SAVAŞ VE MİSTİSİZM
Değerli okuyucularım, şu günlerde hangi TV kanalını açsak karşımıza savaş sahneleri ve bunlara ait yorumcular çıkmaktadır. Farklı fonksiyonel geçmişe sahip bu yorumcular savaşa ait bir sahneyi veya bir silahı açıklamaya çalışmaktalar. Savaşın görünen nedenleri anlatılanlar olsaydı bu olgulara bir şekilde birileri çare bulur, bu yıkıcı olaylar önceden önlenirdi. Ancak savaşın gerçek nedenleri bilinenlerden oldukça farklı olduğu ve bu pek bilinmediği için yapılamamaktadır.
Savaşın nedenlerini anlayabilmek için önce savaşan ulusları harekete geçiren mekanizmaların kaynağına inmek gerekmektedir. Savaş karşılıklı iki ulus arasında başlamaktadır. Bazen savaşlar genişlemekte, birçok ulusu içine çekmektedir. Peki savaşın görünmeyen ilk nedeni nedir diye düşündüğümüze karşımıza ulusları harekete geçiren akla gelmeyen, bilinmeyen güçler çıkmaktadır.
Uygar veya ilkel olsun her ulusu harekete geçiren güç akıl değil mistik ideallerdir. Zekâ mantığı yaşamımızı kolaylaştıran buluşları yapar. Duygusal mantık, yaşamın beğendiğimiz yönünü belirleyerek bizi harekete geçiren nedenleri yönetir. Toplumsal mantık ise ahlakı ve toplumsal yaşamı yönetir. Ancak bu mantık hiyerarşisi özel yasalara bağlı olarak ortaya çıkarlar.
Yaşamın temelinde organik boyut bulunur. Bu boyutta yaşam oldukça eşit düzeyde gerçekleşir. Her insanın kalbi aynı esaslar ile çalışır. Bir insan, bir kuş ve aslanın hücreleri duygusal yaşamın ve özellikle tüm yaşamın iki büyük kanalı olan zevk ve acının yönetiminde aynı mekanizma ile çalışır. Buna karşın duygusal yaşam boyutunda, duygular, arzu ve istekler boyutunda tam bir eşitlikten söz edilemez. Sevgi, kıskançlık, kin, cesaret gibi duygular bireylerin bazılarında yok denecek düzeyde varken, bazılarında çarpıcı şekilde görülebilir.
Herhalde buraya okuyucunun aklına şu soru gelecektir. Peki konu savaş iken bu bilgilere ne gerek var? Girişte de belirttiğimiz gibi savaş tekil boyutta gerçekleşen bir olgu değildir. Başlangıçta bireylerin ve ulusların yaşamlarını belirleyip kararlaştıran olgular duygusal, mistik ve toplumsal etkenlerdir.
Şimdi dilerseniz insanları ve toplumları yönlendiren ve az bilinen mistik güçlerden biraz bahsedelim. Mistik güçler farklı dönemlerde farklı şekillerde ortaya çıkmışlardır. Dini mistisizm, siyasi mistisizm, toplumsal mistisizm gibi ortaya çıkabilen bu olgunun kendine ait özel işleyiş esasları vardır. Duygusal ve mistik mantıklar için ortak olan tek karakter her ikisinin akılsal devamlılıktan uzak ideallerin kabul ve onayları ile işe başlamalarıdır. Zaten akıl ve mistisizm birbirini anlamayan, birbiriyle uyuşmayan alanlarda varlık gösterirler. Defaten tekrar ettiğimiz gibi mistik zorlamalar akılcı neden ve kanıtları dikkate almadığı gibi nesnel gereksinimleri de hesaba katmaz. Mistik zorlamalar karşısında bilimsel gerçekler, sevgiler bile kaybolur. Zihinsel yayılma sayesinde mistisizm kollektif olur, hızla ve kolayca yayılır. Oluşan bu mistisizm kısa süre sonra inananlarına büyük ve yenilmez bir güç verir. Hiçbir kimse mistisizmin etki ve tesirinden tamamen kurtulamaz.
Buraya kadar belirttiğimiz gibi insan davranışlarının nedenleri arasında olan mistisizm en güçlü olandır. Tarihi yaşatan kuruntuların ana kaynağı mistisizm olmuştur. Mistik duyguların etkileri altında büyük imparatorluklar kurulmuş, birçok imparatorluk ve devlet de bu etki sonucu yıkılmıştır. Yaşadığımız dünyada bugün bile varlığını hissettiren sistem ve devletler mistisizm ile var olmuşlardır. Çağdaş dünya bu etkilerden ne kadar kurtulduğunu düşünse ve iddia etse de bu gerçek bunun tam tersidir. Günümüzde insanlık mistik güçlere şimdi olduğu kadar hiçbir tarihi dönemde bağımlı ve esir olmamıştır. Geçmişte olduğu gibi bugünlerde de yaşadığımız coğrafya başta olmak üzere dünyanın birçok bölgenin ateşler içinde olmasının ilk nedeni mistik güçler tarafından dünyaya yeni bir güç ve enerji vermek için görevlendirilmiş olduğuna olan inançtır. Bu inanca sahip olan taraflar tavizsiz bir şekilde birbirlerine karşı üstünlük kurmaya çalışmaktadırlar. Coğrafya ve taraflar farklı olmasına rağmen savaş olgusunun temelinde ilk yatan mistisizmdir. Uygar veya ilkel olsun fark etmez her ulusu akıldan daha fazla etkili olan mistik idealler yönetir.
Değerli okuyucularım görüldüğü gibi savaşın nedenlerini anlayabilmek için akıl yerine ulusların ruhlarının derinliklerine inmek gerekmektedir. Bu haftalık yazımızı tarihi bir eserden bir sözü ile sonlandıralım. “Savaş görünmeyen güçlerin görünür mücadele alanıdır.” Yeni yazımızda görüşmek dileğiyle……

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.