Sadettin Bayram

Sadettin Bayram

SİYASET DEDİKÇE

SİYASET DEDİKÇE

Siyaset dedikçe kafatasımı ağzımdan kusasım geliyor.

Ancak biliyorum ki; siyaset, toplumu yönetme sanatının adıdır. Bunu sık sık tekrarlıyorum. Ancak siyaset yapanlar bu sanatın inceliklerini bilmeleri ve çalışmalarında uygulamaları gerekiyor. Aksi takdirde ortalık siyaset alın teri tüccarları ile bezirganlarına kalıyor.

Evet, tabiki siyasetsiz olmaz. Memleketimiz istikrarlı siyaset sayesinde eskiye nazaran uygarlık, medeniyet ve bayındırlık yolunda çok mesafe kat etti.

Keban Barajı ile başlayan barajlar Deriner Barajıyla zirveye uzandı.

Karayolları otobanlar dönüştü.

Kara tren yerini YHT ye bıraktı.

Devasa hava limanları Avrupa’yı gölgede bıraktı.

Köprüler, tüneller, metrolar insanlığa hizmet vermeye devam ediyor.

Ekonomi istenilen düzeye ulaşmasa da yokluklar dönemini geride bıraktık.

FAKAT SİYASETTE SEVİYESİZLİK VE AHLAKSIZLIKLARI YOK EDEMEDİK.

Bazı gerçekleri, ayak oyunu taktiklerini mezara gömmedikçe Türk siyasetinin bir Ergenekon’dan çıkışına ihtiyacı var.

Ben şahsen devletime güveniyorum. Siz ister güvenin isterse güvenmeyin. Netice itibariyle aynı gemide yolculuk yapıyoruz. Bu yolculuğun selametle ilerlemesi için kaliteli devlet adamlarına ihtiyaç var. Kaliteli devlet adamlarının kıymetini bilelim. Kalitesizleri de öğütelim. Cukkacılara da asla geçit vermeyelim.

Bugün itibariye Türkiye’mizde tam 189 siyasi parti var. Buna parti enflasyonu da diyebiliriz. Turşu kurar gibi parti kuruluyor. Bunlardan TBMM gurubu olanlara devlet bütçesinden yardım yapılmaktadır. Bence bu yardım kaldırılmalıdır. Bazı siyasi partiler bu yardım sayesinde devlet ve millet aleyhine faaliyet yürütebiliyor.

HAZMEDEMEDİĞİM VE ANLAYAMADIĞIM HUSUS ŞUDUR:

Çalmış, çırpmış, rüşvet almış, irtikap yapmış, makamının gücüyle menfaat sağlamış, ayak oyunları ile vekil veya başkan olmuş, iyilerin yolunu kapayıp kötülere yol açmış siyasetçilerin kahraman edasıyla siyasete devam etmeleri ve kitlelerin bu ahlaksızlıkları bilmeden veya bilerek peşinden gitmelerini bir türlü anlayamıyorum.

Büyük şehirlerde siyasi hatalar gürültüye karışabiliyor ama küçük illerde siyasi hatalar daha çok sırıtıyor.

Küçük illerde keşfettiğimiz durum şudur:

Adeta nöbetçi milletvekilliği otomasyonu oluşmuş. Biri bırakıyor, diğeri vekil oluyor. Bir de adam kıtlığı varmış gibi milletvekilliği temelli senatörlüğe dönüşüyor.

Siyasi parti ayırımı yapmıyorum. Durum genelde böyledir. Bu makus talihi halk yenemiyor. İkna edilmiş ve sahte anketlerle yanıltılmış seçiciler halk için değil, kendisi için vekil veya başkan olanların yolunu açıyor. Halka seçenek kalmıyor.

Bir de şunu kesinlikle yaşadım. Bize zulmedenlerin arkasından vekiller çıkıyor.

Bu durumlar kader değildir.

Her memleketin bu dinozorlaşmış siyasetçilerini cebinde taşıyacak evlatları mutlaka vardır demiyorum, kesinlikle var. Bu cevherleri keşfetmek zor değil.

Mevla’m; bizleri toplumu gerçek manada temsil edecek siyaset sanatının inceliklerini halk için uygulayacak siyasilere kavuştursun inşallah.

Her şey vatan ve millet için olsun.

Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 134 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sadettin Bayram Arşivi