ERTUĞRUL SANCAĞI KURULURKEN SÖĞÜT-BİLECİK REKABETİ
Bilgi ve belge Tarihçi hemşehrimiz Kemal Gurulkan'dan.
Hüdavendigar Vilayetinin bazı kazalarının birleştirilerek Ertuğrul Gazi'ye hürmeten onun adıyla bir sancak kurulmasına karar verilmiştir. Kurulacak sancak için hazırlatılan haritada Ertuğrul Gazi'nin kabri yanlış olarak Bilecik yakınlarında gösterilmiştir. Bu nedenle sancak merkezinin Bilecik olmasına karar verildiği oysa her bakımdan mevcut durumda ve gelecekte göstereceği gelişme kabiliyeti itibariyle Söğüt'ün Bilecik'e göre üstün tarafları bulunmaktadır. Söz konusu dilekçe bu hatadan dönülmesi talebiyle Şura-yı Devlet'e (Danıştay'a) müracaat edildiğini göstermektedir.
Danıştay Başkanlığı Yüksek Makamına
Arz ve izaha hacet bırakmayacak derecede aşikârdır ki; Padişah Efendimiz Hazretleri'nin ulu ceddi, Osmanlı saltanatının kurucusu ve temeli olan Cenâb-ı Hakk'ın yüce rahmetine mazhar Ertuğrul Gazi Hazretleri, Söğüt Kasabası'nın mukaddes toprağında medfundur. Yüce Osmanlı sancağının cihanın dört bir yanına zafer parıltıları saçmaya başladığı yer bu mübarek topraklar olduğu halde; birbirini takip eden büyük meşgaleler, dönemin politikaları ve harp siyaseti sebebiyle, cennet-mekân ve firdevs-âşiyân Abdülmecid Han Hazretleri'nin saltanat devrine gelinceye değin, ulu gâzinin mukaddes türbesi ile Osman Han'ın beşiğinin kurulduğu bu kutlu makam layık olduğu hürmete gereği gibi nail olamamıştı.
Adı geçen merhum Hakan zamanında, bu mukaddes türbe kıymetli örtüler ve halılarla tezyin edilmiş; uzak mesafelerden yüz binlerce kuruş harcanıp ihsan buyrularak âb-ı hayat misali sular akıtılmış, memleket ve türbeyi ziyaret edenler ihya olunmuştur. Ayrıca dört nefer cüzhân tertip edilip türbedarıyla birlikte kendilerine maaşlar tayin olunarak, ulu gâzinin yüce kadrine layık bir surette Ertuğrul Gazi'nin fetihlerle dolu ruhu şâd edilmiştir. Kırım Muharebesi'nde zuhur eden muvaffakiyetlerin de işte bu suretle hâsıl olan ruhani hoşnutluğun bereketinden ileri geldiğine dair beslenen kuvvetli itikadın ebedileştirilmesi gayesiyle, mezkûr Söğüt Kasabası uğur sayılarak en birinci redif merkezi ittihaz edilmiş; depo ve sair yapılar inşa buyrulmuştu.
Meşhur ve faziletli zatların neşet ettiği sıradan köyler dahi Yüce Osmanlı Devleti'nin himayesinde birer hükümet merkezine dönüştürülürken; Ertuğrul Gazi'nin mukaddes kabri ile ulu Osman Han'ın beşiğinin kurulduğu bu yerin layık olduğu hürmet ve şerefe ulaştırılması amacıyla, idari teşkilatının kazaya tahvil edilmesi hususu son zamanlarda vilayet merkezinden Bâbıâli'ye arz olunmuş; buna istinaden ahali tarafından dahi Padişah Hazretleri'nin şevketli eşiğine keyfiyet iletilmişti. Bunun üzerine Padişah Efendimiz Hazretleri'nin derhal şerefle zuhur eden hususi irade-i seniyyesiyle Söğüt'ün idaresi kaza statüsüne yükseltilmişti.
Birkaç ay evvel ise, asayişin koruyucusu olan saadetli Padişahımızın devr-i saltanatında, adı geçen ulu gâzinin kadrini bir kat daha yüceltmek üzere; Söğüt, Bilecik ve diğer bazı kazalardan mürekkep olarak Ertuğrul Gazi namına bir sancağın kurulmasına vilayetçe karar verilmiştir. Durum Bâbıâli'ye ve oradan da takdirle Şehinşâh Efendimiz Hazretleri'nin haşmetli huzuruna arz olunduğunda, evvelce olduğu gibi yine ulu gâzinin aziz hatırasına hürmeten bu mühim irade-i seniyye derhal sadır olmuştur.
Fakat istihbaratımıza göre; Bilecik'ten tanzim edilip takdim olunan bir haritada mezkûr Bilecik merkezde, ulu gâzinin türbesi ise hilaf-ı hakikat olarak Bilecik ile Söğüt arasında gösterilmiş; bu yanıltıcı bilgi sebebiyle yüce makamlarca mezkûr sancağın merkezinin Bilecik olarak intihap buyrulduğu anlaşılmıştır.
Halbuki Söğüt; hem vilayet merkezine hem de Kütahya'ya yirmi dörder saat mesafede bulunması hasebiyle tam bir orta noktada yer almaktadır. Bununla birlikte ezelden beri Mutlak lütuf sahibi olan Allah'ın, ulu Osmanlı saltanatının doğuş yeri olsun diye yarattığı bu toprağa bahşettiği fıtri kabiliyet; her cihetten merkezliği hak etme hususunda Söğüt'ü Bilecik'ten çok daha layık, imar ve terakkiye çok daha müsait kılmaktadır. Üstelik İzmit, Karamürsel, Konya ve Şam gibi ana yolların güzergâhında bulunması sebebiyle, ileride inşa edilecek demiryolları ile umumi yolların burada birbiriyle kavuşacak olmasından ötürü sayısız bir ehemmiyeti haizdir.
Yüce Devlet Hazinesi'nin müzayakalı ve darlık içinde bulunduğu bir vakitte, hiçbir karşılık gözetilmeksizin mezkûr yüce isim adına bir sancak teşkiline dair lütfedilen mutlak padişah izni, yalnızca ulu gâzinin aziz hatırasına hürmete dayalıdır. Hal böyleyken; Ertuğrul Gazi nam-ı âlisine teşkil buyrulan livanın merkezinin, arz olunduğu üzere bizzat gâzinin medfun bulunduğu ve her bakımdan buna yakışan memleket olması gerekirken, yanlış beyanlar ve ifadeler neticesinde başka bir mahal olarak tayin edilmesi, Padişahımızın Ertuğrul Gazi'ye beslediği mümtaz hürmete ve güdülen yüce maksatlara hiçbir cihetten muvafık düşmeyecektir.
Bu bakımdan; adı geçen ulu gâzinin iftiharla ziyaretçisi ve hizmetkârı olmamızın verdiği cesaretle, daha evvel padişahımızın yüce mâbeynine ve bazı yüksek makamlara telgraflarla hakikati arza cüret ettiğimiz gibi, bu defa da işbu arzuhalimizle zât-ı âlilerinin yüce huzurunu meşgul etmeye cesaret eyledik.
Bu hususta ve her ahvalde emir ve ferman, emir sahibi veliyyü'l-emrindir.
26 Ekim 1885
Mehmed Said Es-Seyyid Mehmed Tevfik, Kuddusi Ağazade Es-Seyyid Ali, Hacı Edhem Beyzade İbrahim, Musa Ağazade Es-Seyyid Mehmed Salih, Hacı Alizâde Süleyman Saib, Hacı Molla Abdullahzade Hüseyin, Ali Ağazade Recai, Sadık Efendizade Mehmed Sani, Hacı Kâmil Beyzâde Hüseyin.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.