsın" başlıklı köşe yazımda;
- Köyde üretim yapmak isteyen gençlerin ve hanımlarının sigortasını devlet yatırsın talebinde bulunmuştum. Halen yerine getirilmiş değil. Bir gün bu karar gerçekleşecek ama sigortalayacak genç evli bulabilirler mi?
- İşlenmeyen araziler dağ oluyor, araziler işler hale getirilsin, tapusunu almak isteyenlere faizsiz kredi verilsin.
- Arazi toplulaştırılmasına hız verilsin.
- Üreticiye pazarlama kolaylıkları getirilmeli. "Kazansa da kazanmasa da tarıma devam edecek, başka ne iş yapacak" politikası terk edilsin.
Yukarıda saydıklarım dışında daha birçok konuyu yıllardır dile getirdim. Bahsettiklerim yerine getirilseydi ve getirilebilse yine de tarımın önü açılır. Bir başka konuları dile getirmek dileğiyle.
NOT: Mübarek Ramazan-ı Şerif ayımızı tebrik eder, bayrama sağlıkla ulaşmayı Allah'tan niyaz ederim.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.