Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

EKONOMİK SAVAŞLAR

EKONOMİK SAVAŞLAR

Değerli okuyucularım, günümüzde yaşanan en yıkıcı savaşlardan birisi ekonomik savaşlardır. Değişen dünya koşullarında meydana gelen askeri savaşlardan daha geniş kapsamlı ve yavaş yavaş milletlerin sonunu hazırlayan ekonomik savaşların esasları diğer konularda olduğu gibi az bilinmektedir. Hatta birçok askeri savaşın temelinde askeri nedenlerden çok ekonomik nedenler yatmaktadır. Bu kapsamda konu ile ilgili ve son derece gerçekçi esasları içeren kaynak/kaynaklardan bazı aktarımlarda bulunalım.

- Bazı ekonomik savaşlar askeri savaşlar kadar yıkıcıdır. Ekonomik mücadeleler birçok ülkenin yıkılmasını doğurmuştur. Tarih bunu gösteriyor.

- Rekabetsiz, dolayısıyla da endüstriyel mücadeleler olmadan gelişme olmaz.

- Zamanımızda ekonomik bir savaş galibini zenginleştirebilir. Askeri bir savaş galibini uzun müddet için harap eder. Yeteri derecede tekrar eden deneyler bu gerçeğin doğruluğunu ispat edince, uluslararasındaki ilişkiler başka bir şekle girecektir.

- Üretimiyle bir milleti yavaş yavaş istila eden bir ulus o milleti silahla yenmiş kadar mükemmel bir şekilde hakimiyet altına alır. Ekonomik bağımlılık çarçabuk siyasi bağımlılığı yaratır.

- Askeri ittifaklar kolaydır. Çünkü ortak çıkarları birleştirir. Devam eden ekonomik ittifaklar ise hemen hemen imkansızdır. Zira ortakların siyasi ve ticari çıkarları birbirinin aynısı değildir.

- Sanayi ve ticaret hususunda hiçbir gümrük duvarı, hiçbir devlet müdahalesi ve hiçbir yönetmelik mesleki kabiliyetsizliği (ticari ve sanayi konusundaki yeteneksizliği) ve girişim eksikliğini faydalı bir şekilde koruyamaz.

- Bir millet üstünlük ve ileriliğe erişmiş bir ekonomi dalına, mesela tarımcılığa sahip bulunduğu vakit, başka diğer atılımlardan bu sanatı en üstünlüğe ve yükseğe vardırmaya çalışmalıdır. (Buraya artık teknoloji de eklemeliyiz)

- Sanayisi kişiye bağlı olan ülkelerdeki sanayi, yabancı ülkelerdeki birleşik şirketlere karşı savaşamaz.

- Alman sanayisinin büyük başarısı, aynı cins mal üreten sanayicilerin anlaşmalarını sağlamak ve bu şekilde üretimi pek ucuza mal etmektir.

- Silah elde yapılan savaşlar geçici bir hal, ekonomik savaş ise devamlı bir durum oluşturur.

- Fikirlerin yönünün tümüyle değişeceği günü beklerken, dünya şüphesiz ekonomik ve askeri mücadelenin birbiri ardı sıra geldiklerini ve birinin öbürünü doğurduğunu görecektir.

Evet değerli okuyucularım, son cümlenin sonuçlarını her gün görmekteyiz. Yukarıdaki esaslara ulaşmış uluslar arasında yaşanan savaşlar henüz bu yetkinliğe ulaşma konusunda emeklemekte olan bizim gibi ulusları tabi ki olumsuz şekilde etkileyecektir.

Özet olarak aktardığımız gibi yakın tarihte şiddeti artan uluslararası gelişmelerin, mücadelelerin kökenlerinde ekonomik savaşlar yatmaktadır. Çözüm şekilleri ise son aşamada askeri mücadele şeklinde kendini göstermektedir. Ekonomik olarak öne çıkan ülkeler bu üstünlüklerini askeri yöntemler ile koruma yolunu seçmektedirler. Ekonomik üstünlüğünü kaybetmekte olan bazı ülkeler ise rekabet edebilmek için askeri yöntemleri öne çıkartmayı denemektedirler. Özellikle teknolojik gelişmelerde belirleyici rol oynamaya başlayan özel doğal kaynakların sahipliği gelecek yıllarda istenmeyen askeri çatışmalara neden olabilecektir. Anılan kaynaklara sahip olan ülkeler ekonomik ve askeri üstünlüğe sahip olurken bu kaynaklarını kullanamayan veya başkalarının kullanımına sunan ülkelerin coğrafyaları çatışma alanına dönüşecektir. Zaten doğal kaynaklarını kullanamamak ilkelliğin bir göstergesidir.

Ekonomik savaşlar dediğimizde aklımıza sanayi ve teknoloji gelmektedir. Ancak onların dışında ve en az onlar kadar etkili olmaya başlayan diğer değişkenler tarım ve tabi kaynaklardır. Gelecek dönemde ekonomik ve askeri çatışmalara neden olabilecek bir diğer unsur da tarımsal üretimdir. Tarımsal üretim yeteneğini kaybeden uluslar hem tarımsal alanlarını hem de doğal kaynaklarını bu yeteneklerini kullanan uluslara teslim etmek zorunda kalacaklardır. Özellikle suyun gittikçe azalması büyük askeri ve siyasi operasyonların ana nedeni olacaktır. Bu kapsamda sağlıklı su kaynakları hızla azalmakta olan bizim gibi ülkelerin geleceği yapacakları kısa, orta ve uzun vadeli planlar ve bu kritik planların uygulamalarına bağlıdır. Unutmayalım gelecek sanılandan çok daha yakındır. Bu kapsamda alarm çanlarının çaldığı yerlerden birisi de yaşadığımız coğrafyadır. Yeni bir yazı ve konuda görüşmek dileğiyle.

Bu yazı toplam 179 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR Arşivi
SON YAZILAR