Doç. Dr. HALİM DEMİRYÜREK

Doç. Dr. HALİM DEMİRYÜREK

(BİR ZAMANLAR) "TÜKLER İNSAN, AVRUPALILAR HAYVAN YETİŞTİRMEKTEN ZEV

Yeni bir eğitim reformunun arifesindeyiz. Bu süreçte muhtelif tartışmalara şahit oluyoruz. Partiler, sivil toplum kuruluşları, şahıslar mesele hakkındaki mütalaa ve mülahazalarını dile getirmekte. Yaşanan ihtilafın ana merkezi şekil odaklı. Muhteva biraz geri planda kalmış gibi görünüyor. Oysaki esaslı yenilikler yapmak istiyorsak bunu içerikten başlatmak gerekirdi. Ama eski alışkanlıklardan kurtulmak çok zor. Nitekim yaklaşık üç asırlık modernizasyon süreci incelendiğinde hep dışın içe galebe çaldığı görülür.

Bir millet ve memleket için hayatiyet arzeden en önemi unsur eğitimdir. Bunun bilincinde olanlar bir ulusu yönetmenin, dört çocuğu eğitmekten daha kolay olduğunu söylemişler. Toplumun, kurumların, aslında her şeyin temelinde çocuk yani insan vardır. İnsanınızı yetiştirebildiğiniz, eğitebildiğiniz ölçüde gelişebilir ve kalkınabilirsiniz.

Okullarımızda icra olunan eğitim-öğretimin ana gayesi bilgili insan yetiştirme temayüllüdür. Bizde eğitim demek çocukların beyinlerine bilgi doldurmak demektir. Bundan dolayıdır ki çocuklar okul denince bıkkınlık, kitap denince usangınlık duymaktadır. Siz insanı sadece beyinden ibaretmiş gibi görürseniz olacağı budur.

Bizde işler her daim ters işler. Çocuğun evvela kalp ve ruh eğitimine tabi tutulması gerekirken biz onun aklını eğitmeye çalışırız. Tabi bunu da başaramayız.

İlköğretimin amacı kalbi eğitmektir. Ruhu eğitmektir. Çocuğa şahsiyet kazandırmaktır. Bunu bilen Japonya ilköğretimin temel hedefinin çocuklarını ruhunu ve gönlünü zenginleştirmek olduğu gerçeğinden hareketle ilköğretimde değerler üzerinde durmaktadır. Bundan dolayıdır ki Japonya da öğrenmek bir zevk ve haz bizde ise külfettir.

Aklın eğitimi ve bilgi süreci daha ziyade ortaöğretimin işidir. Üniversite ise uzmanlaşmadır.

Evet, bu süreçte en hayati meselenin ahlaklı ve şahsiyetli insan yetiştirmek olduğu göz ardı edilmektedir. Bu eksiklikten mütevellit çocuklarımız erken yaşta sigarayla, alkolle, hapla, eroinle tanışmakta. Cinsel dürtüleri coşkunluk kazanmakta ve kendilerini kaybetmektedirler. Eğitim kaybetmek değil kazanmaktır. Peki, bugüne kadar kaybedilen yılların, nesillerin hesabını kim verecek? Vebaline kim katlanacak?

İdeal olan aklın ışığının bilgi, kalbin aydınlığınınsa değerler olduğu şuuruyla yol alarak insanımızı yetiştirebilmektir.

Büyük devleti iyi yetiştirilmiş büyük insanlar inşa edebilirler. Türkiye’nin yıllardır gelişmekte olan devletler sınıfında olmasının ve bir türlü sınıf atlayamamasının ana nedeni de insanımızı yetiştiremememizdir.

Mazideki tecrübelerimizle bunu çok iyi anlamış olmamız gerekirdi. Biliyorsunuz ki Osmanlı Devleti tarihin kaydetmiş olduğu en uzun soluklu devletlerden biridir. Bu başarısını neye borçludur? Bu sorunun birçok cevabı vardır. Ama bence en etkilisini 16.yy ortalarında Habsburg elçisi olarak Osmanlı ülkesine gelen Busbec vermektedir. Elçi; Batılıların iyi yetiştirilmiş attan ve köpekten zevk aldığını buna mukabil Türklerin ise iyi yetiştirilmiş insandan büyük haz duyduklarını yazmaktadır. İşte Osmanlının güçlü ve kudretli oluşunun altındaki sır ahlaklı ve ilimli insandı.

Bilmem anlatabildim mi?

Bu yazı toplam 151 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR