MUZAFFER ÇEVEN

MUZAFFER ÇEVEN

NEYİ, KİMİ UNUTALIM?

NEYİ, KİMİ UNUTALIM?

Neyi unutalım? Kimi unutalım? Unutmamız gerekenleri unutmayalım elbette... Yapılan iyiliği, iyilik yapanı unutmayalım... Gerisini unutalım gitsin... Mutlu ve huzurlu olmanın yolu bu...

Neyzen’in üflediği ‘ney’i unutmayalım… Dostun hatalarını görmezden gelip unutalım… Ney, bir müzik âleti ve tasavvufî bir sembol... ‘Neyzen’(Farsça, ney + zen -çalan), ney adlı üflemeli enstrümanı (çalgıyı) çalan kişi... Tasavvuf edebiyatında (özellikle Mevlana’nın Mesnevi’sinde) ney, insan-ı kâmilin (olgun insan) ve arayıcı ruhun, hakikatin sembolü... Ney’in kamışlıktan koparılıp, içi oyulup, yakılıp, delikler açılıp, üflenince inleyerek aslına özlem çekmesi, insan ruhunun Allah’tan ayrı düşüşü ve vuslat özlemi anlatılır ‘ney’le... Neyzen’in ‘ney’i, mürşidin (yol göstericinin) aşkı, ilhamı veya ney gibi inleyen bir hakikat aracı... Unutmak; zayıflığın, hafıza kusurunun ve ruhsal mücadelenin yansıması... Yaşadığımız dünyada bilgi kirliliği ve geçmişin duygusal yükleri arasında, neyi ve kimi unutmamız gerektiğini bilmek, kendimize egemen olmamız demek... Ne olduğumuz, neyle meşgul olduğumuza bağlı... Neyzenin ‘ney’i var... Ya bizim? Neyimiz var, neyimiz yok... Bu, bizi etiketleyen şey...

Hayat kalitemizi artırmak için bir ‘unutma rehberi’ne ihtiyacımız var... Neyi ve kimi unutalım? Prangalarımızdan kurtulmanın yolu buna bağlı... Zihnimizi ve gönlümüzü gereksiz yere meşgul eden şeyleri atalım, unutalım, onlardan kurtulalım... Eski başarısızlıklarımızı unutalım... Hata yapmayı engel olarak görmeyi unutalım... Yaptığımız hatalardan ders çıkaralım, geçmişte kalan, hissettiğimiz mahcubiyeti ve ‘keşke’leri unutalım... Geçmişin pişmanlıklarını unutalım, aldığımız dersleri geleceğin enerjisine dönüştürelim... Başkalarının bizi yargılamasına izin vermeyelim... Birilerinin bizim hakkımızda önceden söyledikleri olumsuz sözleri unutalım, o sözlerin bizi esir almasına fırsat vermeyelim... Başkalarının sınırlı bakış açılarını unutalım, kendi potansiyelimizin içimizde olduğunu hatırlayalım... Hayatın sadece her şey yolunda gittiğinde başlayacağı yanılsamasını unutalım... Zorlukların bitmesini beklemeyelim, harekete geçelim, hiçbir şeyi yarına ertelemeyelim... Neyi ve kimi unutacağımız, duygusal enerjimizi kime harcayacağımızla ilgili... Unutmak, o şeyin ve kişinin varlığını inkâr etmek değil; onun üzerimizdeki etkisini sonlandırmak... Bizi yalnızca ihtiyacı olduğunda hatırlayanları unutalım... Kendi boşluklarını doldurmak için bizi kullanan figürleri zihninizden ve gönlümüzden söküp atalım... Bize sürekli aynı zararı veren, özrü bir alışkanlık hâline getiren, ancak eylemi hiç değişmeyen gölge kişileri unutalım... Gölge şahsiyetlere duyduğumuz öfke, aslında onlarla aramızda kurduğumuz bir bağ... Öfkemizi unutalım ki, onlarla olan bağ da kopsun... Gerçekte, unutmamız gereken kişi bir başkasından ziyade, bize zarar vermeye devam eden eski hâlimiz... Geçmişte kalan ürkekliğimizden ve hırslı kimliğimizden kurtulalım... Unutmak bir tercih... Unutmak, bir silme işlemi değil, bir önceliklendirme meselesi... Neyi ve kimi geride bırakacağımıza karar verdiğimizde, aslında ne ve kim olduğumuza ve nereye gitmek istediğimize dair en güçlü kararı vermiş oluyoruz... Zihnimizi ve gönlümüzü arındıralım ki, boşaldığında yeni fikirlere ve duygulara açık olabilelim... Zihnimiz ve gönlümüz kütüphane misâli... Seçici olmaksızın önümüze gelen her kitabı rafa koyarsak, bir süre sonra hareket edecek alan bulamayız... Hayatımızda engelleri aşıp ilerleyebilmek için bazı yükleri kapının dışında bırakalım... Bu, bilinçle yaptığımız olumlu unutkanlık... Hafıza, Allah’ın bize verdiği bir lütuf... Unutmak ise, hafızayı yenilemek...

Refah için, unutulması gereken şeyler ve kişiler, kişiden kişiye değişebilir... Unutulması gereken negatif düşünceler: Kendimizi eleştirdiğimiz, yargıladığımız olumsuz düşünceler... Geçmişte kalan bilinçli ya da bilinçsiz yaptığımız hatalar... Toksik ilişkiler, bizi sürekli olumsuz etkileyen insanlarla birlikte olmak... Kendimize yüklenmek... Mükemmel olma baskısı... Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak... Unutulması gereken kişiler: Bize destek olmayan, bize engel ve köstek olan dost görünümlü kişiler... Bizi sadece eleştiren ve küçümseyen kasıntı tipler... Geçmişte kalan ilişkiler, ilerlememizi engeller... Unutmak, unutmamak, unutamamak; şarkı sözlerinde içimizi, sol yanımızı acıtır... ‘Unutamam Seni’ şarkı sözleri: “Gün gelir de beni unutursun demiştin... Kalbimdeki bu derdi uyutursun demiştin... Ne ben seni unutabildim... Ne bu gönlümü avutabildim... Ne bu derdimi uyutabildim... Unutamam seni, unutamam seni... Unutamam seni unutamam...” (Şekip Ayhan Özışık, Türk müziği söz yazarı)... Hâlbuki unutmamamız gereken şeyler çok farklı... Biz, bizi unuttuk... Başkalarını unuttuk... Sonuçta kendimizi kendimiz unuttuk... Her bir şeyi tek tek unuttuk... Unutamadığımız tek şey, hafızamızdan silemediğimiz dertlerimiz... Kadim medeniyetimizde unutulmayan tarihî hadiseler: Kâbe’nin korunması (Ebrehe’nin fil ordusunun Kâbe’yi yıkamaması, Kur’an’da da anlatılan hâdise)... Zemzem kuyusu (binlerce yıldır tükenmeyen kutsal su kaynağı)... Bedir savaşı (624)... Uhud savaşı (625)... Hendek savaşı (627)... Hudeybiye antlaşması (628)... Mekke’nin fethi (630)... Rivayetlere göre 50.000 kişilik İslam ordusunun Kuzey Afrika’da ilerlerken Sahra Çölü’nde kaybolması (7.yüzyıl)... (Bu hadiseye benzer bir başka rivayet: Mısır’dan Sahra Çölü’ne giren yaklaşık 50.000 kişilik Pers Kralı II. Cambyses’in Pers ordusu kum fırtınasında kaybolmuş...)... Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı ordusunun, imkânsız denilen Sina Çölü’nü 13 gün içinde aşarak Memlukler üzerine yürüyüp Mısır’ı fethetmesi (1516–1517)... Malazgirt zaferi (1071)... İstanbul’un fethi (1453), Çanakkale destanı (1918)... Millî kimliğimizi korumak ve özümüze dönüş için yaptığımız toplumsal karşı hareketimiz, 15 Temmuz demokrasi ve Milli Birlik Günü (2016)...

Yakın tarihimizde olumsuz ve tartışmalı yönleriyle unutulmayan siyasî figürler: Adolf Hitler (totaliter rejim, soykırım ve yıkım)... Joseph Stalin (baskı, sürgünler ve milyonlarca insanın hayatına mâl olan politikalar)... Kamboçya’daki Pol Pot (insanlık tarihinin en ağır katliamı)... Mao Zedong (devrimci dönüşüm kadar, Büyük İleri Atılım ve Kültür Devrimi’nin yıkıcı sonuçları)... Kenan Evren (12 Eylül 1980 Darbesi, askerî vesayet ve ağır insan hakları ihlalleri)... Sahte kahramanlar... Toplumsal yapımıza olumlu ya da olumsuz anlamda dokunanları unutmak gayrimümkün... Neden mi? Cevap çok net aslında... Toplumsal hafızamızı işgal ettiler, umutlarımızı yıktılar... Kırılma anlarında karar aldılar... Bir idealin, ideolojinin ve dönemin faili oldular... Sonuçları uzun yıllar sürdü... İyisi mi, unutalım gitsin bizi rahatsız eden her ne ise... Unutalım gitsin; kalpte yer etmeyen, hayatta da yer tutmaz... Her şey hatırlanmaya değmez... Bırakmak, kaybetmek değil... Unutmak; inkâr değil, insanın kendine merhameti... Unutmak, bir erdem... Unutmak; bir kaçış değil, yükten kurtulma iradesi... “Dünle beraber gitti cancağızım; şimdi yeni şeyler söylemek lâzım.” (Mevlana Celaleddin-i Rumi)... “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için.” (Yunus Emre)... “Yük olan bilgi değil, bağlanılan bilgidir.” (İbn Arabî)... “Unutmaktan korkma; insan bazen hatırladıklarıyla değil, unuttuklarıyla yaşar.” (Cemal Süreya)... “İnsan, en çok unuttuğu yerden yaralanır.” (Edip Cansever)... “Bazı şeyleri bilmek değil, bilmemek kurtarır insanı.” (Oğuz Atay)... “Geçmişte yaşamak, iki kez acı çekmektir.” (Seneca)... “Seni üzen şeyler değil, onlar hakkındaki yargılarındır.” (Epiktetos)... “Unutabilmek, sağlıklı bir ruhun şartıdır.” (Friedrich Nietzsche)... “Kalp, unutmaktan değil; hatırlamaktan yorulur.” (Oscar Wilde)... “Hatıralar, zamanı değil; bizi esir alır.” (Marcel Proust)... “İnsanın hafızayla mücadelesi, unutmak içindir.” (Milan Kundera)...

İstesek de unutamayacağımız hâdiseler ve anılar... İstemeden unuttuğumuz birçok vakalar... Unutamadıklarımız, millî kimliğimiz olan her bir değerimiz... Bize ilham kaynağı olan, gelecek nesillere cesaret, inanç ve birlik duygusu aşılayan kıymetlerimiz... Manevî anlamı olan her bir şeyimiz... Kadim medeniyet kodlarımız... Huzurumuzu ve mutluluğumuzu sağlayan köklerimiz... Unutmayalım, mutlu olmak, kendimizi nasıl hissettiğimizi anlamakla, bizi olumsuz etkileyen unsurlardan uzaklaşmakla ve millî hafızamıza ve kimliğimize sahip çıkmakla mümkün... Mutluluk bir vetire/süreç; zaman ve emek gerektirir... Sakarya’nın sırtına vurulan tarihimizi anlamayı icap ettirir... “Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur... Sırtına Sakarya’nın, Türk tarihi vurulur.” (Necip Fazıl Kısakürek)... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

Bu yazı toplam 208 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
MUZAFFER ÇEVEN Arşivi

ABAK

15 Haziran 2026 Pazartesi 09:06

RENK

01 Haziran 2026 Pazartesi 09:12

İP

04 Mayıs 2026 Pazartesi 09:23

ALTIN

27 Nisan 2026 Pazartesi 09:48
SON YAZILAR