BİR MEDENİYETİN İZ DÜŞÜMÜ VAKIFLAR
Çok değerli okurlarım. Bu yazımız da bir medeniyetin iz düşümü olan vakıflardan bahsedeceğiz. Konu biraz yavan gelebilir ama bence çok önemlidir. Bu yazımda; Prof. Dr. Ufuk GÜLSOY, Prof.Dr. Vahdettin ENGİN, Doç.Dr. Ömer İŞBİLİR, Doç.Dr. Ali Fuat ÖRENÇ, Doç. Dr. Mesut AYDINER, Dr. Ekrem TAK, Dr. Arif KOLAY gibi ilim adamlarımızdan oluşan bir heyetin yazdığı” BİR MEDENİYETİN İZ DÜŞÜMÜ VAKIFLAR” adıyla yayınlanan aynı adı taşıyan kitaptan alıntılar sunacağım. Ayrıca Yine Vakıflar Genel Müdürlüğünün yayınlarından olan “TARİHTE İLGİNÇ VAKIFLAR” kitabından kısa pasajlar sunacağım. Bu yazı bize has bir kültürün yaygın olarak bilinmesine bir katkıdır. Merakla okuyacağınızı ümit ediyorum.
Vakıf Medeniyetinin İz Düşümü Vakıflar kitabının ön sözünden alıntılarla başlıyorum.
“”” İnsan tabiatının derinliklerinde doğuştan var olan paylaşma, yardımlaşma ve diğerğamlık duygularının kurumsallaşmış en güzel tezahür ve ifadesi olan vakıf müessesenin köklerini, değişik bir şekil ve uygulamalarıyla, beşer tarihinin ilk dönemlerine kadar götürmek mümkün görünüyor.
Dışarıya karşı ortak mücadele veren insanlar, kendi içlerinde de aynı dayanışma duygusuyla, topluluklarının zayıf ve muhtaç bireylerini himaye etmeye yönelik bazı “ sosyal örgütler” oluşturuyorlardı. Geçmişte, hemen her gurupta gördüğümüz “ vakıf benzeri” bu tür yardımlaşma ve dayanışma organizasyonları, semavi dinler ve bilhassa İslamiyet ile birlikte “ rıza boyutlu” bir mahiyet kazanıp hızla gelişerek, evrensel nitelikli bir hayır kurumuna dönüştü.
İslâmiyet’in klasik vakıf anlayışına kazandırdığı en önemli kavramlardan biri, “ Allah rızası” mefhumu oldu. İslâm’ın vakıf kurumuna kazandırdığı diğer önemli kavram ise, “ hayır da evrensellik “ anlayışıdır. Bu anlayış neticesinde vakıfların hizmet ve menfaatleri din, mezhep, cinsiyet, ırk ve etnik köken söz konusu edilmeksizin toplumun bütün kesimlerini kapsayacak şekilde genişletildi. Hatta sadece insanlarla da sınırlandırılmayıp, hayvanlar ve doğa, vakfın konusu ve objesi haline getirildi. Böylece “kul kapsamına giren her varlık bundan böyle vakfın doğrudan muhatabı olmaktadır.
Asabiyenin dar sınırlarından kurtarılıp, Allah rızasını kazanmanın en güzel vasıtası haline getirilen vakıf kurumu tarihi süreç içerisinde hızla gelişerek yaygınlık kazandı. İslâm ve Türk dünyasında birbirinden önemli hâyri ve kurumsal hizmetler, yüzyıllarca vakıflar tarafından başarıyla yerine getirildi. Vakıflar, servetin zengin kesimlerinden toplumun daha fakir kesimlerine akışında, sosyal dengelerin korunması ve toplumsal barışın tesisinde merkezi hükümetlerin en önemli yardımcılarıydı. Selçuklular ve özellikle Osmanlılar dönemi vakıflar yönünden tam anlamıyla altın bir dönem oldu. Osmanlı ülkesi kısa sürede hem kurumsal ve hem zihniyet anlamında bir vakıf uygarlığına dönüştü ve imparatorluğun sonuna kadar bu çizgisini önemli ölçüde muhafaza etti.”””
Saygı değer okurlarımız: Vakıf en yaygın tanımıyla, bir malın kullanım hakkını şahsi mülkiyetten çıkartarak ebediyen kamu menfaatine tahsis etmektir. Vakıf medeniyetimizin birçok örnekleri vardır. Hayra yönelik vakıflar, Para vakıfları, Avarız vakıfları, (Osmanlı Devleti’nde, Tanzimat öncesinde, bilhassa savaş ve afet gibi olağanüstü durumlarda ortaya çıkan masrafları karşılamak üzere Padişahın emriyle, halkın doğrudan doğruya devlete vermeye mecbur tutulduğu her türlü hizmet eşya ve para şeklindeki vergi ve yükümlülüklere “avarız” ismi verilmektedir.” Haremeyn (Mekke- Medine) vakıfları, Aile vakıfları, Köle asıllılarla ilgili vakıflar ve İlginç vakıflar gibi vakıfları örnek verebiliriz.
Sevgili okurlar; vakıf medeniyeti muhteşem bir mevzudur, bunu burada bilhassa benim anlatmam mümkün değildir. Bu konuda tatminkâr bilgi sahibi olmak isteyenler Vakıflar Genel Müdürlüğünün yayınlarına başvurabilirler. Ben âcizane olarak Vakıflar Genel müdürlüğünün yayını olan “Tarihte İlginç Vakıflar” isimli kitaptan ilginç vakıfların sadece başlıklarını sunacağım. Yerimiz müsait olursa ilginç vakıflardan sadece bir tanesini iktibas yoluyla sizlere anlatacağım inşallah.
“”” TARİHTE İLGİNÇ VAKIFLAR
Güzel yazı öğreten vakıf
Hastalara ilaç yapan vakıf
Sokak hayvanlarına ekmek veren vakıf
Sakız ağacı diken vakıf
Evinde hastalara hizmet veren vakıf
Kızlara çeyiz hazırlayan vakıf
Duvar yazılarını silen vakıf
Kadın sığınma evi vakfı
İpek böcekçiliğini geliştiren vakıf
Bulaşıcı hastalıkları tedavi vakfı
Çiftçilere tarım aletleri temin eden vakıf
Çeşme tamir ettiren vakıf
İsrafı önleyen vakıf
Sıcak pide dağıtan vakıf
Hayvanlara mera açan vakıf
Yaz günleri soğuk su dağıtan vakıf
Şehit ve sahabe türbelerini tamir eden vakıf
Mevlevihane’ye zeytinlik bağışlayan Nikola kızı vakfı
Deniz kazazedelerine yardım eden vakıf
Donanmayı güçlendirme vakfı
Fakirlerin vergilerini ödeyen kadın vakfı
Yaz ve kışta insanların istirahatı için kamp tesis eden vakıf
Ölçü ile fodula dağıtan vakıf
Çocukları sünnet ettiren vakıf
Çevre ve ormanı koruyan vakıf
Camilerdeki saatleri tamir ettiren vakıf
Yaşlı fakirlere evde hizmet veren vakıf
Yatılı öğrencilere burs veren vakıf
Halkın ve yolcuların hayvanlarını sulayan vakıf
İnsanları hacca gönderen vakıf
Tohum saklayan vakıf
Şehir estetiğini koruyan vakıf
Misafirhane yapan vakıf
Sıcakta sebillere kar koyan vakıf
Yol güvenliğini sağlayan vakıf
Dullar, kimsesizler ve yetimler için vakıflar
Medrese, müderrisler, talebelerle ilgili vakıflar
Ormanlıklar ve zeytinliklerle ilgili vakıflar
Göller, nehirler ve karada ulaşım ile ilgili vakıflar
Hapis, hapishane ve mahkûmlarla ilgili vakıflar,
Borç para verilmesi ile ilgili (Karz-ı hasen) vakıflar
Evleneceklere yardım ile ilgili vakıflar
Kar vakıfları
Nehir kenarına namazgâh yaptıran vakıf
Öğrencilere piknik yaptıran vakıf,
Kışın abdest alanlar sıcak su temin eden vakıf
Tabi afetleri önlemeye çalışan vakıf
Camileri aydınlatan vakıf
Nehir kenarına söğüt diken vakıf
Su kuyusu açtıran vakıf
Muhtaçlara aş evi açan vakıf
Doktorların güzel huylu olmasını isteyen vakıf
Teravihlerde Kaçkar balından şerbet dağıtan vakıf
Hacılar için konaklama yeri yapan vakıf
Hıristiyan esirleri kurtarma vakfı
Helva dağıtan vakıf
Helalleşme vakfı
Güvercin hane yaptıran vakıf
Kitapları tamir eden vakıf
Van Gölüne acil yardım gemisi ihdas eden vakıf
Leylekleri koruma vakfı
Müslim ve gayri Müslimlere mezar yapan vakıf
Tarihi eserlerin iç tasarın ve temizliğine özen gösteren vakıf
İflas eden tüccarlara yardın eden vakıf
Boğazda temiz hava aldıran vakıf
Tarihi eserleri koruyan vakıf
Şifahane yaptıran vakıf
Hayvan ve tohum ıslah eden vakıf
Su vakıfları “””
Gibi daha birçok vakıf adı saymak mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı gibi bir vakıf medeniyeti değildir. Ama Vakıfların birçoğu günümüz de varlığını sürdürmektedir. Bugün bahsettiğimiz vakıfların görevlerini devlet kurumları ve belediyeler üslenmiş durumdadır. İşte Vakıflar Genel Müdürlüğü bunun için kurulmuştur. Bu güzide kurumumuz yurt içinde ve yurt dışında çok önemli hizmetler vermekte olup; ecdat yadigârı birçok cami, mescit, hamam, arasta, han, kervansaray, kışla, baruthane, kule, tabya, debboy, hastane- Şifahane, köprü, bedesten, tren istasyonu, çeşme, imaret, saat kulesi, tekke, türbe, namazgâh, mektep, medrese, rüştiye ve dar-ül kura gibi yerler ya aslına uygun yeniden veya restore edilmektedir. Bu tür hizmetler için Vakıfların her kademesindeki hizmet ehline şükranlarımı ve takdirlerimi sunarım.
DOKTORLARIN GÜZEL HUYLU OLMASINI İSTEYEN VAKIF
Bu vakfın adı: Keykavus bin Keyhüsrev bin Kılıçarslan.
Kurucunun Lakabı: Sultan İzzettin 1. Keykavus bin 2. Kılıçarslan bin 1. Mesut
Kurulduğu yer: Tokat Kuruluş tarihi: 618 H. 1221 M.
“”” Elinden tuttuğu altı yaşındaki çocuk ayakta zor duruyordu. Sol bacağı kütük gibi şişti. Baba çocuğunun tedavisiyle ilgilenmeyen hastane personeline öfkeden ne diyeceğini bilemiyordu. Çünkü herkes onu başından savıyor, bir başkasına havale ediyordu. En sonunda bu ilgisizliğe isyan etti.
-Yeter artık! Bu ne merhametsizlik, bu ne şefkatsizlik? Bana başhekimin odasını gösterin! Başhekimle görüşmek istiyorum. Ortalık bir anda karışmıştı. Hastane güvenlikçileri de devreye girdi ama iş zıvanadan çıkmış, iri yarı baba iki hamlede başhekimin odasına girmeyi başarmıştı. Başhekim bu destursun ve davetsiz misafiri görünce biraz afallamıştı. Ama bacağı şiş ve bandajlı çocuğu görünce meseleyi fark etti… Baba öfkeden kan beynine sıçramış halde haykırıyorken başhekim, sanki orada baba yokmuş gibi eğilmiş, konuşulanlara hiç tepki vermeden çocuğun bacağı ile ilgilenmeye başlamıştı. Başhekimin bu durumu, içeriye kabaca girdiği için öfkeli, aynı zamanda suçluluk psikolojisinde olan babayı hayli şaşırtmıştı. Önce bağırmayı kesen baba, sonra sesini yumuşattı.
-Çocuğumun halini görüyorsunuz efendim. Siz benim yerime olsaydınız ne yapardınız?
Başhekim ayağa kalktı. Beklenmedik cevap verdi.
-Aynen sizin gibi yapardım.
Baba afallamıştı. Öfkesi gitmiş, kendi ruh halini kendisi kadar haklı bulan bu başhekimin önünde ceketini düğümlemişti. Hastaya merhamet gösteren bir hekimle karşılaşmak ne hoştu… Başhekim dedi ki:
-Artık merak etmeyin. Ben gerisini halledeceğim.
-Ama efendim, siz bu kadar anlayışlı ve güzel huylu, dışarıdakiler ise…
Başhekim tebessüm etti:
-Üç gün öncesine kadar ben de onlardan biri olabilirdim. Ama üç gün önce bir belge okudum… Hicri 618 ( Miladi 1221 ) yılında Anadolu Selçuklu Sultanı İzzettin Keykâvus, Tokat Sivas yolu üzerinde bir hastane kurduruyor. Daha önemlisi vakfiyesinde bir talimatname var. Diyor ki: Koca Sultan “ Bu hastanede görev yapacak olan hekimler ve cerrahlar geçim derdinde olmaya. İlim üzere ola. Güzel huylu ve hastalara şefkatli ola…” Vakfiye devam edip gidiyor. Ben bunu okuyalı üç gün oluyor. Ama henüz diğer hekimlerim bundan habersiz. Bu belgeyi anlaşılır halde bastırılıp bütün personele dağıtacağım…”””
Evet saygı değer okurlarımız. Kısaca vakıf ve ilginç vakıflar konusuna değinmeye gayret ettik. Umarım ilgiyle okumuşsunuzdur. Osmanlı bir vakıf medeniyetiydi dedik. Aynı şeyi Türkiye Cumhuriyeti için söyleyemiyoruz. Fakat geçmiş de vakıflar, devletin yapması gereken birçok işi üslenip devletin yükünü oldukça hafifletiyorlardı. Geçmiş de vakıfların yaptığı işleri bugün devletin kurumları üslenmiş durumdadır. Bilhassa belediyelerin bu konuda işlevi daha fazla durumdadır.
Vakıflar birer kurumdurlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü uhdesinde yapılan hizmetlerin küçümsenmesi elbette mümkün değildir. Bizler de birer vakıf şahsiyet olmalıyız. Yoldaki bir taşı almak, bir çeşmeyi temizlemek, yaşlılara yoldan geçerken yardım etmek, yere tükürmemek- çöp atmamak, çevreyi kirletmemek, diğerkâm olmak bizi bir vakıf şahsiyet yapmaya yeterlidir.
Vakıf Haftası vesilesiyle bir duyuru yapmak istiyorum. Biz Ertuğrul Ocağı Derneği olarak “Ertuğrul Sancağında Vakıf eserleri” isimli bir kitabın yazılmasına elhamdülillah başladık. İnşallah başarırız.
Vakıf Haftası dolayısıyle başta Vakıflar genel Müdürümüz Sinan Aksu, Daire başkanımız Hilal Aydemir ve Vakıflar Bursa Bölge Müdürümüz Haluk Yıldız şahsında tüm vakıflara hizmet verenlere buradan saygılarımı sınarım.
Sadettin Bayram
Ertuğrul Ocağı Genel Sekreteri
05. Mayıs 2026
Şen ve esen kalınız.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.