Doç. Dr. Serap KIZIL AYDEMİR

Doç. Dr. Serap KIZIL AYDEMİR

Bilecik’te Tarımsal Üretimin Artması İçin Yapılması Gerekenler-2

Bilecik’te Tarımsal Üretimin Artması İçin Yapılması Gerekenler-2

Dördüncü kategori olan tarımsal kurum ve kuruluşlardan destek alma durumuna baktığımızda; üreticilerin meslek odalarından ve il müdürlüklerinden destek almadığı beyanları yer almaktadır. 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu’nun 1. maddesinde “ziraat odaları, bu Kanunda yazılı esaslar uyarınca meslek hizmetleri görmek, çiftçilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, çiftçilik mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak, meslek disiplin ve ahlâkını kollayıp gözetmek, çiftçilikle iştigal edenlerin meslekî hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır” şeklinde ziraat odaların görevleri tanımlanmıştır. Ancak ilgili kurum ve kuruluşların özellikle ziraat odalarının işlevini yerine getirmediği katılımcılar tarafından vurgulanmaktadır. Buna göre üreticiler ziraat odasının ve il müdürlüğünün verdiği hizmeti yeterli görmemektedir. Beşinci kategori olan eğitim başlığı altındaki katılımcı örnek ifadelerini incelediğimizde üreticilerin eğitim taleplerinin olduğu görülecektir. Bilecik İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü 2016 yılı verilerine göre 125 üreticiye kiraz yetiştiriciliği, 86 üreticiye zararlılarla mücadele konusunda, 240 üreticiye süne kıymetlendirme sürvey hakkında ve 546 üreticiye ise dört yapraklı yonca hakkında kurum teknik personeli tarafından eğitim verilmiştir (BİGTHM2016: 66-68). Ancak örnek ifadeler gösteriyor ki; üreticiye yönelik adı geçen kurum tarafından verilen mesleki eğitimler üreticiler tarafından yeterli görülmemektedir. Çalışma esnasında üreticilerin, tarımsal kurum ve kuruluşlardan teorik değil arazide uygulamalı olarak eğitim almak istedikleri müşahede edilmiştir. Bir sonraki kategori olan genç nüfus durumu incelendiğinde, genç nüfusun azaldığı ve özendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Genç nüfus çeşitli gerekçeler ile köyden kentlere göç etmektedir. Bunun sonucu olarak aktif üretimdeki tarımsal nüfus azalmaktadır. 2002 yılında 69.3 milyon nüfusun 23.7 milyonu (%34,2) tarımla uğraşırken 2011 yılında 74.7 milyon toplam nüfusun sadece %23,2 tarımla uğraşmakta idi. Türkiye’nin genel nüfusunun artmasına rağmen tarımsal nüfusun % 34,2’den % 23,2’ye gerilemesi köyden kente göçün bir göstergesidir. Ayrıca toplam istihdamın artmasına rağmen tarımsal istihdam % 34,9’dan (2002 yılında) % 25,5’e (2011 yılında) gerilemiştir (TOBB 2013:1). Türkiye’de kırsal nüfus gün geçtikçe azalmaktadır. 1927 yılında 13,6 milyon olan toplam nüfusun %75,8'i kırsal nüfusu teşkil etmekteyken, kırılma noktası olan 1950 yılına gelindiğinde 16,1 milyon olan toplam nüfusun % 75'i kırsal nüfus idi. 1950 yılından itibaren sürekli düşüş eğilimi gösteren kırsal nüfus 1980 yılında 44,7 milyon toplam

nüfusun % 56,1'i seviyesine gerilemiştir. 2012 yıllına gelindiğinde Türkiye nüfusu 75,6 milyon olmasına rağmen kırsal nüfus 17,1 milyon (% 22,7) seviyesinde kalmıştır. Kentsel nüfus hızla artarken kırsal nüfus kent nüfusuna kıyasla zaman geçtikçe erimiştir. Bu bilgiler genç nüfus kategorisindeki katılımcıların tarımsal genç nüfusun azaldığı yönündeki ifadelerini doğrulamaktadır. Genç nüfus ile ilişkili bir sonraki kategori olan işçilik ücretleri hususunda da bir sorunun varlığı görülmektedir. Tarımsal üretim işgücüne dayanan bir faaliyettir. Dolayısıyla işçilik ücretleri üretim maliyetlerinde önemli bir gider kalemidir. İşçilik ücretlerindeki artış otomatik olarak ürün fiyatlarına yansımaktadır. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilemektedir. İşçilik ücretleri kategorisinde belirtilen işçilik maliyetleri çok yüksek

ifadesini istatistiki veriler de doğrulamaktadır. TÜİK’in 2016 yılı tarımsal işletme işgücü ücret yapısı verilerine göre 2015 yılında mevsimlik kadın erkek işçi günlük ücreti ortalaması 52 TL iken 2016 yılında % 13,4 artışla 59 TL’ye yükselmiştir. 2015 yılında sürekli kadın erkek işçi aylık ücret ortalaması 1.532 TL iken 2016 yılında % 9,5 artarak 1.677 TL’ye yükselmiştir. Bu rakamlar işçi ücretlerinin artış eğiliminde seyrettiğini ortaya koymaktadır. Gelecek hafta devam etmek üzere hoşçakalın.

Bu yazı toplam 2176 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Doç. Dr. Serap KIZIL AYDEMİR Arşivi
SON YAZILAR