Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR

ENTROPİ VE YAŞAM

ENTROPİ VE YAŞAM

Değerli okuyucularım, son yazımızda bireysel davranışlar hakkında öz bir yazı yazmıştık. Bu hafta sizlere uzun zamandır yazmak istediğim ve çok az bilinen bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Etrafımız bizim farkında olmadığımız, ancak sonuçlarını yaşayıp hissettiğimiz kanunlar ile çevrilidir. Bu kanunları bilim ve bilim insanları keşfettikçe ve bizler ilgi duydukça öğrenmeye, farkına varmaya başlıyoruz. Bilim pozitif ve sosyal bilimler olarak ayrılsa da gerçekte birbirileri arasında güçlü etkileşim ve nedensellikler vardır. İşte bu kavramlardan bir tanesi de “ENTROPİ”dir.

fdf.jpg

Entropinin farklı bilimlerde farklı tanımları vardır. Pozitif bilimlerde, fizik ve mühendislikte entropi, var olan her şeyin, kendini minimum enerji ve maksimum düzensizliğe çekmek istemesidir. Yani her şey ama her şey dağılma ve bozulma eğilimindedir.” Evrenin temel yasası olan termodinamik kurallarına göre evrendeki toplam entropi (düzensizlik) sürekli artar.” Yine tabi bilimlerde entropi, “bir sistemdeki düzensizliğin, rastgeleliğin veya enerji dağılımının bir ölçüsüdür.” Sosyal bilimler de de entropi benzer özelliklere sahiptir. Detaylı bir şekilde düşündüğümüzde sosyal bilimler de entropi kavramının esaslarını pozitif bilimlerden almıştır diyebiliriz. Sosyal bilimlerde entropi, “fizikteki düzensizlik yasasının toplumlara ve sistemlere uyarlanmasıdır.” Sosyal sistemler ve olaylar düzeltici girdi ve tedbirler almadıkça zamanla düzensizlik, dağılma ve kaosa doğru ilerlerler. Düzen, varlığı sürdürme entropi ile ters yönlüdür.

Basit bir örnek vermek gerekirse yeni bir araba aldığımızı düşünelim. Ve arabamızı garajımıza kilitleyip yıllarca kullanmadan beklettiğimizde sonuçta arabamız entropiye maruz kalacaktır. Arabamızın basit aksamlarından başlayarak farklı sistemleri çürümeye başlayacaktır. Zamanla kullanılamaz hale gelen arabamız sonuçta uzun zaman sonra yok olacaktır. Aslında yok olan arabayı meydana getiren elementler değil arabanın kendisi, bütünlüğündedir. Arabayı garaja kilitleyip çürümeye terk etmek yerine kullandığımızda da arabamız yine aşınma, zamanla eskime eğiliminde olacaktır. Ancak bozulma ve entropiye karşı bakım yatırır, belli periyotlar ile yenileştirmelere gideriz. Böylelikle bozulma ve yok olma süreci azaltılmış olur.

Entropi var ise peki neden sistemler yok olmuyorlar sorusu aklımıza gelebilir. Bunun nedenlerini birkaç başlıkta ele alabiliriz. Birincisi, aslında entropi devam etmektedir. Uzaya baktığımızda büyük yıldızların zamanla sönerek kara deliklere dönüştükleri görülmektedir. İnsan yaşam süresi ile kıyasladığımızda uzaydaki entropi çok yavaş bir şekilde gerçekleşmektedir. Bir güneş milyarlarca yılda oluşmakta ve belirli bir sınıra geldiğinde bozularak yeni bir forma dönüşmektedir. Büyük kütleli yıldızların enerji kaynakları tükendiğinde hızla kendi içlerine çökmektedirler. Bu dönüşüm sonucu ortaya çıkan yeni formda kütle çekimi o kadar güçlüdür ki bilinen en hızlı enerji formu olan ışık dahi bu çekim alanından kaçamamaktadır. Karadelik olay ufku içine madde emdikçe genişleyecek, sonuçta uzayda var olan entropi de artacaktır. Karadelik içine giren maddede artık uzayda değil zamanda hareket edecektir. Sonuçta entropi sonucu oluşan yeni durumda madde karadelik içinde tekilliğe dönüşecektir.

ggfg.jpg

Fiziksel bu kavramı yaşama dönüştürdüğümüzde karşımıza yine entropi çıkmaktadır. Hayata ilişkin olayları entropi ile açıklamaya çalıştığımızda zamanla entropinin ya sabit kaldığını ya da arttığını görürüz. Bu bizim entropiye karşı gösterdiğimiz direnç ile ilişkilidir. Konuyu bir örnek ile açıklamak yararlı olacaktır. Burada geçmiş ile geleceği entropi ile kıyaslayabiliriz. Yaşamsal boyutta geçmişimizi hatırlamamıza rağmen gelecek hakkında sadece fikir, öngörülerde bulunabiliriz. Geçmiş hakkında anılar kurabiliyorken gelecek için böyle bir şey yapamayız. Geçmiş düşük ihtimalli entropi geçmişimiz hakkında kesin anılar oluşturabilirken yüksel ihtimalli entropi yani gelecek için bunu yapamayız.

Entropinin her şeyi, sistemleri neden kısa sürede yok etmediğini düşündüğümüzde karşımıza çıkan ikinci kavram negatif entropi/negentropi olmaktadır. Kavram hayatı açıklamak, anlamak için kullanılmaktadır. Negentropi, bir sistem içindeki düzen veya bilginin artışını temsil eden, genellikle enerji harcaması pahasına gerçekleşen bu entropi azalmasının ölçüsüdür. Hayatın devam edebilmesi için varlıkların entropi ile mücadele etmeleri gerekir. Niteliğini kaybederek değişme yerine yani mevcudun yok olmasını önlemek için düzeni sağlamak ve kendini yenilemek gerekmektedir. Varlık ve sistemler dağılma ve bozulmaya karşı bir direnç gösterip mücadele ederler. Biyolojik sistemlerde entropi daha hızlı gerçekleşmektedir. Örnek vermek gerekirse bir insan varlığını sürdürebilmek için yoğun bir çaba içerisinde yüksek performans göstermek zorundadır. Sağlığını korumak, yaşamsal gerekliliklerini karşılayabilmek, entropiye karşı koyabilmek için iyi ve düzenli beslenmek, bu uğurda çabalamak zorundadır. Entropiye karşı koymak için sadece fiziksel gerekliliklerin karşılanması yetmez. Sosyal ve ruhi bozulmaların önlenebilmesi için de yoğun bir çaba ve enerji gerekmektedir. Kişi okumalı, kendini geliştirmeli, sosyal çevresini genişletmeli ve bunları her zaman sürdürülebilir kılmalıdır. Kısacası entropiye karşı koyabilmek için entropiden daha yüksek enerji harcanması gerekir.

Gelecek yazımızda görüşmek dileğiyle. Belki konuyu bir adım öteye taşırız. Belki de farklı bir konu ile devam edip sonra bu konuyu devam ettiririz.

Bu yazı toplam 262 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Doç. Dr. Muzaffer AYDEMİR Arşivi
SON YAZILAR