EĞİTİM VE ÖĞRETİM
Değerli okuyucular uzun zamandır yazmayı planladığım bir konuyu şimdi yazmanın şart olduğun anladım. Eğitim kişilerin ve özellikle milletlerin yaşamında inkâr edilemez ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Milletlerin yaşamı ile ilgili yazdığım yazılardan da hatırlanacağı gibi bir millet daima canlıdır. Üyelerinin bir kısmı yaşlanıp hayattan ayrılırken yerlerini yenileri alır. Eğer yeni gelen ayrılandan aşağı ise uluslar yavaş yavaş veya hızla milletler mezarlığında tarihe gömülürler. İşte milletlerin hayatına yeni katılan bireyleri üstün kılacak konuların başında eğitim gelmektedir.
Eğitim her dönem tartışılan ve üzerinde en çok operasyon yapılan bir konudur. Bu kadar çok tartışılması yapılan değişikliklerin başarısızlıklarından ve hayatın gerçeklerine uymamasından kaynaklanmaktadır. Başarılı uygulamaları başlatacak kişiler ise eğitimin esasları ve hayatın gerçeklerine tam olarak hâkim olanlardır.
Bir medeniyet yaşamı boyunca farklı farklı evrelerden geçer. Uygarlıkların yaşamsal evreleri bir öncekinden farklıdır. Her yeni evre yeni ihtiyaç ve zihniyetlere ihtiyaç duyar. Her yeni evre koşullara bağlı ve uyumlu eğitimi zorunlu kılar. Geçmişin gerekliliklerine bağlı kalmakta ısrarcı olmak ve bu esasların ötesinde bir amacı olmayan eğitim gerçeklerden uzaklaşmaktan başka bir şey değildir.
Eğitim ile beslenme arasında benzerlik olduğunu düşünmek yanlış değildir. Öğretimin verdiği entelektüel gıda maddi gıdalar ile kıyaslanabilir. Nasıl besleyen gıda yenilen gıda değil de sindirilen gıda ise benzer şekilde öğrenilen şey anlatılan bilgi değil uygulamaya dönüştürülen bilgidir.
Kişinin sahip olduğu yetenekleri geliştiren eğitim en yararlı eğitimdir. Bu şekilde öğrenci yararsız çaba gerekmeksizin en iyi kazanımları elde eder. Bütün öğrencilere standart aynı eğitimi vererek sınırsız çaba göstermek yüksek performans değil bilakis hayal kırıklığı yaratır.
Karakter eğitimin benimsemiş ve uygulamaya koymuş uluslar bu gerekliliğin farkında olmayan veya hatalarında ısrarcı olan uluslara göre çok daha ileridedirler. Bu üstünlükleri hayatın her alanında kolayca hissedilir.
Zekanın yetiştirilmesine özgü olan yöntemler çeşitlidirler. Buna karşın karakter üzerinde etki yapmak için tek bir yöntem vardır. Yeteneklerin uygulamaya geçirilmesi. Karakter eğitimi olmadan girişimcilik, sebatkarlık ve irade kazanılamaz.
Uygulamalı eğitim yöntemi ve askeri disiplin sayesinde farklı toplumlara ait sıradan bireylerden güçlü toplumlar ortaya çıkmıştır. 300 eyaletten oluşan Prusya parçalanması ve işgalinin yakın olduğunu fark edince çareyi bu esasları uygulamakta bulmuştur. Kışlalarda oluşturulan disiplin bir süre sonra ortak duygu ve düşüncelerin temellerini oluşturmuştur. İlk eğitiminden üniversite eğitimi dahil uygulamalı eğitim ile güçlü bir toplum düzeni sanayi yaratmıştır. Benzer şekilde asırlar boyunca oluşan iç disiplin ve karakter eğitimine (uygulamalı eğitim) sayesinde İngilizler farklı kıtalarda güçlü sistemler yaratmışlardır. Avusturalya, Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda gibi ülkeler bu iç disiplin ve güçlü eğitim sisteminin birer sonucudur.
Uygulamalı eğitim en güzel örneği askeri eğitimdir. Bireysellik ötesinde toplumsal düşünce ve uygulamanın çarpıcı örnekleri bu eğitim sisteminde görülür. Orada alına eğitimler sonrasında davranış şekilleri otomatikleşir. Herhangi bir eğitim ya da sistem sistemi eğer yaralı bilinç dışı otamatizmler yaratmayı başarıyorsa mükemmeldir. Disiplin birçok şeyin yerine geçebilir. Buna karşın diğerlerinin hiçbiri disiplinin yerini tutamaz. Disiplin iradeyi yaratır ve güçlendirir. Başarı için irade ve muhakeme ikilisi birbirini bütünler. İradesiz muhakeme muhakemesiz irade kadar yararsızdır.
Şimdilik eğitim konusuna kısa bir giriş yaptık. Yeni yazımızda görüşmek dileğiyle…..

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.