MUZAFFER ÇEVEN

MUZAFFER ÇEVEN

YOLA ÇIKMAK…

YOLA ÇIKMAK…

Yola çıkmak; bir talebin, bir arayışın, mevcut durumu aşma isteğinin bir dışavurumu, hakikati arama ve nefsin kemâle ermesi... Yola çıkmak; hazırlık, bilgi ve deneyim gerektirir... Yola çıkınca, yoldan çıkmamak gerekir… Yol belli, yolcu belli... Her doğan yolcu... Er ya da geç, geldik gidiyoruz... Yolcu olmayan var mı? Yolcu yolunda gerek... Hancı da olsak, aynı yolun yolcuyuz... Doğru yol (sırat-ı müstakim) olmalı çıktığımız yol... Çiğ iken piştiğimiz yol olmalı çıktığımız yol...

Yol; coğrafî bir mesafeyi kat etme eylemi, varoluşsal bir serüven, bir iç yolculuğu ve dönüşümü... Hangi yola çıkmak? Bir yerden ayrılıp bir hedefe yönelme eylemi mi? Hayat yolculuğu mu? İçsel değişim mi, arayış mı? Ya da hepsi mi? Düşünen, aklını işleten ve gönlüne kulak veren birinin yola çıkması, mevcut estetik ve düşünsel normlara meydan okuma girişimi ve bir keşif yolculuğudur... Yola çıkınca; amaçlar, varış noktaları (hedefler), zorluklar ve engeller ile hemhâl oluruz... Yola çıkınca, içsel bir dönüşümün ve arayışın içinde buluruz kendimizi... Yola koyulunca, bulunduğumuz tanıdık çevreden, alışkanlıklardan ve rutin hayattan uzaklaşırız... Bu; kimliğimizi, sınırlarımızı ve potansiyelimizi yeni bir bakış açısıyla kendimize gelmemizi sağlar... Yola koyulunca, irademiz devreye girer... Kaçınılmaz sona ulaştığımızda, yolculuk boyut değiştirir... Sanırız ki, ölüm, son yolculuk... “Ömrü oldukça yürür her yolcu. Varmadan menzile bir yerde ölür.” (Yahya Kemal)... Yahya Kemal'e göre, limandan ayrılan gemi (can), bilinmeze (meçhul) doğru yol alır... Bu ‘son yolculuk’, trajik bir son yerine, bir diyardan öbür diyara geçiştir, yeni bir hâle intikaldir... Hayat yolculuğu, aslında sonsuz bir döngünün parçası olsa gerek... Yola çıkmak; kuralları, konforu ve alışılmışı terk etmeyle ilişkili... Bütün mesele, başkalarının izlerini takip etmek yerine, kendi özgün sesimizi ve hakikati arama çabamızın devam etmesi... Yoksa, yolunu bulanların yolu olmaktan öte bir şey olamayız ve birilerinin yolduğu ve yontuğu kuklalara dönüşürüz... Ne mi yapmalıyız? Kelimelerin ve kurulu düzenin gürültüsünden uzaklaşmalıyız; dile gelmemiş olanı, yeniyi, değişimi ve gelişimi harekete geçirmeliyiz... Yıkarak ya da yağmalayarak değil, aksine onunla barış içinde yaşayarak ve iş birliği yaparak, kadim medeniyet değerlerimizi muhkem kılarak özümüze dönmeliyiz ve her bir yeniliği, değişimi ve gelişimi içselleştirmeliyiz...

Yolculukta, kişiliği ve karakteri gelişmemiş olan bilgisiz bir birey, engelleri aşamadığında veya hedefe ulaşmada zorlandığında yetersizlik duygusu ve suçluluk hisseder; engelleri geçmiş günahlarının cezası olarak görür, kendini toplumdan tecrit eder... Toplumsal engeller; önyargı, stigma - suç işleyen bireylerin bedenlerinde var olan iz, damga, işaret ve kara leke-, duygusal körlük... Engellerle yaşamak mı, engellerle savaşmak mı, engelleri kaldırmak mı gerek? Engelleri kaldırmak gerek... Engellerin bizi engellenmesine izin vermemek gerek... Engeller, yolun bittiği yer değil, bizim tekrar kendimiz oluşumuzun ve dayanıklılığımızın başladığı yer, durak olmalı... Yola çıkmak, bizi pasiflikten kurtarıp aktif bir arayışa, eyleme ve en nihayetinde varoluşsal anlam bulmaya davet etmeli... Yola çıkmak, bizi asla yoldan çıkarmamalı... Hayat, doğumla başlayan ve ölümle sona eren bu uzun yolculuk... Yola çıkmak ve yoldan çıkmak; insan olmanın, keşfetmenin ve büyümenin ayrılmaz parçaları... Yola çıkmak; bir başlangıç, bir niyettir, bir adımdır, bir maceranın ilk sahnesi... Yola bir maksatla çıkılır... Sınava hazırlanmak, yeni bir iş kurmak, evlenmek vb. bir eylem... Yola çıkmak, aynı zamanda bir sorumluluk almaktır... Yolun kurallarına uymak, engelleri aşmak ve istikrarlı bir şekilde ilerlemek icap eder...

Tasavvufta yolculuk (seyr-ü sülûk), masivadan kaçış (dünya nimetlerinden, mal ve mülkten Allah ve âhiret için vazgeçiş)... Tasavvufta, yola çıkışın adı, seyahat... Bu, dünyanın geçici zevklerinden, masivadan (Hakk'tan başka her şeyden) vazgeçerek Hakikat'e yönelme yolculuğu... Masiva; dünya, kâinat, âlem demek... Lahut âlemi, ceberut âlemi, melekût âlemi, anasır âlemi (erkân-ı âlem, âlemin rükünleri ve ana esasları; Güneş, hava, su ve toprak gibi dört büyük unsur; anasır, unsurlar... Dört büyük unsur: güneş, hava, su ve toprak ve karbon, azot, oksijen, hidrojen ve diğer elementler), insanı kâmil âlemi... Seyyah dervişler (salikler), yola çıkmış olmanın somut bir göstergesi olarak keşkül (matara veya dilenci kâsesi) taşırlar... Bu; fizikî ihtiyaçları gidermenin, nefsi terbiye etmenin ve dünyaya meyletmemenin kararlılığını remz eder... Yoldan alıkoyacak her türlü meşguliyet ve engel (mal, mülk, itibar) masivadır ve yolcunun onlardan arınması lâzımdır... Tasavvuftaki yolculuk, varlığın başlangıcı (mebde, Allah'tan geliş) ve nihai dönüşü (mead, Allah'a dönüş) arasında süren kozmik bir yolculuk... İnsan, bu dünyada geçici bir misafir...

Yoldan çıkmak; olumsuz anlamda olmamalı... Evrensel normlara uyulmalı, yoldan çıkılmamalı... Unutmayalım bazen de ana yoldan ayrılmak, bizim kendimizle ve etrafımızdaki dünyayla baş başa kalması demek... Beklenmedik durumlar, farklı insanlar ve yeni fikirlerle karşılaşma ihtimali, bilindik yoldan çıkınca ortaya çıkar... Sanatçılar, dâhiler ve kâşifler, yoldan çıkarak en büyük eserlerine ve buluşlarına imza atmışlar... Sürekli aynı yolda yürümek, bizi emme basma tumba yapar... Herkesin doğru bildiği ancak yanlış olan yoldan çıkmak, bize başkalarının yolu yerine kendi yolumuzu çizme cesareti verir... Yoldan çıkınca, hata ve yanlış yaparız... Lâkin en çok hatalardan ve yanlışlardan öğreniriz... Yanlış bir güzergâh, bize doğrunun değerini öğretir ve onu daha güçlü kılar... Hiç yoldan çıkmamak, hiç risk almadan yola çıkmak demek... Asıl hedef, doğru olmayan yoldan çıkınca bulunur... Kim bilir, belki de, mutlak anlamda yoldan çıkmak diye bir şey yok... Sadece farklı bir yola, daha önce fark edilmemiş bir patikaya girmek söz konusu... Bilgelik, ne zaman disiplinle ilerleyeceğimizi ve ne zaman sezgilerimize güvenip yoldan çıkmakla olur... Hedefe en kısa yoldan gitmek gerektiğinde, kestirme yollara sapmak, yoldan sapmak anlamına gelmez... Yola çıkmak ve yoldan çıkmak, hayat yolculuğumuzun vitesleri gibi... Bu; hedefe doğru hızla ilerlemenin ve soluklanmamızın, rotamızı yeniden değerlendirmenin yolları... Cesur bir şekilde yola çıkınca, yoldan çıkmanın getirdiği belirsizliğe de açık olmak lâzım... En anlamlı hikâyelerimiz, ana yoldan sapınca olur...

Yola, yolculuğa ve yolcuya dair söylenen tecrübe yüklü sözler: “Dünyada bir garîb, bir yabancı gibi, hatta bir yolcu gibi ol! Kendini kabir halkından biri gibi kabul et.” (Hadis-i Şerif)... “Erdemlere ulaşmak için gurbete çıkın. Yolculuk yapın. Zira yolculukta beş çeşit fayda vardır. Bunlar; üzüntülerin unutulması, rızık temin edilmesi, ilim ve âdâb öğrenilmesi ve değerli insanlarla sohbet edebilme imkânının elde edilmesidir.” (İmam Şafii)... “Bir yol varsa hakikate varan, bir yolcu lâzım kendini arayan. Bir hancı varsa yolcuları ağırlayan, bir aşk lâzım yola koyduran... - Akıl bütün gidilecek yolları bilse bile, gene aşk yolunu bilemez, şaşırır kalır... - Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle... Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla...” (Mevlana Celaleddin-i Rumi)... “Fena, yok olmak; kötü ahlâktan güzel ahlaka geçmektir. Allah'ın halk etmesiyle dünyaya, olgunluğun son sınırı olan, 'Ey huzur içinde olan nefis! Sen Rabbinden razı, O da senden razı olarak Rabbine dön' hitabıyla Allah'a kavuşmaktır...” (Muhyiddin İbn Arabî)... “Bu dünyaya gelen kişi ahir yere gitse gerek. - Bu yol uzundur. Menzili çoktur.” (Yunus Emre)... “Her yolculuk, ilk adımla başlar.” (J.R.R. Tolkien)... “Yola çıkmak, hayal ettiğin hayatı yaşamak için gerekli olan cesareti bulmaktır.” (Maya Angelou)... “Bir yolculuğa çıkmak için en iyi zaman, o yolculuğa başlamaktır.” (Confucius)... “Eğer bir şey gerçekten istiyorsan, evren onun gerçekleşmesi için sana yardım eder.” (Paulo Coelho)... “Yola çıkmak, yeni şeyler öğrenmek ve kendini keşfetmek için en iyi yoldur.” (Mark Twain)... “Hayat, bir yolculuktur; varış noktası değil.” (Ralph Waldo Emerson)... “Hayatınızın her anını yaşayın, çünkü her yolculuk bir fırsattır.” (Steve Jobs)... “Yola çıktığınızda, her adımda yeni bir şey öğrenirsiniz.” (Nelson Mandela)...

Yolunu bulanların, kendilerinin yolcu olduklarını unuttukları bir hengâmede yolsuzlukları ayyuka çıkmış aymazların yol yordam bilmemeleri çok normal... Yolu düzgün olmayanların, yolun sonu geldiğinde çıkış yolunu bulmaları zor... Kolay olan, yoldan çıkmak, doğru yoldan sapmak... Hâlbuki yol, yolcunun ve yoldaşın birlikte yoruldukları yol olunca ve sabır ile yolculuk ettiklerinde anlamlı... Yolu ve yolcuyu derinden dillendiren dizeler: “İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su... Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu... Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek... Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun... Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız... Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader... Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz... Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya... Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!” (Necip Fazıl Kısakürek)... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

Bu yazı toplam 198 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
MUZAFFER ÇEVEN Arşivi

HUZUR

06 Nisan 2026 Pazartesi 09:18
SON YAZILAR