Sadettin Bayram

Sadettin Bayram

BİLECİK OSMANGAZİ CAMİİ

BİLECİK OSMANGAZİ CAMİİ

TARİHİ SEVENLERE VE BİLECİK’LİYİM DİYENLERE AŞAĞIDAKİ BİLGİLERİ SUNMAK İSTİYORUM.

Bâki Selamlar.

*

BİLECİK OSMANGAZİ CAMİİ

Erdal Mean *

Özet

Sakarya ırmağı çevresinde topraklara sahip, antik çağlardan günümüze değin tarihin her döneminden izler taşıyan Bilecik, Kayı Boyu'nun Ertuğrul Gazi önderliğinde Orta Asya'dan 400 çadırla gelip; Söğüt'te kök saldığı, yurt edinip yerleştiği, Osmanlı Devleti'nin kurulduğu ve Kurtuluş Savaşı'nın en çetin mücadelelerinin verildiği, Kuruluş ve Kurtuluş şehridir.

Bu makalenin amacı; Bilecik'te ilk Osmanlı yerleşiminde, dere kenarında kurulmuş olan, büyük bir kısmı yıkılmış ve günümüzde sadece cami ve avlu kısmının kuzey duvarları ile tek şerefeli minaresi ayakta kalmış olan Osman Gazi Camii'nin arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan bilimsel verileri değerlendirmektir.

Anahtar Kelimeler: Bilecik, Osmangazi Camii, cami kitabesi.

Giriş

2008-2009 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü Bursa Bölge Müdürlüğünün 03.06.2008 tarih ve 5675 sayılı kararı ve Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 04.06.2008 tarih ve 2765 sayılı kararı doğrultusunda Eski Bilecik kenti içerisinde bulunan I. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan ve G.E.E.A.Y.K.22.07.1983/A-4467 sayılı kararla tescillenmiş Osmangazi Camii'nde restorasyona yönelik temizlik ve arkeolojik kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir.

Bu çalışmanın amacı; günümüze yalnızca tek şerefeli minaresi ulaşan ve tarihi kaynaklarda Osmangazi Camii olarak bilinen yapıda 2008 yılında gerçekleştirilen kazı ve temizlik çalışmalarının sonuçlarını değerlendirmektir.

Osmangazi Camii

Merkez Cumhuriyet Mahallesi, Zincirlikaya Mevkii'nde yer almaktadır. Bahçeler arasında ve dere kenarına inşa edilen caminin, büyük bir kısmı yıkılmış ve günümüze ulaşmamıştır. Ayakta kalan kısımlar ise cami ve avlu kısmının kuzey duvarı ile tek şerefeli minaresidir.

Dikdörtgen kaideli, silindirik gövdeli ve tek şerefeli minarenin şerefe altı, kirpi saçak kornişlidir. Minarenin kaidesinde kesme taş, gövdesinde tuğla malzeme kullanımı söz konusudur. Minare, caminin kuzeybatı köşesinde avlu ile bitişik olarak yapılmıştır ve avlu içinde kalmaktadır. Kapı girişinin dış kısmında yarım daire şeklinde orijinal düzgün kesme taştan eşik yer almaktadır. Minare 2000 yılında restorasyon geçirmiştir.

Mevcut izlerden yapının, doğu-batı yönünde dikdörtgene yakın bir plana sahip olduğu anlaşılmaktadır. Cami ve avluya ait olan kalıntıların büyük bir kısmı toprak altında kalmış ve alan zamanla ağaçlık haline gelmiştir. İki aşamalı olarak yapılan çalışmaların birinci bölümünde temizlik, ikinci bölümünde ise kazı çalışması yapılmıştır.

03.11.2008-22.11.2008 tarihleri arasında 20 işçi ile gerçekleştirilen çalışmalarda alan öncelikle ağaçlardan temizlendikten sonra kazı çalışmalarına başlanmıştır.

Camide gerçekleştirilen kazı çalışmaları neticesinde avludan yapıya, batı yönünde giriş sağlayan 1,85 m. ölçülerinde düzgün kesme taştan giriş açıklığı bulunmuştur. Batı yönünde yer alan giriş açıklığının avlu tarafında mermerden kitabe parçaları ortaya çıkarılmıştır. Kırık parçalar halinde bulunan kitabe, 0,81×0,97m. ölçülerindedir. Altı satırlı kitabe metni, köşelerde rozet biçiminde yapılmış çiçek motifi ve bu çiçeklerden çıkarak kitabeyi dört yönden saran silmeler ile çerçevelenmiştir. Celî Ta'lik yazı ile dönemin Osmanlı Türkçesiyle yazılan kitabe H. 1265 (M. 1848) tarihli olup, Sultan Abdülmecid Dönemi'ne tarihlenmektedir. Kırık parçalar halinde bulunan kitabenin ilk iki satırının ilk bölümleri bulunamamıştır.

Kitabe Metninin transkripsiyonu [1]

1- ..Câmi'-i hayr u mekârim eylemiş Rabb-ı Celil 2- Kıldı imar-ı binâ-yı hayra çok sa'y-ı cemil 3- Per-güşây-ı şevk olur hayratını görse melek 4- Ola dehre cenâh-ı re'feti zıll-ı zalîl 5- Cedd-i pâk-i emcedi Osman Hân'ın câmiin 6- Bilecik'te bünyanın itdi bi-misil 7- Eyledikçe Hak menâr-ı şevketin zîba bülend 8- Düşmeni çün sırra dergâh(?) ola her dem sefil 9- Söyledi Zîver kulu târih "cevher-i dâreyn"i 10- Ma'bed-i Osman Hân yapıldı zîbâ bi-adîl/1265

Kitabe Metninin Türkçesi

1- Celil olan Allah, iyilik ve güzellikleri ..... 2- ..... olalı, hayır binasını imar etmek için çok güzel gayret gösterdi. 3- Melekler hayratını görseler şevkle kanat açarlar. Aleme şefkat kanatları sürekli gölge ola! 4- Şerefli, temiz atası Osman Han'ın camisini Bilecik'te emsalsiz bir şekilde ..... 5- Allah, gücünün alametini güzel ve yüce kıldıkça, düşmanı bunu görünce her zaman sefil ola! 6- Ziver kulu "cevher-i dareyn"i tarih olarak söyledi. Osman Han'ın mabedi güzel ve benzersiz bir şekilde yapıldı. H. 1265 / M. 1848

Yapının iç kısmında devam eden çalışmalarda kuzey duvarda simetrik düzende yerleştirilmiş 1,06x0,50 m. ölçülerinde iki dolap nişi açığa çıkarılmıştır. Cami içerisinde kuzey duvarının 184 cm. güneyinde, yaklaşık olarak 0,90 m. genişliğinde 5,14 m. uzunluğında moloztaş örgülü bir duvar bakiyesi tespit edilmiştir. Bu duvarın hemen güneyinde duvardan yaklaşık 1 m. daha aşağı kotta 0,61 m. genişliğinde ve 6,70 m. uzunluğında moloztaş örgülü ikinci bir duvar kalıntısı bulunmuştur.

Ortaya çıkarılan mevcut kalıntılar ile caminin 10.77×11.33m ölçülerinde kareye yakın dikdörtgen bir plana sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yapının mevcut beden duvarları 1,10 m. genişliğinde, kireç kum karışımından oluşan harçla moloztaş örgülüdür. Moloztaş örgülü duvarda belirli aralıklarla yatay düzlemde yerleştirilmiş ahşap hatıl yeri tespit edilmiştir. Caminin güney duvarını tespit etmeye yönelik güney yönünde gerçekleştirilen çalışmalarda güney duvar ile ilgi herhangi bir ize rastlanmamıştır. Güney duvarla ilgili herhangi bir izin bulunmayışı bu bölümün bugün yapının hemen güneyinden geçen ve çoğunlukla yağışlı dönemlerde yağmur sularlının tahliyesi amacıyla kullanılan bir dere yatağı üzerine kurulmuş olduğu izlenimini vermektedir. Bu yönde yapılan çalışmalarda 0,26×0,26×0,04m. ölçülerinde, köşeleri pahlanmış 30 tuğla bulunmuştur. Tuğla köşelerinin pahlanmış olması, bunların mihrap köşelerinde ve/veya duvar köşelerinde kullanılmış olabileceği düşüncesini akla getirmektedir.

Caminin içerisinde gerçekleştirilen çalışmalarda bulunan iki duvar bakiyesi, yapının kurulduğu arazinin eğimli yapısından kaynaklı olarak bir teraslama yapılmaya çalışıldığını ve bir ölçüde de beden duvarlarının bu yolla desteklenmesine gerek duyulduğu düşüncesi uyandırmaktadır. Duvarlarda yatay ve dikey düzlemde ortaya çıkan ahşap hatıl izleri, yapının iki katlı veya yarım kat bodrumlu bir düzenlemeye sahip olabileceğini düşündürür. 19.yüzyılın sonlarında Eski Bilecik yerleşiminde çekilmiş fotoğrafta, caminin iki katlı olduğu görülmektedir.

Yapıda oldukça fazla ahşap hatıl izi bulunmasına karşın, kazı çalışmalarında yeterince ahşap buluntu ele geçmemiştir. Bunun en büyük nedeni ise yapının Kurtuluş Savaşı esnasında Bilecik'in Yunan işgaline uğraması ve kentin terk edilerek yakılmasıdır. Kazı çalışmaları esnasında tespit edilen yanık tabakaları bu durumu destekler niteliktedir. Ayrıca bulunan ahşap hatılların da yanmış olarak ele geçmesi bu durumu özetler.

Yapının doğusunda gerçekleştirilen çalışmalarda kuzeye doğru devam eden 0,80 m. genişliğinde moloztaş döşeli basamaklı bir yol döşemesi ortaya çıkarılmıştır.

Diğer bir çalışma alanı cami avlusunda gerçekleştirilmiştir. Avlu 12.10×18.50m ölçülerinde, kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Avlunun kuzey duvarının tamamı, batı duvarının ise büyük bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Mevcut kalıntılar avlu duvarlarının 0,80 m. genişliğinde, kireç kum karışımından oluşan harçla moloz taş örgülüdür. Moloz taş örgülü duvarda belirli aralıklarla yatay düzlemde yerleştirilmiş ahşap hatıl yeri tespit edilmiştir.

Avlunun batı duvarından avlu ortasına doğru yaklaşık 9 m. uzunluğunda, zeminin altından devam eden su künkleri ortaya çıkarılmıştır. Bu künklerin yöneliş biçimi ve konumları avlunun ortasında bir şadırvanın var olabileceğine işaret etmektedir.

Avluda yapılan çalışmalarda, iki farklı dönemlere ait döşeme tespit edilmiştir. Bu döşemelerden ilki düzgün taş döşeme olup, bunun üzerine daha sonraki dönemlerde kayrak taşından ikinci bir döşeme daha yapılmıştır.

Çalışmalar neticesinde çok sayıda küçük buluntu ele geçmiştir.

Küçük Buluntular

Caminin harim bölümü ve avlu kısmındaki kazı çalışmaları sırasında, Osmanlı Dönemi'ne ait on sikke bulunmuştur. Büyük kısmı korozyonlu olan sikkelerden ancak ikisi okunabilmiştir.

1- Abdulaziz Dönemi'ne tarihlenen bakır sikke: Ön Yüz: Tuğra Sene 4 Arka Yüz: Dür-i Be Fi Konstantiniye sene H. 1277 / M. 1860-1861

2- Osmanlı Anonim Sikkesi: Ön Yüz: Ortada aslan figürü ve figürün etrafında noktalı bordür yer almaktadır. Arka Yüz: Orta kısmında çiçek motifi ve etrafında nokta bordürü bulunmaktadır.

Ayrıca Osmanlı Dönemi'ne ait günlük kullanıma yönelik kaplara ait sırlı-sırsız ağız, dip, gövde, emzik ve kulp parçalarından oluşan seramik parçaları bulunmuştur.

Metal buluntular içerisinde değişik boyutlarda bol miktarda çivi, bir adet iskarpela, bir kapı tokmağı ile bir pencereye ait demir parmaklık bulunmuştur. Parmaklığın bağlantı noktaları üzerinde çiçek motifleri aplike edilmiştir.

Değerlendirme

Caminin inşa tarihine ilişkin kesin bir kayıt bulunmamaktadır. Yapı ile ilgili gerçekleştirilen çalışmalarda, yapının bir vakıf kaydı olduğu belirtilmektedir. Vakıflar Umum Kayd-ı Atikası Bursa Esas Defteri'nde 187 numarada kayıtlı Sultan Orhan Vakfiyesi'nde Orhan Gazi'nin babası adına yapmış olduğu kaydedilmektedir [2]. Vakıf kayıtlarına göre cami; Orhan Gazi Vakfı'ndan olup cihet kaydında Sultan Osman Camii'nin hitabet tevcihi "harameyn-i şerifeyn hazinesinden mazbut evkaftan Sultan Orhan vakfı" denilmektedir [3].

Kazı çalışmalarında bulunan kitabe 1848 yılına, Abdülmecid Dönemi'ne tarihlenmektedir. Kitabede yapının Osman Gazi adına yapıldığı kesin olarak belirtilmektedir. Ancak kitabe metninde geçen "Bilecik'te atası Osman Gazi'nin Camii'ni yaptırdı." ibaresi, yapının bu dönemde büyük bir onarım geçirerek yenilendiğini göstermektedir. 19.yüzyılın sonlarında çekilmiş fotoğrafta yapı sağlam görülmektedir. Yapının harap hale gelmesi, Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan işgalleri sırasında şehir terk edildikten sonra bütün kentle birlikte yakılması sonucudur. Yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan yapı kalıntılarındaki yanık izleri, ahşap külleri ve çatı kiremitlerinde yangın izleri bunu bütün ayrıntılarıyla ortaya koymaktadır.

Ayverdi çalışmasında, yapının oldukça iyi ahşap sanatı örneği yansıtan bir minberinin olduğunu ancak bu minberin İstanbul Vakıfları deposuna gönderilmekle birlikte daha sonra burada bulunamadığını belirtmektedir [4].

Cami ve avlu kısmında yapılan kazı çalışmalarında güney duvarı ile ilgili herhangi bir kalıntı mevcut olmayıp cami ve avlunun güney duvarlarının derenin karşı tarafında yer almış olabileceğini düşündürür. Yapının kurulduğu arazideki eğim göz önüne alındığı zaman özellikle yağışlı dönemlerde oluşabilecek sel sularından yapının zarar görmemesi amacıyla burada oluşabilecek sel sularının tahliyesinin köprü vasıtasıyla yapıya zarar vermeden tahliyesinin uygun olabileceği düşünülebilir.

Bu alandaki arkeolojik araştırma kazı çalışmaları belirtilen parsel içersinde gerçekleştirilmiştir. Bu sebeple bitişikteki parselde kazı yapma olanağı olmamıştır. Caminin kurulduğu alan engebeli bir arazide olup; sel sularının oluşturduğu dere yatağı haline gelmiştir. Kazıdan iki yıl sonra alanda yaptığım incelemelerde yağışlar sebebiyle alanda toprak aşınması meydana geldiğini; cami ile avlunun güney duvar kalıntılarının belli bir kısmının ortaya çıktığını gözlemleyerek gerekli etüt çalışmasını gerçekleştirdim. Tekrardan burada yaptığımız ölçümlerde camii alanı; 10.77×19.04m, avlu ise 18.50×21.15m ölçülerinde tespit edilmiştir.

KAYNAKÇA

Ayverdi, E. H.(1966) Osmanlı Mimarîsinin İlk Devri I, İstanbul, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları. TAN, T.(1987) Bilecik'te Eski Yapıların İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi.

Çizim: Erdal MEAN (Sanat Tarihçisi)

Çizim 1: Kazıdan sonra yapının mevcut planı Çizim 2: Yağışlar sonucu ortaya çıkan güney duvar kalıntılardan sonra yapının mevcut planı

Resim 1: Osmangazi Camii'nin genel görüntüsü Resim 2: Avludan görüntü

Resim 3: Cami ve avlu kısmında temizlik çalışması Resim 4: Kazı sırasında ortaya çıkartılan kitabe

Resim 5: Cami giriş açıklığı Resim 6: Cami kuzey duvarında yer alan nişler

Resim 7: Avlu içinde temizlik ve kazı çalışması Resim 8: Avluda yer alan künk

Resim 9: Avlu içerisinde yer alan döşeme taşları Resim 10: Caminin doğusunda yer alan merdiven basamakları Resim 11: Avlunun kazı sonrası üstten görünümü merdiven basmakları

Resim 12: Caminin kazı sonrası üstten görünümü. Resim 13: 19.yüzyıl Bilecik fotoğrafı ve Osmangazi Camii

Resim 14: Kitabenin birleştirilmiş hali Resim 15: Osmanlı Dönemi korozyonlu sikkeler Resim 16: Seramik parçaları Resim 17: Ahşap oymacılığında kullanılan İskarpela Resim 18: Kazı sonucunda bulunan çiviler Resim 19: Pencere korkuluğundaki detay

Resim 20: Abdulaziz Dönemi Sikkesi Resim 21: Osmanlı Anonim Sikkesi

Resim 22: Sel sularından sonra ortaya çıkan yapının güney duvarı kalıntısı

Kaynakça ve Notlar

[1] Kitabe Metninin transkripsiyonu Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Edip YILMAZ tarafından okunmuştur.

PDF

[2] Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarisinin İlk Devri I, İstanbul 1966, s. 34.

[3] Mimar Tanja TAN, Bilecik'te Eski Yapıların İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, 1987, s. 16.

[4] Ayverdi, a.g.e., s. 35.

Bu yazı toplam 244 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sadettin Bayram Arşivi