MUZAFFER ÇEVEN

MUZAFFER ÇEVEN

DÜDÜK ÇALMAK

DÜDÜK ÇALMAK

Düdük çalmak (öttürmek), iletişim aracı ise mâkul... Düdük, düdük tipler elinde iletişimi felç eden araca dönüştüğünde, düdüğün değil insanların öttürülmesine (onlara eziyet edilmesine) sebep... Asıl olan, düdüğü, önce kendimize öttürmek ve başkalarının düdüğü olup öttürülmemek… Düdük çalıcı (whistleblower), kimsenin farkına varmadığı bir yanlışlığa işaret eden kişi... Düdük, düdük tiplerin eline düşmedikçe, öttürüldüğünde sol yanı acıyan sağduyulu insanların hikâyelerini fısıldayan harika bir enstrüman...

Söğüt dalından düdük yapıp ve düdük sayesinde zihnimizdeki zararlı düşüncelerden kurtulmak mümkün... Düdük ehil ellerde olmalı ve öttürülmeli... Hakem, kurtarma ekipleri vb. fayda odaklı işleri yapan görevliler tarafından dikkat çekmek için... Gücü ve kontrolü ellerinde tutunlar tarafından değil... Elbette, “Düdük kimin elindeyse, düdüğü o çalar.” (Atasözü)... Bu; yetkidir, güçtür, karar vermenin, yönetimin, kontrolün ve sorumluluğun, sosyal ilişkilerden iş dünyasına kadar pek çok alanda üstünlüğün, sosyal hiyerarşilerdeki farklılıkların ve güç dinamiklerinin kimde olduğudur… Düdüğü elinde bulunduran, diğerlerinin eylemlerini yönlendirme ve kontrol etme yetkisine sahip olur… Düdük, bir düdüğün ya da dilli düdüğün (çok konuşanın, gevezelik edenin, çokbilmişin) elinde olursa, ortalık ya toz duman ya da süt liman olur… Düdüğün sesi, bireyler üzerinde psikolojik etkiler yapan güç… Düdük sesi, aniden duyulduğunda dikkat çeker ve her birimizi teyakkuz hâline geçirir…

Düdük çalmak’tan kastımız; bir düdük tarafından düdük çalınarak halkın iradesinin askıya alınması, toplumun demokratik işleyişine yapılan müdahale edilmesi, arbede ve darbe olması… Hakemin, askerin elinde düdük otorite demek... Düdük; politik arenada denetim ve müdahale aracına dönüşür… Egemenlik şartlara bağlanır, kısıtlanır, halkın iradesi askıya alınır… Düdükle (dediğim dedikle), vesayet ve güç odakları, demokratik kurumlar ve halkın seçilmiş temsilcileri devre dışı bırakılır... Düdük çalanın iradesi, tek hâkim güç hâline gelir... Halkın oy kullanma ve seçme hakkı, bir düdük sesiyle yok sayılır… Doğru olan, halkın iradesinin egemen olması... Halkın iradesi, belirli bir grup ve kişi tarafından düdük çalınarak geçersiz kılınması, zulümdür... “Ordu gözbebeğimizdir; ancak namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam.” (Muhsin Yazıcıoğlu) diyenler oldukça, düdüklere ve dilli düdüklere meydan kalmaz… 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, düdük çalan dilli düdüklere karşı kazanılan şanlı direnişin adı... Düdükle yapılan, hukukun üstünlüğünün ve adâletin tehdit altına alınmasıdır… Düdükle yapılan, halkın demokratik süreçlere olan inancının zayıflatılmasıdır, toplumsal huzursuzluğa mahal verilmesidir… Düdüğü öttüren, suçlu, kukla olan biri… Asıl suçlu olan, kuklacı, düdüğü öttürene düdük çalan… Düdükle gelen bir emir, halkın kararlarına saygı duymamaktır… Düdükle gelen müdahalelerin sonuçları, çok vahim olur… Demokratik meşruiyeti zedeler… Bir devletin yönetimi halkın özgür iradesine dayanmıyorsa, o yönetim halkın gözünde güvenilirliğini yitirir... Düdükle gelen yönetimler uzun ömürlü olmaz…

Düdük çalarak sözüm ona yapılan protestolar, sivil toplum örgütlerinin en büyük açmazı... Neye ve kime karşı? Hele hele kadim medeniyet değerlerimizin değersizleştirilmesi adına yapılanlar... Düdükle, tencere-tavayla yapılan protestolar, gerçekten mutfaktan sokaklara taşan bir direniş senfonisi olabilir mi? Direniş, fikirle ve fikrin güce dönüşümüyle olur; kuru gürültüyle değil! Siyasal literatürde ‘Cacerolazo’ olarak bilinen tencere ve tava vurma eylemleri, mutfağın sessiz araçlarını toplumsal muhalefetin en gürültülü silahlarına dönüştüren protesto biçimiyle, ancak düdük çalmak misâli eylemler yapılabilir... Kitleler sloganlarla hareke geçirilir... Esas olan, okuyan-yazan-düşünen ve tepkisini önce özünde yaşayan insanlarla kalıcı ve ses getirici işler yapılabilir... Tencere-tava-düdük eylemleri, sadece sivil itaatsizliği körükler, evrensel normları ve kuralları aşındırır... Tencere-tava eylem biçimi, önce, 1970'lerin başında Şili’de görülmeye başlamış... Ekonomik kriz ve gıda kuyrukları döneminde, ev kadınları, boş tencere ve tavalarını birbirine vurarak (bir bakıma düdük çalarak) sokağa çıkmışlar... 2001 Arjantin ekonomik krizinde de, aynı yöntem kullanılmış... Tencere-tava eylemleri, diğer protesto biçimlerinden daha etkileyici olmuş... Zira tencere-tava, düdük gibi ek bir maliyet veya hazırlık gerektirmiyor... Katılımcılar sokağa çıkmadan, pencerelerinden veya balkonlarından eyleme katılabiliyor... Şehir genelinde aynı anda başlayan ritim, çarçabuk kolektif güce dönüşebiliyor... Mutfak eşyası kullanmak suç teşkil etmediği için kolluk kuvvetlerinin müdahalesi söz konusu olmuyor... Tencere-tava vurma eylemi, düdük çalma eyleminin ikiz kardeşi âdeta... Ülkemizde Gezi Parkı provokasyonu (kışkırtma) eylemlerinde hafızalara kazınmış... Ülkemizi güçsüz hâle getirmenin, siyasî kutuplaşmanın ve güya ifade özgürlüğü diye fikri katletmenin sembolü olmuş tencere-tava vurma eylemleri... Dijital platformlarda tencere-tava-düdük eylemleri ise, sosyal medya üzerinden yapılan çağrılara, ‘hashtag’lere dönüşmüş... Emperyalistlerin silahı hâline gelmiş dijital düdük çalma eylemleri... Böylesi eylemlerin tek amacı; kaosa zemin hazırlamak, sistemin işleyişinin akordunu bozmak... Bu; iktidarın ya da muhalefetin söylem tekelini kırar ve sessiz çoğunluğu kolaylıkla manipüle eder... Sessiz çoğunluğun, kitlesel hareketlerin düdük hâline gelmesidir bu...

Düdük çalmak, kuru gürültüye evrildiğinde, sosyal dinamikler kolaylıkla çökertilir... Kim düdük çalar, kime düdük çaldırılır? Farkı fark etmek gerek... Düdüğü, yetkin olan yaptırım ve dayatma yapmak için çalar... Bilinçsizce yapılan tencere-tava vurma eylemi misâli düdük çalan kuru kalabalık, aslında öttürülen düdük gibidir... Her öten düdük, sahibinin istemlerini terennüm eder... Kitlesel eylemdir düdük çalmak... Ülkenin istikrarsız hâle getirilmesidir gerçek maksat... Görünürde bazı ağaçlar kesildi diye başlatıldı Gezi Parkı eylemleri... Çevreye yakıp yıkan Gezi Parkı eylemcilerinin hükümetten talepleri neler miydi? Bilindik şeyler: Gezi Parkı'na Topçu Kışlası ya da başka herhangi bir yapı yapılmayacağının resmen açıklanması ve projenin iptal edilmesi... Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) korunması... Protestolarda yaşanan şiddet olaylarından sorumlu olduğu düşünülen başta İstanbul, Ankara ve Hatay valileri ile emniyet müdürleri olmak üzere tüm yetkililerin görevden alınması... Gaz bombası ve benzeri kimyasal maddelerin kullanılmasının tamamen yasaklanması... Bu taleplerin büyük kısmı asılsız ve ülkemizi zor durumda bırakmak için yapılan talepler)... Asıl talepler: 3. Köprü, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul ve HES (Hidroelektrik Santral projesi) vb. projelerin iptal edilmesi (akıl dışı ve ülke zararına olan talep)... Ülkemiz ve bölgeyle ilgili savaş siyasetine son verilmesi (zaten barışçıl siyaset varken, yok sayılarak yapılan içi boş talep)... Farklı inançlara, azınlıklıklara özgürlük tanınması (zaten mevcut olan durumu yok sayan talep)... Kadınların bedenleri üzerinde kurulmak istenen denetim ve cinsel yönelim ayrımcılığına son verilmesi (aile yapımızın çökmesine neden olacak talep)... Emekçilerin hak gasplarının sona erdirilmesi... Eğitim ve sağlık hakkına erişimin önündeki engellerin kaldırılması (ülkemizdeki eğitim ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz ve yaygın olması gerçeğine rağmen yapılan saçma talep)... Ülkemizi içten karıştırmak, emperyalistlerin en büyük oyunu... Bunun adı düdük çalma eylemleri ve dijital düdük çalma eylemleri... Elbette kitlesel eylemlerde gerekli hukukî takibat, tutuklama ve yargılama yapılacak... Avrupa’da ve Amerika’da emniyet görevlilerin yaptıklarını görmezden gelenler, ülkemizdeki eylemlerde devletimizi suçlamak hangi izanla bağdaşır...

Her aklıselim sahibi devletimizin yanında olmak durumunda... Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları tek tek bozmak ve birlik ve beraberliğimizi korumak; millî çizgide olmak durumunda... Millî olmak, dilli düdüklere ve kaos için düdük çalanlara fırsat vermemek durumunda... Selam, sevgi ve saygılarımla.

Bu yazı toplam 161 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
MUZAFFER ÇEVEN Arşivi

ÇETE

24 Ağustos 2026 Pazartesi 09:17

KUKLA

10 Ağustos 2026 Pazartesi 15:34

PIŞIK

03 Ağustos 2026 Pazartesi 09:17
SON YAZILAR