EMİR
Emir; amirin verdiği buyruk, talimat... Amir (müdür, komutan), bir kurumda ve görevde buyurma yetkisi olan kişi... Rica, daha nazik bir şekilde istekte bulunma... Rica; zorunluluk değil, gönüllülük ve nezaket içerir... İstirham, rica kelimesinin daha eski ve daha resmî karşılığı, yalvarırcasına istemek anlamında... Emirlerin arkasındaki anlamı çözümlemek, bireylerin ve toplumların gelişimi için son derece önemli... Emir; bir talimat, sorumluluk ve güç ilişkisi...
Emir, gücün ve sorumluluğun denge noktası... Emir; liderlik, otorite ve sorumluluk kavramlarının buluştuğu yer... Emir, bireylerin ve toplumların dinamiklerini anlamak için gerekli... Emir, sadece bir talimat ya da buyruğu değil, aynı zamanda o buyruğun arkasındaki güç ilişkilerini, sorumlulukları ve sonuçları da içeren söz... Otorite olmadan emir olmaz... Emir, bir liderden veya otorite figüründen gelir... Otorite, bireylerin ve grupların davranışlarını şekillendirir... Otoritenin kaynağı ve meşruiyeti, emirlerin kabul edilmesinde ve yerine getirilmesinde önemli... Emir verildiğinde, yalnızca emri veren kişi değil, aynı zamanda emri alan kişi de sorumlu... Emir alan, eyleme geçer (yükümlülüğü yerine getirir)... Emir, güç ilişkilerini yansıtır, ilişkiler zamanla değişebilir... Güç, sadece emri veren kişide değil, emri yerine getiren bireylerde de bulunur... Güç olmadan emir yerine getirilemez... Bu da, bireylerin kendi iradelerini nasıl kullanacaklarını sorgulamalarına neden durum... Emir, farklı kültürlerde ve toplumlarda çeşitli şekillerde tezahür eder... Meselâ, bazı toplumlarda emirler kesin bir şekilde uygulanır; bazılarında bireylerin yorumlama özgürlüğüne göre değişir... Bu farklılıklar, toplumların değerleri, inançları ve tarihsel bağlamları ile yakından ilintili... Bazı kültürlerinde emir, hiyerarşik bir yapıda kabul edilir... Bazı kültürlerinde demir, bireysel özgürlüklere göre şekillenir... Bu, liderlik tarzını ve otorite algısını etkiler... Bazı kültürlerde saygı ve itaat; bazı kültürlerde sorgulama ve eleştiri daha yaygın... Günümüzde emir; iş yerlerinde, ailelerde ve sosyal ilişkilerde etkili olmakta... Bir iş yerindeki yöneticinin çalışanlarına verdiği emirler, gücü ve sorumlulukları belirlemekte... Emirlerin algılanma farklılığı, çalışanların motivasyonunu ve iş tatminini etkilemekte...
Hukuk sistemimizde ve disiplin hukukunda temel bir ilke var: Kanuna uygun olmayan emir yerine getirilmez... Bu ilke, yalnızca bir hukuk kuralı değil, aynı zamanda bireyin vicdanî ve etik sorumluluğunun ifadesi... Devlet, hiyerarşik yapısı içinde emir-komuta zincirine dayanır; ancak bu zincir, hukukun üstünlüğü ilkesiyle sınırlandırılmış... Hiçbir amir, astına kanuna aykırı bir emir veremez; verdiği takdirde astın bu emri yerine getirme yükümlülüğü olamaz... Kanuna uygun olmayan bir emrin yerine getirilmesi, hem hukukî hem de cezaî sorumluluğa neden... Kanuna aykırı emir, şeklen bir amir tarafından verilmiş olsa da, içeriği itibarıyla Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik veya uluslararası sözleşmeler gibi bağlayıcı hukuk normlarıyla çelişen emirler... Usulsüz bir arama yapılması, bir kişinin hukuka aykırı şekilde gözaltına alınması, devlet sırrı kapsamında olmayan bir bilginin saklanması ya da bir suçu gizlemeye yönelik işlemler bu kapsamda... Emrin hukuka aykırılığı, açık ve net olabileceği gibi yoruma da açık olabilir... Ancak hukuk sistemimiz, özellikle kamu görevlileri açısından “açık aykırılık” kriterini esas almış... Kanuna aykırı emrin yerine getirilmemesinin dayanağı, Anayasa’nın 137. maddesi: Bir kamu görevlisinin, amirinden aldığı ve yönetmeliklerle gösterilen nitelik ve şartları taşımayan bir emri yerine getirmesi, o kamu görevlisinin sorumluluğunu kaldırmaz. Emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk, emri veren amire aittir. Kanuna aykırı bir emrin yerine getirilmesinde, o emri yerine getiren kamu görevlisi, emrin açıkça kanuna aykırı olduğunu bilmez ise sorumlu olmaz. Kanuna aykırı emrin yerine getirilmemesinin diğer dayanakları: Ceza Muhakemesi Kanunu, Askerî Ceza Kanunu... Kamu görevlisi, emir alır almaz onu sorgusuz sualsiz yerine getirmek zorunda değil... Hiyerarşik bağlılık, hukuka bağlılıktan önce gelmez... Kamu görevlisi öncelikle emrin hukuka uygunluğunu değerlendirmekle yükümlü... Kamu görevlisi, emrin açıkça kanuna aykırı olması durumunda, itiraz etme hakkına ve görevi gereği yerine getirmeme yükümlülüğüne sahip... Dikkat edilmesi gereken nokta, açıklık kriteri... Emrin hukuka aykırılığı; kuşkulu, yoruma açık veya karmaşık ise, kamu görevlisi önce amirine durumu iletmeli, yazılı talep etmeli ve gerekiyorsa üst mercilere başvurmalı... Emri hemen yerine getirmeme hakkı, yalnızca bariz, herkes tarafından fark edilebilir nitelikteki hukuka aykırılıklar için söz konusu... Emrin yerine getirilmesi konusunda mobbing uygulaması yapılması, hiçbir şekilde hoş görülemez... Yapılan baskılar, hukukî sorumluluğu ortadan kaldırmaz... Yargıtay ve Danıştay kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, amirinden gelen emir, kişiyi disiplin ve ceza hukuku sorumluluğundan kurtarmaz... Kanuna aykırı emirlerin yerine getirilmemesi; etik, erdem ve vicdanî bir zorunluluk... Sadece emirlerin takip edilip yerine getirilmesi, insanlık suçları karşısında geçersiz bir özür... Savaş suçları, işkence, keyfi gözaltı ve insan hakları ihlalleri vb. durumlarda bireysel sorumluluktan kurtulmak gayrimümkün... Hukuk devletinde bir birey, devletin bir parçası ve hakları ve sorumlulukları olan bir öznesi... Kanuna aykırı emri sorgulamadan yerine getiren kamu görevlisi, kendi iradesini devre dışı bırakamaz, mekanik bir araca dönüşemez...
“Emir demiri keser.” atasözü, sosyal hiyerarşinin ve otoritenin keskinliğini ifade eden söylem... Maddî âlemde demiri kesecek olan yine demir... Toplumsal düzende emir, demirden daha sert ve kararlı bir güç... Bu sözün doğruluğunu ve hangi emirlerin yerine getirilmesi gerektiğini, hukukta ve vicdanda tartmak lâzım... Hukukî ve askerî yapılarda “Emir demiri keser.” Atasözü, bir işleyiş kuralı... Bir ordunun ve devlet mekanizmasının çarklarının dönmesi, hiyerarşik silsileye, itaate bağlı... Emrin demiri kesmesi, bireyin kendi arzusundan ziyade sistemin bekası için gerekli... Eğer her emir tartışmaya açılırsa, o yapı çöker... “Emir demiri keser.” atasözü, mutlak bir teslimiyet değil, düzenin gereği... Ancak bu gereğin bittiği yer, hukuk ve insanlık onuru... Bir emrin yerine getirilmesindeki öncelik, emrin ‘kanunsuz emir’ olmaması elbette... İş dünyasında veya sosyal hayatta, akla ve mantığa aykırı olan, kurumu zarara uğratacak emirler ‘sadakat’ adı altında körü körüne uygulanmamalı... Gerçek sadakat, yanlışı gösterebilme cesareti... Bir emir, temel insan haklarına veya etik değerlere terse eğer, zaten emir değil zulümdür... “Emir demiri keser.” atasözü, disiplinin gücünü anlatmak için doğru... Ancak, etik sorumluluğu bir başkasına devretmek için doğru değil... Yerine getirilmesi gereken emirler; hukukî çerçevede olan, kamu yararı gözeten ve bireyin ahlâkî pusulasıyla çatışmayan emirler... Toplumsal hiyerarşide demiri kesen emir, bugünün dünyasında ancak adâlet ve akıl ile birleştiğinde değerli... Emrin reddedilemez versiyonu: “Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır. Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır. Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır. Aşk, dört mevsimden ve her mevsimden daha bahardır. Senden umut kesmem, kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır. Sevgili, en sevgili, ey sevgili...” (Sezai Karakoç)...
Bir emir ne kadar yüksek makamdan gelirse gelsin, kanuna aykırıysa o emir yok hükmünde... Kanuna uygun olmayan emri yerine getiren değil, reddeden kişi, tarih huzurunda aklanır... Akla karayı her şartta, durumda ve zamanda ayırt edebilmek gerek... İster emir, ister rica, ister dilek ya da istek olsun; önce beyin-gönül süzgecinde süzülmeli, mihenk taşına vurulmalı sonra da ivedilikle gereği yerine getirilmeli... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.