FERFECİR…
Fer fecir (ferfecir, Arapça farc -yarılmak, açılmak ve fecr -şafak/seher vakti), daha çok tasavvufî metinlerde ve edebî dilde derin anlam yüklemek istendiğinde kullanılan ifade… Ferfecir; hem Arapçada hem Osmanlı Türkçesinde sabahın doğuşunu, seher vaktini ve karanlıktan aydınlığa geçişin en ince çizgisini anlatmak için kullanılan sözcük… Ferfecir, aydınlanma ve güneş doğmadan önceki alacakaranlık (şafak sökmeden hemen önceki en karanlık an), sabah ışığı, anlamında… Ferfecir; bir çıkmazın, karanlığın, ümitsizliğin en yoğun yaşandığı an, karanlığın yarıldığı an; lâkin hemen ardından aydınlığın (çözümün, ferahın, umudun) geleceği zaman dilimi...
Ferfecir; gözleri fıldır fıldır dönen, şeytanî ve kurnaz bakışları olan insanlar için kullanılan, doğrusu ‘gözleri velfecri okur’ olan söz… Fecr, Kur’an-ı Kerim’deki Fecr suresinin ilk ayetinde geçen, ‘tan yerinin ağarmasına yemin olsun’ anlamına gelen sözcük… ‘Velfecri okumak’, bir kişinin gözlerinden kurnazlık ve hilecilik peşinde olduğunun belli olması demek… Ferfecir; bir felaketin, çaresizliğin, ruhsal çöküşün en derin anında, aslında bir dönüşümün veya kurtuluşun yaklaştığının iması… ‘Karanlığın en koyusu aydınlığa en yakındır’ düşüncesinin yansımasıdır bu… Ferfecir; bir anlam, dönüşüm ve başlangıç anı… Ferfecir, ışığın sessiz dirilişi, sabahın en sessiz ve anlamlı anı… İnsanın içsel karanlıktan aydınlığa geçişidir bu an… Gecenin koyu karanlığını yaran ilk ışık; fiziksel bir hâdisenin ve ruhsal uyanışın habercisi olsa gerek… Güneş henüz doğmadan önce, gökyüzü yavaşça mavileşir, kuşlar ötmeye başlar ve dünya yeni bir günün eşiğinde nefes almaya hazırlanır… Gecenin ardından ferfecir; ferfecirin ardından aydınlık gelir… Bu geçişte, gökyüzünün renkleri pembe, mor ve mavi olur… Bütün mahlûkat uyanır, çiçekler yüzünü güneşe döner; dünya canlanır… Her bireyin hayatında ferfecir anları vardır… Bir kaybın ardından gelen kabulleniştir, bir başarısızlıktan sonra doğan umuttur, karanlık düşüncelerin yerini umudun almasıdır, insanın kendini yeniden tanımasıdır, her bir şeyin yeniden inşa edilmesidir ve bir yalnızlığın ardından gelen sevgidir bu… İçsel bir diriliştir ferfecir… Ferfecir, divan edebiyatında ve halk şiirinde sıkça işlenen bir tema… Divan edebiyatında; sabahın ilk ışıkları sevgiliye kavuşma, ilahî aydınlanma ve ruhsal uyanış olarak betimlenmiş… Meselâ, Ahmet Haşim’in ‘Piyale’ adlı eserindeki sabah tasvirleri, ferfecirin estetik yönünü gözler önüne sermiş…
Ferfecir; karmaşa, belirsizlik veya içsel çatışma ile ilintili… Bu bağlamda söylenen sözler: “Karmaşanın içinde bir düzen bulmak, insanın en büyük yeteneğidir.” (Friedrich Nietzsche)… “Karmaşık bir durumu basit hale getirmek, en yüksek bir zekâ işidir.” (Albert Einstein)… “İçsel bir çatışma, insanın gerçekliğini anlaması için bir fırsattır.” (Rainer Maria Rilke)… “Karmaşa, düşüncelerimizin derinliklerinde gizlidir; onu keşfetmek, özgürleşmektir.” (Virginia Woolf)… “Kendimizi anlamak, içsel çatışmalarımızı kabullenmekle başlar.” (Carl Jung)… Gerçekten, ferfecir; ruhsal, toplumsal ve düşünsel geçişlerin bir simgesi… Ferfecir, hayatın farklı alanlarındaki yansımaları… Ruhsal ve psikolojik açıdan ferfecir, insanın iç karanlığından aydınlığa yönelişi; depresyondan çıkışı… Zihinsel karanlık, bir gece gibidir; ferfecir ise ilk umut ışığıdır... Ferfecir öyle bir şey ki, bir kimse, hayatında dibe vurduğunda, sabahın yaklaştığını hisseder... Ferfecir; farkındalık anıdır, uzun süren bir bilinçsizlikten sonra ‘bir şeylerin farkına varma’ hâlidir, uyanıştır… Allah’tan umut kesilmez; insan en karanlık ânında, ferfeciri beklemeye başlar… Eğitimde ferfecir; bilgisizliğin ardından gelen idraktir, aydınlanmadır, öğrencinin bir konuyu sonunda kavramasıdır, öğrenmeyi öğrenmesidir… Cehalet, gece; bilgi, ferfecir... Her öğrenme süreci, bir karanlık; anlayış ise onun ferfeciri… Sanatta ve edebiyatta ferfecir; ilhamın gelişidir, sanatçının duygusal karmaşasından sonra gelen berrak bir andır, bir dize ya da bir fırça darbesidir… Toplumsal ve politik hayatta ferfecir; değişim ve diriliş anıdır… Bir halkın yeniden doğuşudur, umutla buluşmasıdır ferfecir… Bir bakıma, toplumun uykusu ne kadar derinse, ferfeciri de, o kadar parlaktır… İnsanın manevî hayatında ferfecir; seher vaktidir, duaların kabul olunduğu, kalbin en saf olduğu zamandır, günahlardan arınmadır ve kaostan kurtuluşa geçiştir... Bireysel ve ilişkilerde ve iletişimde ferfecir, kırgınlıklar sonrasında yapılan barıştır, bittiği düşünülen bir ilişkinin yeniden doğmasıdır, karanlık bir dönemin ardından gelen aydınlıktır… Kişisel kariyer ve gelişimde ferfecir; yeni bir yönelişti, iş hayatında tıkanıklığın ardından gelen yeni bir fikirdir, yeni bir hedeftir, risk alma cesaretidir, belirsizlikler içinde doğan netliktir... Kim bilir, belki de ferfecir, ölümün son değil başlangıç oluşudur, dünya uykusundan hakikat sabahına uyanıştır… Kabir bir gece, mahşer bir ferfecir…
Kadim medeniyetimizde ferfecir kavramı odaklı tasavvufî yaklaşım; fecr vakti ve manevî aydınlanma üzerine konuşlandırılmış… ‘Ferfecir’ doğrudan kullanılmasa da, fecr vaktinin kalbin uyanışı ve ilahî feyze açılması sebebiyle nefsin arınması, kalbin cilalanması ve ruhun ilahî hakikatlere yönelmesi dikkate alınmış… İmam Gazali ‘İhya-u Ulumi'd-Din’ adlı eserinde, gecenin son vaktinde, seherde yapılan ibadet ve zikrin faziletine geniş yer vermiş… İmam Gazali, bu vakitte uykudan uyanıp Allah'a yönelmenin, kalpteki perdelerin kalkmasına ve manevî bir ferahlık hissinin doğmasına vesile olacağını belirtmiş… Mevlana Celaleddin-i Rumi ‘Mesnevi'de ve ‘Divan-ı Kebir'de seher vaktinin önemini vurgulamış… Mevlana Celaleddin-i Rumi, seher vaktini, âşıkların Allah'la buluşma anı olarak tanımlamış: “Seherde kalkanların nasibi çoktur.”… Kadim medeniyetimizde, ‘ferfecir’den ziyade, ayet ve hadislerde fecr vaktinin ibadet açısından önemine odaklanılmış… “Gecenin son üçte biri kaldığında Rabbimiz dünya semasına iner ve 'Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim? Benden isteyen yok mu, isteğini vereyim? Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım?' buyurur.” (Hadis-i Şerif)… “Seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler…” (Zariyat, 18)… Seher vakti, Allah'a yöneliş ve tövbe için ne kadar değerli vakit… Fecir vakti ile ilgili bir Nasreddin Hoca fıkrası: Nasreddin Hoca, bir fecir vakti uyanmış ve namazını kılmak için hazırlık yapmaya başlamış… Eşi de o sırada uyanmış ve Hoca'ya, “Hocam, ne bu telaş? Henüz vakit erken değil mi?” diye sormuş... Nasreddin Hoca, eşine dönmüş ve gülümseyerek şöyle demiş: “Hatun, Allah'ın bize olan lütfu, güneş doğmadan önce başlıyor. Bırakın da biz de ona biraz erken davranalım ki, lütfuyla karşılaşmaya hazır olalım.”… Ferfecir vakti; manevî aydınlanma… Seher vakti, son derece faziletli… Erken uyanıp ibadet etmek, sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda ilahî lütfa erişme fırsatı…
Ferfecir, bize, karanlıkta olmamız gerektiğini ve her karanlığın bir sonunun olduğunu hatırlatmalı… Yeter ki, gözlerimiz ve yüreğimiz velfecri okumasın… Gözlerimiz fıldır fıldır dönmesin… Şeytanî ve kurnaz bakışlarla hayatımızı heder etmeyelim… Gözümüzün feri gitmesin… Kalp gözümüz körelmesin… Mazluma yapılan zulüm, gün gelir bumerang olur... Adı demokrasi olan, oligarşik düzenlerin de sonu yakındır... Yakalanıp paketlenen üzerine çökülen şey, görünürde Maduro... Güçlünün hukuku budur, ancak elbette haydut da olur bir gün madara... Bunu yazın bir tarafa... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.