Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

ULUSLARIN SONU NASIL GELİR 1

ULUSLARIN SONU NASIL GELİR 1

Değerli okuyucularım, ulusal sonunun nasıl geleceğine ilişkin yazımıza devam edelim. Ulusların yükseliş ve çöküşlerinin psikolojik esaslarına ilişkin eserden konuyu özetleyerek tamamlamak uygun olacaktır. Dilerseniz eserden özgün fikirleri aktarmaya devam edelim:

- Bir ulus fiziksel karakterleri kadar değişmez psikolojik karakterlere de sahiptir. Anatomik tür gibi psikolojik tür de çok yavaş biçimde değişir.

- Birlikteliği bir ulusun zihni yapısını oluşturan, değişmez ve kalıtımsal psikolojik karakterlere, bütün anatomik karakterlerde olduğu gibi, çevre şartlarında oluşan değişikliklerin yarattığı ikinci dereceden aksesuar unsurlar eklenir. Durmaksızın yenilenen bu aksesuar unsurlar ulusa oldukça geniş görüntüsel bir değişkenlik sağlar.

- Bir ulusun zihin yapısı, sadece o ulusu oluşturan yaşayan bireylerin sentezi değil, özellikle onun oluşumuna katkıda bulunan sayısız ataların sentezidir. Bir ulusun yaşamında belirleyici rolü oynayanlar yaşayanlar değil bilakis ölülerdir. Onlar ulusun ahlakının yaratıcıları ve yaşamın devindirici güçleridir.

- Çeşitli ulusları birbirinden ayıran büyük farklılıklara en az onlar kadar önemli olan psikolojik esaslar eşlik eder. Bir ulus ortalama tipleriyle karşılaştırıldığında birbirlerinden çok az farklılık gösterir. Karşılaştırma, ulusun gelişmiş unsurlarıyla karşılaştırıldığında belirgin olur. Gelişmiş ulusları diğer uluslardan ayıran şey belli sayıda gelişmiş beyinlere sahip olmalarıdır. Gelişmemiş uluslarda böyle bir durum söz konusu değildir.

- Gelişmemiş ulusların halkları arasında çarpıcı bir eşitlik vardır. Medeniyet seviyesi arttıkça bu eşitlik ortadan kalkar.

- Bir ulusun yaşamı ve uygarlığının bütün göstergeleri onun ruhunun basit yansıması, görünmez fakat tamamen gerçek olan bir şeyin görünür işaretleridir. Dışsal olaylar yalnızca onları belirleyen gizli yapının görünür yüzleridir.

- Bir ulusun tarihinde temel rolü oynayanlar ne rastlantı ne dış şartlar ne de politik kurumlardır. Bunlar onun karakteridir.

- Bir ulusun uygarlığının çeşitli unsurları ancak onun zihni/mental yapısının dışsal belirtileri, bu ulusa ait bazı duyum ve düşünme biçimlerinin ifadesi olduklarından farklı zihinsel yapılı uluslara değişiklik olmadan geçemezler. Geçebilecek unsurlar yüzeysel, yapay ve önemsiz olanlardır.

- Çeşitli ulusların zihin yapılarını ayıran derin farklılıklar sonuçta onlara dış dünyayı çok farklı şekilde algılatır. Bunlar çok farklı şekilde hisseder, muhakeme eder ve davranırlar. Sonrasında birbirleriyle ilişkiye girdiklerinde süratle sorunlar üzerinde duygu ve düşünce ayrılığı içine düşerler. Tarihi dolduran savaşların çoğu bu duygu ve düşünce ayrılıklarından doğmuştur. Fetih savaşları, din savaşları, hanedan savaşları hep ulusların savaşlarıdır.

- Farklı kökenlerden gelen insanlar yığını bir ulus oluşturmayı ancak yüzyıllar boyunca tekrarlanan ve aynı çevrelerde benzer bir yaşam ile ortak duygular, ortak çıkarlar ve ortak inançlar kazandığında gerçekleşir.

- Çevre değişiklikleri derin biçimde sadece yeni uluslar, yeni ulusal kaynaşmaların atalardan gelen karakterleri bozup parçalamış olduğu eski ulus karışımları üzerine etki yaparlar. Kalıtıma karşı savaşmaya karşı yine kalıtım kalkışabilir.

- Sağlam bir şekilde oluşmuş ortak bir ruhun oluşması bir ulusun büyüklüğünün en yüksek noktasını gösterir. Bu ruhun bozulması da onun yıkılma vaktinin geldiğini gösterir. Yabancı unsurların karışması, benzer bir ayrışmaya varmanın en kesin aracıdır.

- Uluslar belli bir zihin yapısı elde etmek için uzun yüzyıllar geçirdiler. Bazen bu kazanımlarını çok kısa sürede yitirebilirler.

- Karakterin yanına bir ulusun gelişiminin belli başlı faktörlerinden biri olarak fikirleri koymalıyız. Onlar ancak yavaş bir evrimden sonra duygular haline dönüştüklerinde ve karakterin bir unsuru olduklarında etki yaparlar. O zaman muhakemenin etkisinden kurtulurlar. Bu durumda fikirlerin yok olması uzun zaman alır. Uygarlıklar herkesçe kabul olunan az sayıdaki temel fikirlerden ortaya çıkar.

Evet sevgili okuyucular bu esaslara biz de kısa bir ilavede bulunabiliriz. Onurlarını kaybeden uluslar, kısa bir süre sonra varlıklarını da kaybederler. Görüldüğü ulusların yaşamının temel unsurlar, ana esasları çok az olmasına rağmen neredeyse hiç bilinmemektedir. Ulusları kaderini değiştiren büyük şahsiyetler, bu esasları bilen ve uygulayan kişilerdir. Tarih ancak böyle şahsiyetleri kaydeder. Yeni bir yazı ve konuda görüşmek dileğiyle.

Bu yazı toplam 238 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR Arşivi
SON YAZILAR