ABAK
Abak; abaküs, çörgü, ulu, büyük... Abak; bitmiş, tükenmiş, lâzım olmak, icap etmek... Abak; deriden veya başka bir maddeden kesilen resim ve şekiller, eski Türklerde ölmüş atalarının heykel vb. suretleri… Abak (fal), taşlarla fal bakma geleneği... Abak, Kazak Türklerinin bir boyu... Abak, 13. yüzyıl ortalarında Şam'da hükumet kurmuş Türk beyi... Abak, Aydın ilimizin Karpuzlu ilçesine bağlı bir köyün adı... İlhanlı hükümdarı, Hülagu'nun oğlu, Abaka Han... Abaka, Manila keneviri, lif üretimi için yetiştirilen bir bitki...
Abak (abaküs) kelimesi, oldukça köklü bir geçmişe sahip... Abak (Fenikece, İbranice, ābhāq); toz, kum... Abak (Antik Yunanca, abaks); taban olmayan nesne, dikdörtgen levha, tahta... Abak (Latince, abacus); levha, masa, hesap tahtası veya oyun masası... Dilimizde ‘abak’, Fransızca ‘abaque’ ve Latince ‘abacus’ sözcüklerinden gelmekte ve sadece hesap aracı değil, mimarî bir terim... İngilizcede ‘calculus’ (hesap makinesi) kelimesi de, Latincede ‘çakıl taşı’ demek... Eski çağlarda, hesap yapmak için kullanılan şey, kum (abak) veya küçük taşlar (calculus) imiş... Abak; başlık tablası, hesap aleti... Abak; statik hesaplarda formüllerde kullanılmak üzere geliştirilip hazırlanmış faydalı tablo ve grafikler, statik betonarme tasarım sırasında ilgili malzeme ve elemanlara ait bilgi ve katsayıların okunduğu araç… Abak (abacus); mimarlık terimi... Klasik mimaride, bir sütun başlığının en üstünde yer alan, düz ve genellikle kare şeklindeki tabla; görevi, sütunun üzerine binen yükü (arşitravı, bir sütun başlığının üzerinde duran bir lento veya kirişi) dengelemek ve ağırlığı sütun gövdesine eşit şekilde dağıtmak... Antik Yunan (Dor, İyon, Korint) tapınaklarında belirgin bir yapı elemanı... Abak; mühendislikte ve istatistikte (nomogram), teknik hesaplamalarda, karmaşık matematiksel formülleri çözmek için kullanılan grafiksel tablo... Bir grafik üzerinde belirli noktaları birleştirerek, hesap makinesi kullanmadan hızlıca sonuç bulmaya yarayan ölçekli çizelge... Abak, betonarme hesaplarında ve akışkanlar mekaniğinde katsayıları okumak için kullanılmakta...
Abak; pil veya elektrik gerektirmeyen, dayanıklı ve her zaman çalışan klasik bir hesap makinesi... Antik çağda Babil’de ilk hesaplamalar, boncuklu bir çerçeve üzerinde değil; düz bir yüzeye (masaya) serpilen toz veya kum üzerine parmakla şekiller çizilerek yapılırmış... Tozlu masa, hesap yapılan yer imiş... ‘Abaküs’ kelimesi, bununla bağlantılı… Abak, sayı boncuğu, paralel çubuklar üzerindeki hareketli boncuklarla aritmetik işlemler yapmaya yarayan araç… Abaküs, aritmetik işlemleri gerçekleştirmek için kullanılan, insanlık tarihinin en eski hesaplama aracı, bir çerçeve içinde çubuklara dizilmiş hareketli boncuklar... Asya'nın birçok bölgesinde profesyonel hesaplamalarda ve çocuklara temel matematik mantığını öğretmek için hâlâ tercih edilmekte... Abaküs nasıl çalışır? Abaküsün her bir çubuğu, bir basamağı (birler, onlar, yüzler, binler vb.) temsil eder... Boncukların yukarı veya aşağı hareket ettirilmesiyle sayılar elde edilir... Boncukları belirli kurallara göre kaydırarak toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri hızlı bir şekilde yapılır... Pek çok farklı abaküs tasarımları var... Çin abaküsü (suanpan), üst kısmında iki, alt kısmında beş boncuk bulunan iki bölmeli bir yapı... Japon abaküsü (soroban), daha modern; üstte bir, altta dört boncuk bulunur... Hızlı hesaplama için oldukça verimli... Rus abaküsü (schoty), tek bir bölmeden ibaret ve dikey olmayıp, yatay olarak kullanılır... Abaküs, neden hâlâ kullanılmakta? Cevap çok net, zihinsel gelişim ve hız için... Elektronik hesap makinelerinin olduğu dijital dünyada, abaküsün kullanılmaya devam edilmesi oldukça düşündürücü... Zihinsel gelişim, zihnin çalışmasıyla mümkün; emek sarf etmeden, düğmelere dokunularak değil... Çocuklarda sayısal kavramların somutlaşmasını sağlayan ve zihinden hesaplama yeteneğini (mental aritmetik) geliştiren araçtır abak (abaküs)... Uzman abak (abaküs) kullanıcıları, abaküs ile basit işlemleri bir hesap makinesinden daha hızlı yapabilmekte...
‘Abak’ sözcüğünün, farklı birçok kullanımı söz konusu... Abak atmak (kürek kemiği falı, dalak kemiği falı), abak (abağ) taşı kullanılarak fal bakmak... Bu; küçük taşlarla, boncuklarla veya kemik parçalarıyla gelecekten haber verme işi, hurafe... Abak atma, Orta Asya Türk kültüründe Şamanizm’de olan bir gelenek... Nasıl mı yapılır abak atmak? 41 adet küçük taş, kemik veya kurutulmuş koyun, kuzu kürek kemiği kullanılır... Taşlar veya kemikler belirli kurallara göre atılır; oluşan şekil, dağılım veya gruplar yorumlanır... Geleceği görmek, kayıp eşyayı bulmak, sağlık, aşk, yolculuk gibi konularda fikir edinmek için yapılırmış bu bâtıl itikat... Maalesef günümüzde de benzer abak atmalar var... Meselâ, kum falı, ince kum veya toprak üzerinde oluşturulan şekillerin yorumlanması... Kur’a (kura) çekmek, yazılı kâğıtlar veya nesnelerle rastgele seçim yapmak... Kahve falı, fincan içindeki telve ve şekillerin yorumlanması... Tarot falı, özel kartların dizilim ve sembolizmleriyle yorum yapma... İskambil falı, 52’lik oyun kâğıtlarıyla gelecek okuma... El falı, avuç içi çizgilerinin incelenmesi (chiromancy)... Su falı (leconomancy), suyun hareketleri veya üzerine yağ damlatılarak yapılan yorumlar... Nazar boncuğu veya taşlarla fal, renkli taşların dizilimi ve enerjilerine dayalı yapılan yorumlar... Abak, orta Asya kültürümüzde ata falı... Günümüzde abak (fal), yerini kahve falına, tarot falına vb. fallara bırakmış... Dine inanmak, hurafe değil... Fallara inanmak bâtıl itikat... Fal vb. uygulamaların, kültürel mirasın bir parçası, eğlence veya geleneksel bir ritüel olarak görülmesi ne kadar doğru? Bilimsel karar, gelecek, beklenti ve umut, fallara havale edilemez... Ciddi kararlar için bilimsel ve rasyonel yöntemlere başvurmak gerekir... Abak derken, meseleyi ‘Aaa bak hele’ye evirmek, böyle bir şey... İyisi mi, biz ‘abak’ın hesap ile ilgili kısmında kalalım... Kabak tadı vermeden, abak (abaküs) diyelim... Abaküs gibi sayalım, hesaplayalım (bir durumu, olayı veya nesneyi çok hızlı, tıkır tıkır ve hatasız bir şekilde sıralayalım)... Zihnimizi abaküs gibi çalıştıralım (sayısal verileri çok hızlı işleyelim, hesap kitap işlerinde çok pratik olalım)...
‘Abaküs’ün tarihsel kökeni olan ‘hesap tahtası’ üzerinden türeyen ve mantık olarak ‘abak’ ile birebir örtüşen deyimler: Hesabını tahtaya yazmak; bir alacağı, borcu kayıt altına almak; ümidi kesmek, (üzerine soğuk su içmek)... Hesap süzgecinden geçirmek, bir durumu çok detaylı, abaküsteki boncukları tek tek ayırır gibi incelemek... Abak (çörkü) kullanılan dönemlerde, hesabın şaşmazlığını vurgulayan, abaküs düşüncesini, abak kullanımının mantığını yansıtan sözler: “Hesap düzgün olursa, hesapçıya (abakçıda) ayıp olmaz” (Eğer veriler doğruysa, kullanılan araç ne olursa olsun sonuç doğru çıkar.)... “Çarşıdaki hesap eve uymaz” (Abaküs başında yapılan planlar, gerçek hayatla örtüşür.)... Abaküs ve Brütüs... Sanki ‘abaküs’ün fala dönüştürülen formu ile ‘Brütüs’ün ‘sen de mi?’ formu birbirine payanda olmuş gibi... Brütüs, Roma tarihinin önemli figürlerinden biri, Roma'nın cumhuriyetçi değerlerini savunan bir politikacı... Julius Caesar'ın üvey çocuğu olan Brütüs, Sezar'ın suikastında yer almış ve bu olayla birlikte “Sen de mi Brütüs?” ifadesi, ihaneti simgeleyen bir deyim hâline gelmiş... Asıl işlevi hesap yapmak olan abaküs de öyle... Hesabı, fal odaklı yapınca, abaküs, aynı akıbete uğramış... Hele hele ‘abak’ı/’abaküs’ü aba altından sopa göstermek noktasında takılı kalıp algılayan Brütüs tipler ise, işin cılkını çıkarmış...
Tercihimiz hesaptan, kitaptan (hesap makinesi olan ‘abak’tan) yana... Faldan, hurafeden yana değil... İşin özü, abak ile kabak (sap ile saman) birbiriyle karıştırılmamalı... Mesele kabak tadından (bıktırıcı, tatsız durumdan) abak tadına (hesap kitap moduna) geçebilmek... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.