ŞADİ  ERDAL

ŞADİ ERDAL

Balkan Hatıraları

Balkan Hatıraları

Bosna Hersek, Sırplar ve Hırvatlardan oluşan bir devlet yapısına sahip.15 Haziran 2026 Pazartesi sabahı saat 10:00’da Bosna Hersek hava alanına indik. Torunum Kadir Türkiye’deyken internetten araç ve kalacağımız oteli kiralamış. Havaalanından çıktığımızda araç parkında kiralanan aracı gelmiş gördük. Şoförümüz ve mihmandarımız torunum Kadir bizi Bosna Hersek’in meşhur Baş Çarşı’sına götürdü. Türkiye’de olduğu gibi orada da park sorunu hat safhada olduğunu belirtelim.

Havaalanından şehir merkezine gelirken çok sayıda minare, cami bizi karşılıyor. Bazen 100-200 metre aralıklarla camiler var. Baş Çarşı’yı ilk gördüğümde Bursa Uzun Çarşı’da baharatçı dükkanlarında zannettim kendimi. Burada fazlalık olarak sebil denen şadırvan var, devamlı akan buz gibi suyu var. Bursa Osmangazi Belediyesi’nin saha bakımına yardımcı olduğunu belirten kısa bir sütun olduğunu gözlemledim. Sebilin hemen yakınında cami var ziyaret etmek istedim. Cami kapalı, kilitli caminin yapımıyla ilgili hiçbir bilgi yazısına rastlamadım.

bursa-osmangazi-belediyesi.jpg

sebil-fotosu.jpg

bas-carsi-sokaklari.jpg

bas-carsi-sokaklari1.jpg

bas-carsi-sokaklari2.jpg

Dükkanlar alçak ve tamamen ağaçtan yapılmış ahşap binalar. Osmanlı devrinden kalma olduğunu esnaflardan öğreniyoruz. Baş Çarşı meydanından aynı özelliklere sahip çeşitli sokaklara ayrılıyor. Her caminin minaresi var, ilk gördüğüm cami ile arasında 100 metre bile olmayan bir başka camiye gittim, camiden evvel avlu kapısında kilit. Caminin avlusunda iki tarafında şırıl şırıl su akan bir metre taş var. Şadırvanı da ayrıca var olduğu görülüyor. İçeriye girmek mümkün değil. Aynı camilere100 metre ileride gördüğüm minareye doğru gittim. Cami avlusu açık, şadırvanı var, az ileride tuvaleti var. Cami kapısı kilitli; Bozüyük Kasımpaşa camisi gibi kapıdan girmeden evvel namaz kılma yeri var. Öğle vaktine az kaldığı için abdestini alan namaz kılma imkanı olan yerde oturuyor. Cami avlusu kadın, erkek dolu… Şadırvanda abdest almaya girdiğimde birisi makineden aldığı kağıy havlularla kollarını siliyordu. Allah kabul etsin dedim. Bana Türkiye’nin neresindensin diye sorunca Bilecik’ten dediğimde “Hemşehriyiz bende Balıkesir’denim” dedi. Caminin önünde namaz kılma imkanı olan yere oturduk. Arkadaşımın adı Mustafa Memiş. Mesleğinin emekli edebiyat öğretmeni olduğunu söyledi. Camilerin kapalı olmasının nedeni 1990’lı yıllarda Boşnak Müslümanlar ile Sırplar ve Hırvatlar arasında savaş olduğundan halen camilere zarar verme ihtimalini düşünüyorlar. Vakit namazlarına 10 dakika varken açılıyor kapılar namazdan sonra kapatıyorlar.

gazi-husrev-bey-camii.jpg

gazi-husrev-bey-camii1.jpg

gazi-husrev-bey-camii2.jpg

Arkadaşım Mustafa Memiş, “Bende Boşnak’ım, dedemin babası 93 harbinden sonra Türkiye’ye göç etmiş, Balıkesir’in bir köyüne yerleşmiş. Ben Türkçe, Edebiyat öğretmenliğinden emekliyim. Her sene gelirim. Bu camii Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış. Müştemilatı var ama bir çoğu kapalı. Her öğlen bu camide namaz sonrası 30 kişi birer cüz okur hatim tamamlanır. Camiyi yaptıran Hüsrev bey “Bu camide hafız olmayan imamlık yapmasın” vasiyetinde bulunmuş. Vasiyet tutuluyor. Caminin şurasında her öğlen sonrası hatim tamamlandıktan sonra zikir yapılır. Bizim Türkiye’de olsa gericiler ayaklandı haberleri gırla gider.” dedi.

Zikir tesbihini arkadaşım Mustafa gösterdi ama beni bekleyenler olduğu için ayrılmak mecburiyetine kaldım. Arkadaşım Mustafa ile telefonlarımızı aldık inşallah Türkiye’de görüşeceğiz.

Gazi Hüsrev Bey camisinin karşısında gördüğüm kapının önündeki yazıdan orasının medrese olduğunu, hafız yetiştirdiğini ve devamında İmam Hatip Lisesi’ni aynı yerde tamamladıklarını öğrendim.

Avlusunda 1992-1995 arasında savaşta şehit olanlar ile cami ve mescit imamlarının şehit edildiğini gösteren levhayı gördüm. Bu medresede görev yapan ve şehit edilen 18 din adamının isimlerinin asılı olduğu çekme imkanımız oldu. Ne yazık ki müze dahil tüm kapılar kapalıydı hiç kimse ile görüşemedim. Ancak bilgileri Türkçe bilen bazı esnaflardan alabildim.

medrese-onundeki-aciklama.jpg

sehit-olanlarin-isim-listesi.jpg

Aliya İzzetbegoviç’in mezarının içinde bulunduğu Kovaçi Şehitliği’nin dört tarafı Osmanlı Şehitleri mezarlığı.

Türkiye’ye döndükten sonra Bosna Hersek’te tanıştığım Balıkesirli Mustafa beyle telefonda görüştüğümde şu bilgilere ulaştım: Aliya İzzetbegoviç’in yattığı mezarın etrafında yarım havuz hilali, hilalin sekiz sütunu vardır. Eski Osmanlı bayrağındaki sekiz yıldızı temsil ediyor. Mezarı bu sütunların altındadır, Arapça Mustafa ve Hibe’nin oğlu Abdullah Aliya İzzetbegoviç yazılıdır. Begoviç’in “Büyük Allah’a yemin ediyorum ki teslim olmayacağız, kazanacağız” Kubbenin üstündeki kuş sembolünde “Allah” kelimesini okuyorsunuz. Ruhu kuş gibi cennete uçtu manasını taşıyor.

1992-1995 savaşında şehit olanlar Osmanlı devrinde savaşlarda şehit olanlarla yakın mezarlıkta yer alıyor.

savas-sehitleri.jpg

aliya-izzetbegovic-mezar.jpg

osmanli-askerlerinin-sehitleri-burada-yatiyor.jpg

osmanli-doneminde-kalma-bir-ev.jpg

Bu yazı toplam 158 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
ŞADİ ERDAL Arşivi
SON YAZILAR