Sadettin Bayram

Sadettin Bayram

AKŞEMSETTİN VE GÖKÇEKLER

AKŞEMSETTİN VE GÖKÇEKLER

Bir milleti millet yapan, ayakta tutan, ona kim olduğunu tanıtan unsurlar nelerdir? Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkün. Geriye baktığımızda tarihimiz, kültürümüz, kısacası bütün mirasımız bizi bize sen Mevlana’sın, sen Hacı Bayramı Velisin, sen Akşemsettin’sin, sen Fatihsin diye haykırmaktadır.

İşte bu zenginlikleriyle birleşen, buluşabilen millet olur, devlet olur. Özünden kopmadan geleceğin sevgi, kültür, hoşgörü medeniyetini oluştur.

Akşemsettin öyle yaptı. Madde ile manayı beraber yürüttü. Fatih’in gemileri karadan Haliç’e yürüttüğü gibi. Ona İstanbul’un manevi Fatih’i diyorlar. Ona Akşeyh diyorlar.

Akşemsettin Hazretleri bir manevi lider olmanın yanında, yetişmiş-yetişecek bütün devlet adamlarının kılavuzu, ilim sahasında, fıkıhla tasavvufu bütünleştirip, akıl ve kalbi aynı dengede tutan bir üstad, mikrobu ilk keşfeden tabip, İstanbul fethedildiğinde kendisine sunulan maddi ve manevi imkân ve iltifatlara değer vermeyecek kadar kendini aşmış bir gönül insanıydı.

Akşemsettin Hazretleri 1389 da Şam’da doğdu. 1459 yılında göynük te vefat etti.

Birtakım eserler Akşemsettin Hazretlerinin Osmancık doğumlu olduğunu söylese de doğrusu onun Şam doğduğudur.

Akşemsettin Hazretlerinin esas adı Mehmet yahut Muhammed’dir.

Soyu Şeyh Şihabüddin hazretlerinin soyuna dayanır. Hz. Ebu Bekir’e kadar uzar.

Babasının adı Hamza’dır, kurt boğan Hamza derler.

Anadolu Osmanlı medreselerinde okutulan sarf, nahiv, mantık, ma’ani, belagat, fıkıh usuli ve tarihi ve tasavvuf tarihi, furû fıkıh, hadis, hadis usulü ve tarihi, kelam siyer, dinler tarihi ve tasavvuf tarihi hakkındaki ilimleri değişik hocalardan tahsil etmiştir. Osmancık medresesinde müderris olmuştur.

Akşemsettin hazretlerinin bir diğer özelliği de tıp alanında bilgi sahibi olmasıdır. Bu konuda memleketimizde derinlemesine araştırma yapılmamakla beraber, mevcut kaynaklar onun iyi bir tıp eğitimi aldığını söylemektedir. O iyi bir ruh adamının yanında iyi bir tıp eğitimi aldığını söylemektedir. Yani Akşemsettin hazretleri ruhların tabibi olduğu gibi bedenlerinde tabibiydi. Günümüzde buna psikolog diyoruz.

Meşhur müderris ve şair İbrahim Tennuri Akşamsettin hazretlerinin mürididir.

Akşemsettin Hazretleri aynı zamanda şairdir ve sufi’dir.

HACI BAYRAM- VELİ İLE İLGİNÇ TANIŞMASI VARDIR.

Akşemsettin gençtir, Hakikat yolunu aramak, bulma, bu yolda pişmek için yolu yolu Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin dergahına düşer. Melami ahvalini gören Akşemsettin birden tereddüte düşer. Kendi kendine “Nasıl olurda koskoca bir medrese profesörü halka avuç açar, halka muhtaç olur.” Diye Hacı Bayram-ı Veliye intisap etmekten vaz geçer. Şam’daki “Zeynüddin el Hafi Hazretlerine intisap etmek için Şam’ın yolunu tutar, oradan Halep’e gider. Akşemsettin Şam’da iken rüyasında boynuna takılı zincirin Hacı Bayram-ı Velinin elinde olduğunu görür ve geri döner.

Hacı Bayram-ı Veli’nin gider, talebeler gibi burçak tarlasını yabani otları ayıklamaya başlar. Yemek zamanı gelir Akşemsettin sofraya davet edilmez. Hacı Bayram-ı Veli yemeği talebelere dağıtır, artanını köpeklere verir. Akşemsettin “sen buna layıksın” diyerek köpeklerin önüne konan yemeği yemeye başlar. Hacı Bayram-ı Veli onun bu tevazusuna dayanamayarak: “Köse! Kalbime girdin, gel yapma” diyerek ona iltifat eder. Sonra ona: “Zincirle gelen misafiri böyle ağırlarlar.” Der.

İkinci Murat’ın İstanbul’u kim fethedecek sorusuna Hacı Bayramı-ı Velinin “Bunu ne sen ne de ben göremeyeceğiz. Şu beşikteki sabi (Fatih) ile bizim köse görecek” cevabını verdiğinde Akşemsettin oradadır.

Hacı Bayram-ı Veli irşad görevi ile müritlerini dağıttığında Akşemsettin Beypazarı’na gönderilir. Akşemsettin aynı zamanda değirmencidir.

Hacı Bayram-ı Veli’in vasiyeti üzerine cenazesini Akşemsettin toprağa verir.

Fatih Sultan Mehmed ile yolları kesişen Akşemsettin İstanbul’un fethinden sonra Göynük’e yerleşir. 1459 yılında orada vefat eder. Neyi var neyi yok devlete bağışlar çocuklarına sadece bir hırkası kalır.

Akşemsettin Hazretlerinin üç kızı ve yedi erkek evladı vardır.

Akşemsettin hakkında yazılmış birçok kitap vardır. En kapsamlısı Metin Çelik’in yazdığı Ensar yayınevi tarafından yayınlanan “Her Yönüyle Akşemsettin Hazretleri” adlı kitaptır.

Maziye ihtiram duruşu yaparak günümüze gelmek istiyorum.

*

İKİ BAŞKAN HANIMI KIYASLAMASI

1- İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu nu, kocasının başkanlık döneminde Avrupa sokaklarında sarhoş gezip İtalya ya jakuzi siparişleri verirken görüyoruz.

Şimdi ise Hırsız kocasına adalet dilenmekle meşgul.

2- Melik Gökçek Beyin hanımı Nevin Gökçek’i tanırım. Yollarımız Hacı Bayramdaki restorasyon çalışmaları esnasında kesişti.

Kendisini uzaktan takip ederdik.

O günlerde Melike Hatun türbesiyle ilgilendiğini gördüm. Bu türbe Doğanbey mahallesi Taşçılar sokakta idi. Etrafı berbat, hemen yanı başında bira pazarlaması yapılıyordu. Gelen giden çaput bağlıyordu.

Nevin Hanım burasını güzide hale getirdi.

Nevin Hanımın bu çalışmalardan önce GÖYNÜK’te yanan Süleymanpaşa Camisinin ve çevresinin yenileme çalışmalarında görüyoruz.

Nallıhan Emre Köyde Tabduk Emre Türbesinin yenilenmesi ve güzelleştirilmesinde Nevin Hanımın emeklerine şahidiz.

Bilecik’te Şeyh Edebalı Külliyesindeki hamamın ıslahında Gökçeklerin emeği vardır.

Nevin hanımın birçok yerde bu tür çalışmalarını biliyoruz.

Bu satırları yiğidin hakkını teslim etmek için yazıyorum.

Dilek İmamoğlu ile kıyasladığım için Nevin Hanımdan özür diliyorum.

Ancak topluma bazı şeyleri anlatmak zorundayız.

Ak ile Karayı ayırt edebilelim.

*

Bu vesileyle tarihi bir şahsiyeti tanıtma ve günümüzde bazı hizmet ehlini yad etmiş olduk.

Selam ve Dualar ile..

Bu yazı toplam 174 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sadettin Bayram Arşivi
SON YAZILAR