Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

KOLLEKTİF GÜÇLER

KOLLEKTİF GÜÇLER

Değerli okuyucularım son yazı serimizde savunma sanayinin kapısını savaş çalmaya başlayınca ne gibi zorluklar yaşayıp varlıklarına devam edebilmek için nasıl akla gelmez yöntemler uyguladıklarına ilişkin örnekler vermiştik. Çevremizde yaşanan bölgesel çatışmalarda da bunun güncel örnekleri bulunmaktadır. Dilerseniz bu hafta ulusların ve bireylerin yaşamında onları üstün kılıp kalıcı olmalarını sağlayacak olan esasların birisinden, “KOLLEKTİF GÜÇLERDEN” bahsedelim.

Dilerseniz kollektif gücü insanlık tarihinin en büyük sosyologlarında olan Ibn Haldun ve geçen yüzyıldaki takipçisinin yaklaşım ve ifadeleriyle açıklayalım. Ibn Haldun bir sosyolog olarak konuyu bütünsel boyutta ve toplumsal olarak ele almaktadır. Ibn Haldun’a kollektif üç oluşumu şu şekildedir.

Ulusu meydana getiren üyeler arasında bağlılık arttıkça dayanışma ortaya çıkmaya başlar ve kollektif güç artar. Dayanışma sonucu oluşan ortak köken, değerler ve aidiyet birlikte hareket etmeyi kolaylaştırır ve ortak kimlik şekillenir. Ortak kimlik bir süre sonra ortak amaçları yaratır ve paylaşılan hedefler topluluğun enerjisini yönlendirir. Burada liderlerin rolü unutulmamalıdır. Liderin otoritesi, güçlü toplumsal destek ve dayanışmayla pekişir. Devamında örgütlenme ve süreklilik gelir. Ulusu meydana getiren bireylerin tek başına sahip olmadıkları güç ancak kollektif güç ile mümkün olur. Günümüzde bile bir şaheser olarak varlığını koruyan Mukaddime, konu hakkında çok daha fazla detaya sahiptir ve tekrar tekrar okunmayı beklemektedir.

Ibn Haldun’u en iyi anlayan ve tekrar yorumlayan geçen yüzyılda yaşamış bir sosyologdur. Söz konusu sosyoloğun okuyucularının tamamı alanlarında ve ülkelerinde yönetici ve lider olmuşlardır. Yazarın fikri yapısının oluşmasına en büyük katkıyı sağladığı liderlerden birisi de Atatürk’tür. Atatürk yazarın birçok eserini okumuş, notlar almış ve daha da önemlisi okuduğu esasları uygulamıştır. Kütüphanesinde yapılacak küçük bir araştırmada bile durum görülecektir. Dilerseniz yazarın eserlerinden küçük alıntı ve eklemeler ile konuya devam edelim.

Bir ulusun gücü oluşturduğu sağlam birlik ile mümkündür. Bir ulus bütün vatandaşlarında aynı duyguları, aynı düşünceleri dolayısıyla aynı eylemleri oluşturmaya yetenekli BİR İDEALE sahip olunca sarsılmaz bir güce sahip olur. Tarihsel bir örnek vermek gerekirse Prusya’nın yaptığı hayati uygulamalar bunun en güzellerinden birisidir. Prusya döneminde yöneticiler tarafından okul ve kışla yardımıyla yaratılan dünya hakimiyeti ideali ile Almanlar arasında yüzyıllar boyunca süren kargaşa ve anarşi kayboldu.

Bireysel ruh ve ulusal ruh arasında birbirini tamamlayıcı bir ilişki vardır. Bir ulus, uzun süre kollektif çabaya yönlendirildiği zaman kişisel ruhlar üzerine toplumsal bir ruh koyar. Bunu başaran uluslarda toplumsal ruh bireysel ruha tamamen hâkim olur. Bu gerçekleşince bireysel ruhun göstergelerinden olan gurur, şan güç tutkusu gibi bütün duygular kollektif olur.

Kollektif olanın bireysel olan yerine geçmesi zekayı yükseltmez. Ancak bunu gerçekleştiren ulusa büyük bir güç kazandırır. Tarihsel dönemde askeri ve ekonomik üstünlüğe sahip olmayı sağlayan bu değişim günümüzde teknolojik üstünlüğe sahip olmaya da neden olmaktadır.

Kollektif duygular, bireysel duyguların bağlı olduğu yasaya yani gücü pek çoğalan bir ihtirasın diğer bütün ihtiraslara hâkim olması yasasına bağlıdır. Bazen hırsı, gururu artan uluslar barışı koruma, sanayi, ticaret liderliği gibi amaçlarını terk ederler. Bu durum büyük savaşların yaklaşmakta olduğunun bir göstergesidir.

Halk yığınlarının ruhunda duygular yaratmak nispeten kolaydır. Ancak bazen aniden, çoğunlukla da zamanla ortaya çıkan duyguları kontrol etmek zordur. Bu duygular gittikçe büyüyerek artık kontrol edilemez kuvvetler haline gelirler.

Bir ulusun ruhu, yüzyılların sağlamlaştırdığı, atalardan gelen unsurların birikimini temsil eder. Bu sağlam ve mükemmel yapıyı granit bir kaya kütlesine benzetebiliriz. Bu mükemmel kaya üzerine, eğitim ve çevrenin oluşturduğu kişisel ruhların değişken unsurları dalgalar gibi çarparlar.

Bir ulus ancak kollektif bir bilinç sahibi olduğunda sağlamlığa kavuşur. Buna ulaşabilmek için bazen yüz yıllara gerek vardır. Bazen ender bir durum da yüzyıllara gerek kalmaz. Kışlalarındaki disiplinli yaşam ile yüzlerce eyalete bölünmüş Prusya’dan 50 yıl gibi kısa bir sürede güçlü bir Alman ulusu ortaya çıktı.

Değerli okuyucularım kollektif güçler konusunda yazılması gerekenler bunlar ile sınırlı değildir. Okudukça ruhunuzda farklı zihinsel, bilişsel pencereler açacak bir konu ve metinler ile bu hafta sizlere yazmaya çalıştım. Belirli dönemlerde tekrar tekrar okuduğunuzda inanın zihinlerinizde yeni ufuklar açılacaktır. Yeni yazımızda yeni bir konuda görüşmek dileğiyle….

Bu yazı toplam 171 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR Arşivi
SON YAZILAR