Doç. Dr. Serap KIZIL AYDEMİR

Doç. Dr. Serap KIZIL AYDEMİR

Bilecik’te Tarımsal Üretimin Artması İçin Yapılması Gerekenler-4

Bilecik’te Tarımsal Üretimin Artması İçin Yapılması Gerekenler-4

Bilecik temelli yapılan çalışma verileri ile yazımıza devam edelim. Katılımcıların verdiği yanıtlarda tekrar sayısına göre görselleştirilen Resim 1'deki kelime bulutunda katılımcılar tarafından söz konusu tarımsal girdilerden, en çok gübre ve mazot kelimeleri ifade edilmiştir. Bunları tohum, elektrik ve ilaç takip etmiştir. Daha önce bazı girdi kalemlerindeki yıllara göre astronomik fiyat artış verileri sunulmuştu. TÜİK’in 2016 yılı net elektrik tüketiminin sektörlere göre dağılımı verilerine göre Türkiye’de üretilen 231.204 GWh elektriğin % 6,4’ü tarım ve sulamada kullanılmaktadır. TÜİK’in 2012 yılı elektrik ve doğalgaz fiyatları verilerine göre sanayide en düşük kullanım aralığı olan 20MWh altındaki 1 KWh elektrik bedeli 26,8 kuruş, 2014 yılında 27,7 kuruş, 2016 yılında ise 30,3 kuruş olarak fiyatlandırıldı. Buna göre beş yıl içerisinde elektrik birim fiyatları % 13,06 artmıştır. Tarımsal üretim için gerekli malzeme ve ekipmanların ve aynı zamanda elektrik ve akaryakıt gibi enerji girdilerinin yüksek olması tarım işletmelerinin rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Tarım işletmelerinin yurt içi ve özellikle yurt dışı pazarlarda etkin rekabet edebilir hale gelmesi için üretim maliyetlerinin düşürülmesi bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır. Resim 1’deki kelime bulutunda, Bilecik ilinde faaliyet gösteren tarımsal ürün ürete üreticilerle yapılan anket sonuçlarına göre üretim girdilerinden sonra pazarlama sorunun varlığı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde en az ürün veya hizmet üretmek kadar pazarlamak da çok önemlidir. Pazarlama sadece iç piyasaya arz olarak algılanmamalıdır. Yurtdışı pazarlama ile yüksek gelir elde edilebilmesi ve GSMH’ya katkı sağlayabilmesi açısından son derece önemlidir. Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne göre tarımsal pazarlamanın önündeki engeller; tanıtım sorunu, ticarileşme ve markalaşma eksikliği, satış sonrası hizmet ve destek eksikliği, pazar ve müşteri ihtiyaçlarının yeterince analiz edilmemesi, web ve sosyal medya kullanımında eksiklik, devlet destekli fuarların özenle seçilmemesi, düşük fuar teşvik oranı, fuar teşvik prosedürlerinin çokluğu, Türkiye’de düzenlenen uluslararası fuarlara teşvik olmaması, yurt dışında ticari teşkilatlanma eksikliğidir (TİM 2016:143).

Araştırmaya katılan tarım işletmelerinin, tarımsal üretimin artması yönünde belirttikleri bir başka husus tarımsal
desteklerdir. Ülkemizde tarım işletmelerine motorin, tohum, fide, fidan, gübre, makine ekipman, arge, yem, analiz, biyolojik mücadele, organik tarım gibi çok çeşitli destekler, kamu kurum ve kuruluşları, kooperatifler tarafından sağlanmaktadır. Söz konusu desteklerin miktarları ve çeşitlilikleri arttıkça üreticilerin rekabet gücü artacak ve işletmelere uzun süre varlıklarını sürdürme şansı verilmiş olacaktır. Desteklerin bir başka önemi ise tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaktır. Çünkü Ülkemiz
için tarım önemli üretim sektörleri arasındadır. Tarımsal üretim sektörünün körelmemesi, bu sektörün aksine büyüyerek iç piyasadan gelecek tüm talepleri karşılayıp dış piyasalardan gelecek taleplere de cevap verebilir hale gelmesi ülke ekonomisi için elzemdir. Bilecik’te 2016 yılında 24 milyon 402 bin 168 TL 48 kuruş tarımsal destek ödemesi yapılmıştır. Bu tutarın % 40’ı kırsal kalkınma destekleri içerisinde hayvancılık desteklemeleri, % 38’i bitkisel üretim destekleme, % 16’sı kırsal kalkınma desteklemeleri, % 6’sı hayvancılık desteklemeleri, % 0,27’si tarımsal yayım ve danışmanlık desteklemelerini oluşturmaktadır. 2002 yılında yaklaşık 8 milyon TL destekleme ödemesi yapılmışken 2016 yılında bu rakam 3 kat artmıştır (BİGTHM). Ancak araştırma sonucuna göre Bilecik ilinde faaliyet gösteren üreticiler, tarımsal desteklemeleri miktar ve çeşitlilik bazında yetersiz görmektedir. Söz konusu işletmelerin, araştırma sonucunda ortaya çıkan diğer bir problemi, ürün fiyatlarının düşük olmasıdır. Türkiye’de tarım sektöründe küçük ölçekli üreticilerin ağırlıklı olması nedeniyle üretim ve pazarlama zincirinin uzunluğu, nihai ürün piyasalarında fiyat dalgalanmalarına neden olabilmektedir. Bunların dışında özellikle yurt içi piyasasında spekülatif kaynaklı fiyat dalgalanmaları oluşmaktadır. Devlet bu tür fiyat dalgalanmalarına doğrudan ya da direk olarak müdahale etmektedir. Taban fiyat uygulaması bu argümanlardan bir tanesidir. İç piyasada fiyat
dalgalanmasının en önemli kaynağı arz talep dengesizliğidir. Bunun önüne geçilebilmesi için uzun
vadede istikrarlı ve rekabet gücü yüksek bir tarım sistemine, bunu sürekli kılacak tutarlı tarım politikalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Kısa vadede ise TMO Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri tarafından yıl içerisinde yürütülecek stok yönetimi spekülatif hareketleri önleyebilecek ve ürün rekolte miktarları ile toplam yurtiçi talep gözetilerek coğrafi bazda tarımsal ürün ve miktar belirleme stratejisi uygulanmalıdır. Diğer taraftan dış ticaretin artmasıyla tarımsal ürün fiyat dalgalanmalarının önüne geçilebileceği öngörülmektedir (DPT 2008). Resim 1’deki kelime bulutunda yukarıda ifade edilen sorunlardan sonra semt pazarlarında üreticilere satış yeri tahsis edilmemesi, kalifiye eleman yetersizliği, ulaşım, olumsuz hava koşulları, hayvansal üretime daha fazla önem verilmesi gibi sorunların dile getirildiği görülmektedir. Çalışma esnasında üreticilerin umutlu oldukları, var olan tüm sorunlara rağmen Ülkemizin tarımsal üretim bakımından gerekli tüm doğal hava koşullarını barındırdığının bilincinde oldukları gözlemlenmiştir. Sahip olunan bu potansiyel enerji, kinetik
enerjiye dönüştürülmesi durumunda, Ülkemiz ekonomisinin ivme kazanacağı düşünülmektedir.

Bu yazı toplam 2308 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum
Doç. Dr. Serap KIZIL AYDEMİR Arşivi
SON YAZILAR