• BIST 93.981
  • Altın 284,821
  • Dolar 5,9320
  • Euro 6,5390
  • Bilecik 29 °C

ÖMRÜN İBADETİ HAC (2)

MUSTAFA TOPAL

Her ibadetin bir hazırlık devresi vardır. Namazın hazırlığı abdesttir. Abdest almakla mü’min bedenini temizler, ruhen de namaza hazırlığını yapmış olur. Allah’ın huzuruna temiz varmış olur. Zira o yüce huzurda durabilmek için kirlerden arınmış olmak gerek. Ayrıca namaz bir duadır, bir yakarıştır, bir yükseliştir. Peygamber Efendimizin mirac yükselişinin kullar için temsilidir. Kul burada Rabbi ile baş başadır. Bu yüce huzurda ruhen ve bedenen temiz olmak yalvarış için ihlas kazandırır. Abdest kulun namaza yatışmasını, içtenliğini, arınma ve Rabbinden istediğini istediği kadar almasında inanç ve ısrarını sağlar. Oruç da böyledir. Bunun içindir ki, Recep ve Şaban ayı mübarek kılınmış; bu aylarda tutulan nafile orucun diğer aylarda tutulan nafile oruçtan daha fazla sevap kazandırdığının Peygamber Efendimiz tarafından haber verilmesi, Ramazan ayına hazırlığın ve kulun farz olan oruca kilitlenmesini güçlendirmenin ifadesidir.

Hac ibadetinin de hazırlık devresi vardır. Hacca niyet eden kul, tefekkür ve tezekkür alışkanlığı kazanmalıdır. Yolculuk öncesi öğrenme, düşünme, anlama, idrak etme, ders alma ve öğüt almaya kendini hazırlamalıdır. Geçmiş yaşantısının dökümünü yapıp bir muhasebe yapmalıdır. Çünkü hac bir külli temizlenme fiilidir. Hem ruhi hem de geçmişin temizliğidir. Hac müslümanın geçmişi ile hesaplaşması, kendini yenilemesi için hayatındaki sapmaları tespit imkânı sağlayan ömri ibadetidir. Kendisini Allah’a yaklaştıracak, kulluğunu hatırlatacak, günahları yok edip bir dahaki günahlara kapıları kapatacak, kalan yaşantısında Allah rızasına vardıracak fiilleri işleme alışkanlığını kazanma fikrini elde edeceği bir yolculuktur.

Hacı adayı hac yolculuğunun maksadını anlamalıdır. Ne için ve kim için yolculuk ettiğini bilmelidir. Alelade bir yolculuk değil, Allah’ın emri olan bir yolculuğun hazırlığı içinde olduğunu unutmamalıdır. Her şeyden evvel bu yolculuğun bir ibadet olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Ziyaret edeceği mekânların sıradan mekânlar değil ibadet mekânı olduğunu, her birinin Hz Âdem (AS)’den Hz. Muhammed (SAV)’e kadar hatıralarla dolu olduğunu, yapacağı ibadetin bu mekânlara mahsus olduğunu bilmelidir. Bu yolculuğun manevi birçok kazançlarının olduğunu hatırlamalıdır. Kendine gelme, üzerindeki nefis ve şeytan tahakkümünü kırma, dünyanın ağırlığından sıyrılma, Allah Teala ile yakınlaşmasına mani süfli isteklerin son bulması için fırsatları yakalama yolculuğu olduğunu unutmamalıdır. İnancındaki samimiyetinin, sabrının, günahlara karşı dayanıklılığının, ibadet etme iradesinin denendiğini anlamalıdır.

Bütün ibadetler gibi hac da insanı ruhen ve bedenen yüceltir. Aldığımız abdestle maddi kirlerden temizlenip huzur-u ilahiye durarak ruhumuzu temizleyip Allah’ın katına ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşadığımız gibi hac ibadetiyle de mal bağımlılığından, yaşantımız içinde işlediğimiz günahlardan arınarak ömrün temizliğini yapmanın bahtiyarlığına erişiriz. Peygamber efendimiz (SAV)’in buyurduğu gibi hacdan sonra evimize, doğduğumuz günkü gibi tertemiz döneriz:

“Kim Allah için hacceder de hac esnasında kötü sözlerden ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, annesinin onu doğurduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak) hacdan döner."(Buhari, Hac, 4).

"Bilemedin mi ki İslâm, kendisinden önceki günahları yok eder. Hicret, kendisinden önceki günahları yok eder. Hac, kendisinden önceki günahları yok eder."(Müslim, İman, 54).

"Şeytan Arefe gününden daha çok küçülmüş, daha fazla iyilikten uzaklaşmış, daha ziyade hakir, zelil ve daha çok kinli ve öfkeli olarak başka hiçbir günde görülmemiştir. Bunun sebebi Allah'ın bugünde rahmetinin inmesi ve büyük günahlardan vaz geçtiğini görmesinden ve bilmesinden başka bir şey değildir."( İmam Mâlik el-Muvatta, c. l, s. 292).

Bu hadisler haccın kendisinden evvel işlenmiş olan günahları affettirdiğini haber vermektedir. Burada kastedilenin kul hakkı dışında kalan diğer günahlar olduğu İslam âlimleri tarafından özellikle belirtilmektedir. Kul haklarının hak sahibi ile görüşülerek hususi surette affının istenmesi gerekir.

Bu yazı toplam 1339 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Bilecik Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 228 212 40 29 Faks : 0 228 212 40 29