Doç. Dr. TANER BİLGİN

Doç. Dr. TANER BİLGİN

Bilecik’in değerlerine sahip çıkalım

Bir haftalık aradan sonra yeniden merhabalar.

Bu haftaki köşe yazımda Bilecik’e büyük hizmetlerde bulunmuş ancak yeterince takdir görmemiş bir başka önemli ismi size tanıtmaya çalışacağım.

Milli Mücadelenin en zor zamanlarında hak bildiği yolda savaşan ve bu kutlu davası için şehadet şerbetini içen Bilecik Müftüsü Mehmed Nuri Efendi.

Milli mücadele fikrinin doğuşunda, Anadolu’daki pek çok din adamı elbette ki önemli roller üstlenmiştir. Milli mücadele kıvılcımını ateşlemekle kalmayan bu din adamları, kutsal değerleri için kendileri de mücadeleye katılmıştır. Bunlardan birisi de Bilecik müftüsü Mehmet Nuri Efendi’dir.

İstiklal harbinin ilk günlerinden itibaren mücadelenin Bilecik ayağını organize eden Mehmed Nuri Efendi, 1885’te Bilecik’in Gölpazarı İlçesine bağlı Şahinler Köyü’nde doğmuştur. Köy halkından Mustafa Efendi’nin oğlu olan Mehmet Nuri, Bilecik’te Akmescit Müderrisi iken, 2 Mart 1912’de Bilecik Müftüsü olmuştur.

27 yaşındaki bu genç din âlimi, kısa sürede kendini Bilecik halkına sevdirmiş ve I. Dünya Harbi sırasında Bilecikli gençlerin cepheye, koşarak gitmesinde ve vatanı için mücadele etmesinde teşvik edici bir rol üstlenmiştir.

Henüz çok genç olmasına rağmen Bilecik halkının belki de en güvendiği isim olan, sözüne itimat edilen Mehmet Nuri, Milli Mücadele yıllarında da halkı bilinçlendiren isim olacak ve işgaller karşısında ilk direniş ateşini yakacaktır.

Nitekim İzmir’in işgal haberinin duyulması üzerine Bilecik merkezinden işgale karşı ilk protesto telgrafı, 21 Mayıs 1919 tarihinde, “Bütün Bilecik Ahalisi Namına Müftü Mehmed Nuri Efendi” imzasıyla çekilmiştir. Telgrafında;

“İzmir’de vuku’a gelen hadise âlem-i İslâmın kalblerini dilhun eylemişdir. Yunan askerlerinin ve peyrev olan İzmir Rumlarının ika’ eyledikleri şu fecayi’ doğrudan doğruya İslamiyet aleyhinde bir hareket telakki edilerek halefe-i Zişan olan zat-ı akdeslerine arz-ı keyfiyete mecbur olduk. Yüreklerimizden kopan ma’sum feryad ve ah ve vahı zat-ı seniyye-i hilafetpenahilerine ma’al- azim arz eyleriz”diyecekti.

Bilecik’ten aynı gün çekilen ve Bilecik Belediye Başkanı Mustafa Kemal Güney ve Müftü Mehmed Nuri imzalı diğer bir telgrafta ise özetle: İzmir’in Yunanlılar tarafından haksız işgalinin biran önce kaldırılması hususunda İtilaf devletleri mümessillerine başvuruda bulunulduğu ifade edilerek İstanbul’dan açıklama istenmişti.

Bununla birlikte Mehmet Nuri Efendi, Bilecik halkını Eski Hükümet Binası (Bugünkü Atatürk İlköğretim Okulunun hemen yanı veya Cumhuriyet döneminde hastane olarak kullanılan yer) önünde toplanmasını isteyerek büyük bir miting düzenlenmesini sağlamıştı. Mitingde yapmış olduğu konuşma ile İzmir’in Yunan hunharı tarafından işgaline hiçbir Müslümanın rıza göstermeyeceği gibi Bilecik halkının da güzel İzmir’in düşman postallarından kurtulması için her şeyi yapacağını ifade etmişti.

O gün Mehmet Nuri Efendi tarafından yapılan ateşli konuşma sonrasında, bütün Bilecik halkı sokaklarda Türk bayraklarıyla dolaşarak “ İzmir Türk’tür, Türk kalacaktır ” şeklinde sloganlar atmıştı.

Bütün bu olaylar yaşanırken elbette ki Mustafa Kemal, daha milli mücadele hareketini başlatmamıştı. Dolayısıyla Mehmet Nuri Efendi, Mustafa Kemal’den bağımsız bir şekilde milli mücadele ateşini Bilecik’te yakmış ve halkı teşkilatlandırmaya başlamıştı.

Eylül 1919 tarihinde Mustafa Kemal’in Sivas Kongresini düzenlemesi ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini tek bir çatı altında toplama kararı alması sonrasında Mehmet Nuri Efendi de Bilecik’teki Milli Teşkilatın bizzat kuruculuğunu yaparak ilk başkanı oldu.

Mehmet Nuri, cami kürsülerindeki vaazlarından başka Bilecik’in çarşı ve Pazar meydanlarında yaptığı etkili konuşmalarıyla da düşmana karşı “cihat” çağrısında bulunarak Bilecik halkının Milli Mücadele’ye şevkle katılımını sağlamaya çalıştı.

Mustafa Kemal tarafından Kuzey Batı Cephesinin teşkili için Bilecik’e gönderilen Ali Fuat Cebesoy da şehre ilk geldiğinde önce Mehmet Nuri Efendi ile temas kurdu.

Mart 1920’de İngilizlerin Bilecik’ten atılması sırasında Ali Fuat Cebesoy ile birlikte savaş meydanında yer alan Mehmet Nuri Efendi, zafer sonrası Bilecik ve çevresinden oluşturduğu birliklerine;  “ Bugün, Ertuğrul Gazinin torunları olan sizler, İngilizleri bu mukaddes ve kutsal topraklardan atarak kâfir zulmüne rıza gösteremeyeceğinizi bir kez daha gösterdiniz ” diyerek tebrik etmişti.

İstanbul’un işgali sonrası İstanbul’dan, Ankara’da kurulan TBMM’ye katılmak için akın akın kaçışlar başlamıştı. Milli Mücadelenin birçok önemli ismi de (Halide Edip, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Celal Bayar gibi ) Bilecik yolunu kullanarak Ankara’ya ulaşmaya çalışmıştı. Bu isimlerin Ankara’ya kaçışlarında hiç şüphesiz Mehmet Nuri Efendi büyük hizmetlerde bulundu.

Milli Mücadele ateşinin günden güne kuvvetlendiği tarihte Dürrizade Abdullah’ın “Mustafa Kemal’in katli vaciptir” şeklindeki fetvası o dönem din adamlarını ikiye bölmüştü. Kimileri ulusal kurtuluş mücadelesini yöneten Mustafa Kemal'e karşı ayaklanırken, kimi din adamları da Mustafa Kemal’in yanında saf tuttu. Elbetteki Mehmet Nuri Efendi’de Mustafa Kemal’in yanında yer alanlar arasındaydı.

Tarihler 8 Temmuz 1920’yi gösterdiğinde Yunanlılar Bursa’yı işgal etti. O dönem Bilecik’e bağlı İnegöl ve Yenişehir ilçeleri de Yunan ordusu tarafından yakıp yıkıldı. Bölge halkı büyük bir mezalime uğradığı için canını kurtarmak adına Bursa’dan Bilecik’e kaçmaya başladı. Binlerce Müslüman evlerini terk edip perişan bir halde Bilecik’e ulaşmayı başarmıştı. Mehmet Nuri Efendi, Yunan zulmünden kaçan halkı muhacir olarak nitelendirerek, yardıma muhtaç olan bu insanların Bilecik halkı tarafından evlerinde misafir etmelerini sağladı.

Akabinde 20 Temmuz 1920 tarihinde TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya acele bir telgraf çekerek;

“Elde silah yok, düşmana karşı asker yok. Elimiz böğrümüzdedir. Bu vaziyetin devamı, değil Bilecik, bütün memleketin istilasına, ırz ve namusun mahvına, eşrafın katline razı olmak demek olacağından Allah Peygamber aşkına Bilecik halkı çare bulmanızı bekliyor” diyerek Mustafa Kemal Paşa’dan silah ve cephane göndermesini istemişti.

Mustafa Kemal ise icap eden kıtaatın sevkine başlandığını ifade ederek Mehmet Nuri Efendinin sükûneti sağlamasını istemişti.

Yunan kuvvetleri Bilecik’e 30-40 km mesafede olan Yenişehir’e kadar gelmişti. Artık Bilecik halkı düşman nefesini ensesinde hissetmekteydi. Bunun bilincinde olan Mehmet Nuri Efendi de 1920 Eylül ayında Söğüt, İnegöl, Yenişehir kazalarıyla Pazarcık, Osmaneli, Gölpazarı, Küplü Müdafaa-i Hukuk Riyasetlerine bir telgraf çekerek, Ulema da dahil olmak üzere bütün Bilecik halkını ordu saflarında cepheye davet ederek teşkilatlanma çalışmalarına hız verdi.

Ayrıca cami kürsülerinde, çarşı ve Pazar meydanlarında yaptığı etkili konuşmalar ve vaazlarıyla halkı bilinçlendirmeye çalıştı. Düşman işgaline karşı sonuna kadar direnme çağrısında bulunarak şehrin her noktasına bildiriler, ilanlar, astırdı. Bu sayede Kuva-yı Milliye’nin ikmali için bizzat kendisi o günün koşulları nispetinde halktan yardım toplamaya çalıştı.

Öte yandan Bilecik’in Yunan işgaline uğramasından sonra Mehmet Nuri Efendi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı görevini Bilecik’in 20 km uzağındaki Deresakarı köyü’nde sürdürmeye devam etti.

Mehmet Nuri Efendi’nin bölgede gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerden haberdar olan Yunanlılar ise 7 Nisan 1921 tarihinde kendisine bir pusu kurdu. O gün öğleden sonra Mehmet Nuri Efendi yanında arkadaşı eşraftan Hacı Saffettin Bey ile Bergoz bağlarına doğru çıkmış ve Uluyol’a (İpekyolu) kadar gitmişti. Burada Yunan devriyeleri tarafından kurulan pusu sonrası ne yazık ki Mehmet Nuri Efendi şehit olmuştu.

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa da olayın ertesi günü (8 Nisan 1921’de) Ankara’ya çektiği telgrafla Mehmet Nuri Efendi’nin şehit edildiğini Mustafa Kemal Paşa’ya bildirmişti.

36 yaşında şehit düşen Müftü Mehmet Nuri Efendi için Bilecik halkı bir türkü de bestelemiş ve uzun yıllar dillerden düşmemiştir.

Bilecik’in uzun olur urganı,

Nuri Hoca Bilecik’in kurbanı.

Mehmet Nuri Bilecik’in kurbanı.

Git oğlum git sakın dönme sen geri,

Perişan olsun düşmanın askeri.

            Evli ve 2 çocuğu olan Mehmet Nuri Efendinin ailesi 1934 yılındaki soyadı kanunu sonrası Kırıkkanat soy ismini almıştır. Vatan savunmasında ve Bilecik’imizin düşman işgalinden kurtulmasında büyük emeği olan Mehmet Nuri Efendi’nin kabri Bilecik’e bağlı Deresakarı köyünde bulunmaktadır.

Geçtiğimiz nisan ayı şehadetinin 100. Yılıydı. Ancak pandemi dolayısıyla yeterli saygıyı göremedi. Bilecik’in Milli Mücadele yıllarındaki teşkilatlanmasında mihenk taşlarından olan Müftü Mehmet Nuri Efendi ümit ediyorum ki bundan sonra hak ettiği saygıyı görecektir.

MÜFTÜ MEHMET NURİ EFENDİ, BİLECİK’İN DEĞERİDİR. UNUTMAYALIM !!!

 

Bu yazı toplam 3168 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum