UNESCO'NUN İLAN ETTİĞİ ŞEYH EDEBALİ YILI MÜNASEBETİYLE
14-15 KASIM 2019 DA BOYDAN DEVLETE OSMANLI SEMPOZYUMUNDAN DEĞERLİ BİLİM ADAMI MUSTAFA ÖZÇELİK’İN SUNUMUNDAN ALINTIDIR.
UNESCO'NUN İLAN ETTİĞİ ŞEYH EDEBALİ YILI MÜNASEBETİYLE.
“Kimileri tarihi yapar, kimileri yazar, kimileri yorumlar kimleride okur.”
*
OSMAN GÂZİ ŞEYH EDEBALİ MÜNASEBETLERİ
Bir Selçuklu uç beyi olan Osman Gazi ile Şeyh Edebali’nin münasebeti onun Uludere köyüne yerleşmesiyle başlar. Şeyh Edebali’nin Uludere de ki faaliyetleri Osman Bey’in dikkatini çekmekte gecikmez. Böylece aralarında münasebet başlar.
Şeyh ve dervişleri çok seven Osman Gazi, onun adına hem Uludere de hem de bu gün Şeyh Edebali’nin makamının bulunduğu Eskişehir de merkez Odunpazarı bölgesinde tekke yaptırır. Sık sık onu burada ziyaret eder, ondan dua ve destek ister. “Dini ve idari konularda görüşlerine baş vurur. Münasebet burada da kalmaz. Osmanlı’nın bir devlet olarak kuruluşuna yorumlanan o meşhur rüya hadisesinin ardından Osman Gazi , Şeyh Edebali’ye damat olur. Bu durum Edebali’nin Anadolu’nun geleceğinin uç boylarında gelişeceğine inanmasıyla ilgilidir. Kızını da bu düşünce ile Osman Bey’e vermiş olmalıdır. Böylece Osman Gazi ünü sadece Söğüt’te değil bütün Anadolu da bilinen Edebali’nin ve dolayısıyla ahilerin de desteklerini kazanmış olmaktadır.
Böylece ikili arasındaki münasebetler daha kapsamlı bir seyir izlemeye başlar. Osman Gazi’nin hem şeyhi hem kayınpederi olan hem de Osmanlı’nın ilk kadısı ve müftüsü sıfatını taşıyan Şeyh Edebali o at sırtında, eli kılıçlı Osman’ı Türklüğün geleceği için babasının yerine hazırlar. Ona devlet kurma şuurunu, Osman Turan’ın ifadesiyle “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresini” aşılar, gönlüne nakşeder. Oba idaresini, din ilmini ve savaş taktiklerini öğretir. “Onun en yakın müşaviri ve yol göstericisi olur.” Onu din, devlet, tasavvuf ve terbiye anlayışıyla adeta bir kuyumcu gibi işler. Kara Osman’dan Osman Gazi çıkarır. Onun irşat ve ikazlarıyla manevi temellerini oluşturup geliştiren Osmanlı, her türlü sapkın düşüncenin dışında dinin ana caddesi sayılan Hanif’i-Maturidi çizgisinde yapılanır.
Kısacası “Şeyh Edebali, Kayı Boyunu yaylalarda gezmekte iken bile özünde var olan devlet kurma kıvılcımını ateşler. Bey Ertuğrul Gazi’dir, Osman Gazi’dir ama perde gerisindeki teknisyen Edebali’dir.” Böylece Osman Gazi’nin temsil ettiği maddi güç ile Edebali’nin temsil ettiği manevi güç birleşir ve Osmanlı kurulur. Dolayısıyla Edebali’nin bir fakih, alim ve mutasavvıf olarak yazılı bir eseri yoktur ama onun en büyük eseri Osman Gazi ve Osmanlı devleti olmuştur. Bu yüzden adı Osmanlı Devleti’nin “manevi kurucusu” olmuştur.
Burada Dursun Fakih’e bir parantez açmak gerekir. O da bacanağı Osman Gazi gibi Şeyh Edebali’nin damadıdır ama daha da önemlisi fıkıh (hukuk) alanın da yetiştirdiği en önemli talebesidir. Kayın pederi ŞEYH Edebali’den sonra Osmanlının ikinci kadısı ve müftüsü olmuştur. Karacahisar da Osman Gazi adına okuduğu ilk hutbe, buradaki Uç Beyliğinin idaresi için koyduğu hukuki esaslar, kadılık ve müftülüğünün yanı sıra Osmanlı’nın ilk ilim adamlarını yetiştiren bir müderris olarak ayrıca yazdığı Gazavatnamelerle dönemin ilk şairlerinden biri olarak Osmanlı’nın kurucu zihniyetinin teşekkülünde önemli rol oynamıştır. Zira bu eserleri Hz. Peygamber dönemi gazalarını anlatarak Osmanlı’nın gaza ruhunun hangi anlayışa göre temellendirileceği konusunda öncülük yapmıştır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.