Doç. Dr. TANER BİLGİN

Doç. Dr. TANER BİLGİN

Şehrin hafızası: Maniler

Bir haftalık aranın ardından tekrardan merhabalar. 
Bu haftaki köşe yazımda Bilecik ve çevresinde söylene gelen Mani örnekleri üzerinde duracağım. 
Eminim ki sizlerde bu örnekleri gördüğünüzde çok şaşıracaksınız. 
Elbette ki amacım son derece zengin bir kültürel mirasa sahip olan Bilecik’imizin bu değerlerine sahip çıkılmasına ön ayak olmaktır. 
 
Bildiğiniz üzere bir milletin, millî kimliğini belirleyen kültürel unsurlar bir gelenek dâhilinde yüzyıllardır nesilden nesile taşınmaktadır. Bu gelenek, ‘sözlü’ ve ‘yazılı’ ifade gelenekleridir. Farklı yapı ve özellikte bulunan bu iki gelenekten yazılı gelenek, sözlü geleneğin birikimlerinden faydalanmaktadır. Halk hafızasındaki birçok ürün de bu şifahî anane sayesinde devamlılığını korumuş ve günümüze kadar ulaşmıştır.
Balkanlardan Orta Doğu’ya uzanan Osmanlı coğrafyasında ve Orta Asya’da icra edilen mâniler; biçim ve icra yönünden sağlam bir yapı sergilemeleri, insanların ortak duygularına tercüman olmaları ve bu duyguların tek birimden oluşan yapılarından ötürü halkın hafızasında kolayca yer etmiştir. 
Bilecik halkı da dertlerini, özlemlerini, sevgilerini, kimi zaman kıskançlıklarını, söze dökerek dillendirmiş ve ortaya renkli bir kültür çıkmıştır. 
Şimdi aslında maninin bir söyleme şekli vardır. Bilecik ve yöresinde Mâni söylemeye “Mâni Atma (=Mâni Yakma)” denmektedir.  Bu söyleme âdetinde çok eğlenilir. Karşılıklı maniler yakılır. Yakılan mânilerin çoğu düğün ve kına gecelerinde, Hıdırellez günlerinde, soğuk kış gecelerinde bir araya gelindiğinde, tarla ve bahçe işlerinde, imece usulü çalışmalarda ve köy odalarında karşılıklı atışmalar şeklinde söylenir. Mânilerin konularını sevda, doğa, ayrılık, askerlik, evlilik gibi temalar içerir. Bilecik mânilerini Anadolu’da söylenen diğer mânilerden ayıran en önemli özellik mânilerin kızlı-erkekli karşılıklı atışmalar şeklinde yapılmış olmasıdır.

Hadi Şimdi Güzel şehrimiz Bilecik’te söylenen Manileri tanıyalım. Bakalım bunları daha önce hiç duydunuz mu?
Genellikle gelin alma esnasında söylenen maniler

Masa üstünde bardak
Bu bardak bizim bardak
Şu Bilecik’in kızları 
Hem dondurma hem kaymak.

Bizim evin önünde                
Uyur uyanamazsın                 
Atma beni ellere                 
Götür dayanamazsın. 
    
Ayazmanın selleri
Gülümbe’nin keşirleri
Nede olsa bellidir
Pelitözü’nün kızları. 

Altın yüzük var benim             
Parmağıma dar benim             
Güzellerin içinde                 
Bozüyüklü yar benim.             

Bilecik iki çatal
Ortasından çay akar
Bileciğin kızları
Baygın bakıp, can yakar. 

Bahçelerde erikler                 
Uyanmıyor şerifler (Lakap)         
Uyansalar şerifler                 
Kızı verecek Eğiller (Lakap).         

Bilecik mekânımız
Zemzem akar suyumuz
Sevip, sevip ayrılmak
Yoktur bizim huyumuz

Bileciğin dağları                 
Üzüm yapmaz bağlar             
Üzüm yapsa bağları                 
Evlenir Oğlanları     
        
Bilecik yolunda
Sepeti kolunda
Ben yârimi kaybettim
Bilecik yolunda.

Cevizin dalı kısa             
Yârimin adı Musa                 
Ben bura da duramam             
Ya Bilecik ya Bursa!     

Çaydanlıkta çayım var
Utanacak neyim var
Gölpazarı içinde
Orta boylu yârim var.

Bozüyük, dedikleri                 
Şekerdir yedikleri                 
Hiç aklımdan çıkmıyor             
Yârimin dedikleri.             

Balı kızı bucak da
Kahve döver ocakta
Getir kahveyi içeyim
Kendirliye gideyim

Bilecik taşı ünlüdür                 
Güzelleri sürüdür                  
Benim bir sevdiğim var                
Acep Bilecikli midir?     

Bilecik’te tuz bitmez
İstasyonda kız bitmez
Bileciğin kızları
Olur, olmaza gitmez. 

Bileciğe giderken                 
Aldım şeker tablası                 
Sanki varacam gibi                 
Beğenmiyor ablası.         

Bileciğe giderken
İki tane hastane
Yârimin mektubunu
Eylendirme postane

Bilecik demiryolu                 
Ne yağmur var ne dolu             
Sen bakmazsan sevdiğim             
Bilecik oğlan dolu.             

Bileciğe giderken
Sağ tarafta sanayi
Ben onla dalga geçtim
Anlamadı enayi.

Bakkaldan yumak aldım             
Dantel öreyim diye                 
Karaköy’den yar sevdim             
Her gün göreyim diye.         

Baka, baka yoruldum
Aka, aka yoruldum
Bilecik’li o kıza
Can evimden vuruldum. 

Bilecik ve yöresinde söylenen Mânilerden bazıları ise yöre insanının doğaya ne kadar önem verdiğini anlatır. Doğaya duyulan bu sevdanın özünde genç köy delikanlısının yavuklusuna duyduğu özlem yatmaktadır. Tabiat konularında söylenmiş Bilecik Mânilerinin bazıları da şöyledir:
Siyah üzüm asması                 
Çetin olur kesmesi                 
Ne müşkül dert imiş             
Esmer yârin küsmesi.     

Su gelir aşmak ister
Al yanak yaşmak ister
Şu benim cahil gönlüm
Yâre kavuşmak ister.  

Karanfilim saksıda                 
Bir yâr sevdim Aksu’da             
Mevla’m bizi kavuştur             
Akşam ile yatsıda.             

Vişne yedim tabaktan
Lezzet aldım dudaktan
Ne hayırlı gün imiş
Yâri gördüm uzakta.

Adadan getirirler                 
Çuval, çuval tuzları                 
Yine yaşasın yine                 
Bileciğin kızları.         

Kahve piştiği yerde
Pişip taştığı yerde
Güzel çirkin aranmaz
Gönül düştüğü yerde.

Kuyunun kapakları                 
Çınarın yaprakları                 
Askerdeki yârimin                 
Çınlasın kulakları.         

Garpız kesdim gan gibi
Yayılır yorgan gibi
Yâri asge yazmışla
Gınalı gurban gibi. 

Bununla birlikte hıdrellez de Bilecik ve yöresinde çok önem verilen törenlerden biridir. Yöremizde manav ve muhacirler arasında yapılan bu törenler farklılıklar gösterse de inanış eski Türk adetlerinin bir geleneği şeklinde sürmektedir. Geçmiş yıllarda Bilecik merkezde sabah erken saatlerde genç kızlar toplanıp yediler tepesine ve kırklar tepesine giderek adaklar yaparlarmış. Daha sonra hep birlikte Şeyh Edebali türbesine giderek orada yemekler yenirmiş. Bugün de bu geleneği köy ve mahallerimiz etkili bir şekilde sürdürmektedir. 
Yemenimin yeşili                 
Sil gözümün yaşını                 
Bana müjdeler olsun             
Şimdi buldum eşimi      

Yemenim allı morlu
Elimden aldı zorlu
Ben yârimi bilirim
Az buçuk orta boylu.  

Yemenimin altı turnalıdır             
Kenarı boyalıdır                 
Dostlara haber verin             
Sevdiğim buralıdır.          

İstanbul çarşısına
Gün doğar karşısına
İnsan gönül verir mi?
Kapı bir komşusuna

Özellikle kış gecelerinde genç kızların bir araya gelerek bir tepsi veya herhangi bir şey üzerine yüzüklerini koyarak karşılıklı olarak birbirlerine söyledikleri Mâniler de vardır.
Gara, gara geyesin                 
Gara habarın gesin                 
Piriş pilav üsdüne                 
Yârim garabübesin.             

Şu dağların kış üzümü
Görsem yârin yüzünü
Yüzü yüzüme değince
Söylerim gizli sözümü. 

Şu karşı ki çeşmenin             
Tası var kurnası yok             
Kırma yârim kalbimi             
Yapacak ustası yok.             

Saşlara bak saşlara
Okka urganı gibi
Biz yârimle ikimiz
Baçe fidanı gibi. 

Gapıdan bakan olan             
Sümüü akan olan                 
İçere giremez                 
Farzdan gorkan olan                       

Gölbazarı yolumuz
Horhor akar suyumuz
Sevip, sevip ayrılmak
Yoktur böyle huyumuz.  

Bizim tarla dut verir
Yaprağını gıt verir
Yârim şişman ben zayıf
Sarıldıkça dat verir. 

Sevda Mânileri:  
Evlerinin önünde selvi deilim     
Selvinin dallana balı deilim             
Düş ardıma götüren sevdim             
Valla bekârın, evli deilim.         

Denize dalayım mı?
Bir balık alayım mı?
Gelen geçen yolcuya
Ben yârimi sorayım mı? 

Ak koyun meler gelir                 
Dağları deler gelir                 
Hakikatli yâr olsa                  
Uykuyu böler gelir.             

Ak gülüm uyan da gel
Güllere boyan da gel
Annen izin vermezse
Allah’a dayan da gel. 

Barmaımda yüsükle         
Yâr senin dakdıkların         
Ege annem vemesse         
Yazıkdır bakdıkların.             

Çemberimin ucuna
Sakız baladır mıyın?
Ellere yâr deyip de
Yâri aladır mıyın? 

Kız Hamamı’nda Söylenen Mâniler:   

Zinile çevriliyo             
Mânile söyleniyo             
Benim esger yârim             
Kiminle evleniyo.         

Zini dolu şekerim
Üstüne bale ekerin
Yârim asgere gitmiş
Yazmayı çeke oturun. 

Yeşil ipek bükerim             
Yârime mintan dikerim         
O yâr benim olmazsa             
Diktiğimi sökerim.         

Şalvarım va bindallı
Uçguru yandan balı
Sevmiş de alamamış
Verem omuş zavallı. 

Bilecik ve yöresinde genç kızların tarlada, bağ ve bahçede topluca bir araya geldiklerinde hoşça vakit geçirmek hem de işin yorgunluğunu üzerlerinden atmak için hep bir ağızdan söyledikleri Mânilere de rastlamak mümkündür.

Mavi taksi geliyor             
Dumanı ben olayım             
İçindeki şoförün             
Bayanı ben olayım.         

Şu dağı yanık sandım
Yâri uyanık sandım
Açtım yorganı baktım
Atılmış pamuk sandım.

Beş beş beş barmak
On on on barmak
Olur mu böyle sevmek
Olanlara zor gelir
Beş bin verip gız amak. 


Dini Günlerde Söylenen Mâniler:

Türbenin adı, Dursun             
Okuyanlar şifa bulsun             
İki gözüm de Hüsmen Ağam         
Sahur yemeğin afiyet olsun.     

Bahşişimi de aldım giderim 
Her yerde seni methederim
İki gözüm de Hüsmen Ağam
Bereket versin, giderim.


Elbette ki Bilecik’te söylenen manilerden bir kısmını burada aktarma şansı buldum. Elimizde binin üzerinde mani var. Bu manilerin ortaya çıkarılmasında özellikle Hasan Taşçı’ya hassaten teşekkür ediyorum. Sizlerde Ad ve Soyadınızla burada bildiğiniz manileri paylaşırsanız sevinirim.

Bu haftaki yazımı da Bilecik’ten bir maniyle bitireyim 
Dallarda gar gamadı
Yürekde Yâğ gamadı
Çok yazacakdım ama
Mektupda yer gamadı.
Haftaya tekrardan görüşmek dileğiyle…
 

Bu yazı toplam 6104 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
SON YAZILAR