PROF. DR. İLBER ORTAYLI İLE ÜÇ GÜN
Değerli okuyucularım önceki yazılarımdan da hatırlanacağı gibi bir milletin ayırt edici gücü nüfusunun sayısından çok sahip olduğu üstün yetenekli kişilerinin sayısı ile ölçülmektedir. Ulusları emsalleri arasından öne çıkan husus, üstün nitelikli kişileri tespit edip onlara gerekli imkanları sunması ve hak ettikleri yerlere getirme iradeleridir.
Doğa az sayıda özel nitelikte varlıklar yaratır. Bir ağacın binlerce tohumu arasında sadece birkaçı özel yetenekleri taşıyan genlere sahiptir. Ancak bu özelliklere sahip olanlardan şanslı olanlar ayırt edici genlerini gelecek nesillere aktarabilirler. Üstün özelliktekiler ancak uygun yaşam koşullarına ulaşabildiklerinde varlıklarını devam ettirebilirler. Bir akasya ağacını düşündüğümüzde yılda genlerini taşıyan binlerce tohum üretir. Binlerce tohum içerisinden üstün genlere sahip olanlardan şanslılar sulak, verimli topraklara ulaşır ve taşıdığı üstün nitelikleri gelecek nesillere aktarır. Şansız olanları ise rüzgâr bir kayanı üstüne sürükler. O da güneşin kavurucu ışınları altında toza dönüşür.
Okuyucularımız girişin Prof. Dr. İlber Ortaylı ile ne gibi ilişkisi olabileceği düşünebilir. Kamuya mal olmuş değerli bilim insanı Prof. Dr. İlber Ortaylı ayrıcalıklı bir kişidir. Kendisi hayata hem şanslı hem de çok şanssız bir şekilde başlamıştır. Şanslı yönü ailesinin geçmişidir. Dönemin ileri gelen aristokrat ailelerinden birisinin çocuğudur. Burada sözü hocamıza bırakalım. “Annem Dil Tarih’te hocaydı. Kırımlı asilzadedir, edebiyat okumuştur Rusya’da. Kırım ve Rusya’yı 40 yaşıma kadar görmedim, Rusça’yı da o yaştan sonra öğrendim. Anadilimin Rusça olduğunun söylenmesine annem çok kızardı çünkü o Rus değil müftüler bulunan bir aileden geliyordu.” Şanssız yönü ise gözlerini sürgünde açmasıdır. Hayata zorluklar ile başlamasının nedeni II. Dünya savaşı sonrası Stalin zulmünün ağır etkileriydi. Zulümden kaçan Kırım Türkü Şefika Hanım ve Kemal Bey’in oğulları İlber 1947 yılında Avusturya’da mülteci kampında dünyaya geldi. Aile, İlber 2 yaşındayken Türkiye’ye göç eder. Burada size Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın hayat hikayesini anlatmayacağım. İlber Hocanın hayatı hakkında detaylı bilgilere kolaylıkla, kısa bir gayret ile ulaşılabilir. Şimdi Prof. Dr. İlber Ortaylı ile uzun sayılabilecek bir süre birlikte olmamızın nedeni ile kendisi ile geçirdiğim özel anlardan kısa bir özet sunacağım.
Değerli dostum Dr. İnanç Atılgan, 06.06.2024 tarihinde Osmanlı tarihçisi ve dilbilimci Joseph von Hammer-Purgstall’ın 250. Doğum gününe özel bir akademik etkinlik düzenleneceğini bildirdiğinde büyük bir heyecan duydum. Sempozyuma katılım özel davet ile olacaktı. Haberi alır almaz konuyla ilişkili özel bir konu arayışına giriştim. Doğu tarihi ve özellikler dilbiliminin araştırmalarının merkezi olan Avusturya’da ve konunun duayenlerinin katılacağı bir sempozyuma kabul alıp varlık gösterebilmek için az bilinen bir konuyu seçmeliydim. Bu kapsamda Ahi şecerenameleri ile sempozyum konusunu bütünleştirmeye çalıştım.
Sempozyumun özel davetlisi Prof. Dr. İlber Ortaylı’ydı. Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Günümüzde Hammer’in Önemi” hakkında konuşarak sempozyumun açılışını yaptı. Ben “Joseph von Hammer-Purgstall Eserlerindeki Esnaflar ve Ahi Şecerenamelerindeki Karşılıkları”, kültür bilimci Dr. İnanç Atılgan “Lezzet Elçisi Olarak Hammer: İstanbul Yemek
Kültürü”, çeviri tarihi alanında uzman olan Prof. Dr. Sâkine Eruz ise “Çevirinin Dünü ve Bugünü” başlıklı bildirileri sunduk.
Yazımızın konusuna gelirsek ülkemizin yakın dönemde sahip olduğu önemli değerlerden birisi Prof. Dr. İlber Ortaylı’dır. Her vefat gibi kendisinin kaybı da çok erken oldu. Özel bir sempozyuma davet almak kadar İlber Hoca ile birlikte olmak heyecan verici bir olaydı. İnanç hocamız ile birlikte İlber ve Sâkine hocalarımızı hava alanında karşıladıktan sonra Viyana’dan Graz’a kadar birlikte yolculuk ettik. Sempozyum öncesinde ve sonrasında neredeyse zamanımızın çoğu İnanç ve İlber Hocamız ile birlikte geçti. Viyana’ya dönüşü diğer yoldan Avusturya Alpleri üzerinden yaptık. İlber, İnanç ve Sakine hocalarımız ile geçen bu zaman tam bir kültür boşalması idi. İlber Hocamızı Türkiye’ye uğurlamak yine bize nasip oldu. Kısa bir tanışmanın vereceği hazzın ötesinde dolu dolu geçen 3 gün hayat boyu unutulamayacak bir andı.
Okuyucularımız haklı olarak soracaklar. “İlber Hoca ile birlikte geçirdiğiniz zamandan edindiğiniz intiba, kazanımlar nelerdir?” Kısaca ifade etmek istersek;
- İlber Hocamız faaliyet öncesi çok iyi hazırlık yapan bir bilim insanı. Hava alanından itibaren küçük defterine notlar alıyordu. Nedenini sempozyum açılışında anladık. Hocamız tuttuğu notlardan yararlanarak sempozyumun ilk konuşmasını yaptı.
- İyi bir lisan bilmek bir bilim insanı için olmazsa olmazdır. İlber Hocamız değil bir lisan farklı kültürlere ait 7 lisana bilimsel düzeyde, her boyutta hakimdi.
- Bilim dünyasında saygın olabilmek çok az kişiye nasip olunabilecek bir şans. Kendi dalında dünya çapındaki bilim insanlarının İlber Hocaya gösterdikleri saygıyı görünce çok daha çalışmam ve daha az uyumam gerektiğini bir kez daha anladım. Gerçek başarı, sürekli olarak gösterilen gayret ve iradenin bir sonucu.
- İlber Hoca ve diğer değerli hocalarımız ile birlikte geçirdiğimiz zamanda konuşulan konuları burada aktarmak etik olmaz. Birlikte geçirdiğimiz süre boyunca edindiğim intiba İlber Hocanın bilinenden çok daha fazlası olduğudur. Onca ülkede yaşayıp akademik olarak en tepelerde saygı görmesine rağmen vatanını ilk sıraya koymuştur.
- Bir konuyu gerçek boyutta eksiksiz bir şekilde öğrenebilmek çok az kişiye nasip olunabilecek bir özellik. Ancak böyle kişiler kapsamlı bir konuyu birkaç cümle ile özetleyebilirler. İlber Hocamız detay konuları bile birkaç cümle ile sonuçlandırabilmekteydi.
Son bir cümle ile özetlemek gerekirse; İlber Hocamız milletine karşılıksız sadakatle bağlı gerçek bir vatanseverdir. Son zamanlarında bağrında çıktığı milleti coğrafi bölgeye sığdırmak, hayal ürünü kavramlar yaratmak isteyenlere hak ettikleri karşılığı verdi.
Bizim gözümüzden İlber Ortaylı Hocamız gençlere neler tavsiye ederdi diye düşünürsek ilk akla gelen gerçek bir vatansever olmalarıdır. Çok çalışıp işlerinde en iyisi olmalarıdır.
Büyük yetenekler zor yetişir. Tarih ancak bazı dönemlerde milletlere böylesi hazineleri bahşeder. Kaybettikten sonra eşsiz hazinelerin yerine konması ise zordur. Bu yüce milletin tarihinden bir İlber Ortaylı geçti. Ümidim ve duam en kısa zamanda milletimizin bağrından yeni bir İlber Hocanın çıkması. Yazımızı İlber Hocamız ve sempozyumdan birkaç görsel ile sonlandıralım.

Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Dr. İnanç Atılgan hocalarımız ile Graz’da kahvaltı

Prof. Dr. İlber Ortaylı “Günümüzde Hammer’in Önemi” başlıklı açılış konuşmasını yaparken.

Diplomasi Akademisi Başkanı Büyükelçi Emil Brix, Prof. Dr. İlber Ortaylı ile birlikte Graz’daki Karl-Franzens Üniversitesi’nde sohbet ederken.

Sempozyumda konumuzu sunarken

Joseph von Hammer-Purgstall’ın günümüzdeki torunu ile molada sohbet ederken.

Sempozyumda sunum yapan değerli bilim insanları ile hatıra fotoğrafı

Prof. Dr. İlber Ortaylı Hocamızı ülkemize uğurlarken. Birkaç gün sonra ben de başka bir akademik faaliyet için Bükreş’e geçiş yaptım.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.