MUZAFFER ÇEVEN

MUZAFFER ÇEVEN

İP

İP

İP, bağ kurmanın, tutunmanın ve bir rotayı takip etmenin remzi... Bu, birbirimizle kopmaz bir iple bağlı olmanın etiketi... İp atlamak, seviye atlamak değil... Gerçek ipin değerini kimler bilmez? Adâlet deyip atalet içinde olanlar... Hareket deyip yerinde sayanlar... Gelecek deyip dünü unutanlar... Deva deyip illet olanlar... Saadet deyip çekilen kederleri-zulümleri görmezden gelenler... Refah deyip dostu düşmanı karıştıranlar... Halk deyip halt edenler... İpe tutunup dipte kalanlar... Her ne olurlarsa olsunlar, ipin ucunu kaçıranlar, kendi ipini kendileri kesenler, ipsiz sapsız olanlar... Maksadımız ipe un sermek değil... Birilerinin ipini çekmek hiç değil... Tek gayemiz; kördüğüm olan ipi çözmek... Elbette ip iyidir... Tuğlayı hizasında, iti, iblisi ininde; düğmeyi yerinde tutarsa eğer... İpi boynumuza geçirerek, ipten bir fayda ummak, nafile gayret... İpin uçları millî olanların elinde, iki ucundan tutulduğunda işe yarar...

Şu ya da bu ip... İp de, sallana sallana birilerini ipte sallandırır hâle geldi günümüzde... Bu ip, bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan IP (Internet Protocol)... IP adresi, bir cihazın internetteki kimliği... Ev adresi gibi, veri paketleri doğru yere ulaşmak için kullanılan adres... IP adresi, internetteki posta adresimiz... Bir başka ip, IP (Intellectual Property), fikrî mülkiyet... Patentler, telif hakları, markalar... ‘İp’in diğer bir anlamı, IP (Ingress Protection); elektronik cihazlarda toz ve suya karşı dayanıklılık seviyesini gösteren standart... ‘İP’, iş ve performans (kurumsal süreçlerde verimliliği ve çıktıyı temsil eden ikili)... ‘İP’, iletişim ve pazarlama (marka dünyasında stratejik birliktelik (İletişim/PR ve Pazarlama departmanları)... ‘İp’; edebiyatımızda, özellikle divan edebiyatımızda kullanılan nazire sözcüğü... Nazire (cinaslı kafiye), bir şairin başka bir şairin eserine veya bir kelimeye karşı yazdığı benzer bir eser ya da dörtlük... “Sarsılan bir yaprak gibi titriyor yaprağım... Düşecek misin? Boynuma bir tül gibi dolan... Saçlarımın tellerini parmaklarınla tara... İstersen bir ip ol boynuma, dola!” (Cahit Sıtkı Tarancı)...

İp, inceldiği ya da koptuğu noktada işlevini yitirir... İpsizlik de, birlik ve beraberliği bitirir... ‘İp’i doğru anlamak, gayri millî davranmamayı gerektirir... Türklüğü Jön Türklük zannetmektir, ipin koptuğu yer... En büyük mesele, “Ey mü'minler! Hepiniz birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın size olan şu nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız; derken Allah kalplerinizi kaynaştırdı da O'nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz.” (Âl-i İmrân, 103) buyruğuna tâbi olabilmek... İpin ucu kaçırılınca, iş kontrol edilemez hâle gelir, dirlik ve düzen bozulur... İpin ucu tutulsun ki, işin kontrolü elimizde olsun... İpi elimizde tutacağız diye de, ipe un sermenin (iş yapmamak için bahane üretmenin, oyalamanın) âlemi yok... Yapacağımız iyi ve doğru olan şeyleri ipe dizelim (sözleri, düşünceleri veya işleri belirli bir düzene koyalım)... Derdimiz birilerini ipe götürmek (birilerinden sürekli şikâyet etmek; onu zor durumda bırakmak) olmamalı... İpimiz çekilsin (işin sonu gelsin, işimiz bitsin) istemiyorsak, gerektiğinde ipin üzerinde yürümeyi (ip üstünde kalmayı, çok riskli, hassas bir durumda olmayı) göz önüne almak lâzım... Bunun için de, ip atmak (bir kimseyle yakınlık kurmaya çalışmak, yanaşmak) lâzım... Zorlukların üstesinden gelmenin yolu, ipleri elimize almaya ve ipliği pazara çıkanlarla yoldaş olmamaya bağlı... Unutmayalım, ip boğum boğumdur; her boğumda bir hesap vardır (her adımın bir sonucu, her işin bir bedeli vardır)...

İpimiz sağlam olsun ki, kuyunun derin olması gözümüzü korkutmasın... İpin ucunu iyi ve sağlam tutalım ki, düşmeyelim... “Kıl kıl üstüne çıkar, ip olur.” gerçeğiyle hareket edelim... İpin ucunu kaçıran kimsenin de düğüm attığını bilelim... Mâlum, ip inceyse çabuk kopar; söz inceyse çabuk batar... Biz, biz olalım, her durumda ve şartta ipin ucunu tutmaya devam edelim ki, yolumuzu kaybetmeyelim... Kim ne derse desin, kopuk ipin düğümünün, eski hâlini tutmayacağını hep aklımızda tutalım... Bilen bilir; her ip de, taşıyacağı yükün ağırlığını bilir... Bazen ağızdan çıkan söz, bir ipin ucunda sallanır gibi tereddütlü olur; ne tutulacak kadar sağlam, ne kopacak kadar zayıf... Bu nedenle, ne ipe un serelim, ne de ipin ucunu kaçıralım... Düğüm atarsak, söz bükülür; ipi bırakırsak, söz uçar; tutup çekersek, hakikat ortaya çıkar... Vicdanımızın göğsümüzde gerdiği gizli ip, dudaklarımızdan geçip de hem kendimizin hem başkalarının dünyalarını allak bullak eder... ‘İp’, böylesine hünerli... ‘İp’in ipe dizdiği o kadar çok söz var: “İpi kırk defa ölç, bir defa kes.” (Atasözü)... “İpi dokuz defa ölçüp bir defa kes.” (Atasözü)... “Kuklalar ip ile oynar, insanlar ise para ile.”(Lao Tzu)... “Köpekle yatan, pire ile kalkar. İple çeken, kılla bağlanır.” (Atasözü)... İp, düğüm ve kördüğüm... İpe atılan düğüm çözülür... Ya kördüğüm? Kördüğüm efsanesi: Frigya’da Gordios’un öküz arabası kızılcık dallarından yapılmış karmaşık bir düğümle tapınağa bağlanmış... Kehanete göre bu düğümü çözen kişi Asya’nın hâkimi olacakmış... MÖ 334’te Gordion’a gelen Büyük İskender, düğümü çözmeye çalışmış, ancak başaramamış... Bunun üzerine kılıcını çekip düğümü kesmiş... Kördüğüm, çözülemeyen sorunların remzi... İskender’in çözümü (kılıcıyla kesmek) ise, radikal bir çıkış yolu... Günümüzde hâlâ ‘Gordion düğümünü kesmek’ deyimi, karmaşık bir problemi kökten çözmek anlamında kullanılmakta...

İpi fazlaca germeden, ipi koparmadan diyebileceğimiz pek çok söz var... Mâlum, dünyaya gelince (doğduğumuzda), belki sevinçle belki hüzünle ağlarız... Büyüyünce de, ipi çekilmiş bir uçurtma gibi, rüzgârda sallanan iplikten ibaret bir hayata tutunmaya çalışırız... Düşüncelerimizin ipiyle yukarılara doğru uçarız, ya da aşağılara doğru düşeriz... Mârifet, ipte yürüyebilmek... Kadim medeniyetimizde ip (halat, urgan); bilindik anlamı dışında, kuvvet, doğruya ulaşma, kurtuluş yolu, bağlantı (hakikate, vahye, birliğe), sarkıtılan bir rahmet (kulun kurtuluş yolu), manevî sağlamlık (kopmaz bağ), nefsi kontrol (kendine hâkimiyet), toplumsal birlik mânâlarını da yüklenmiş... Allah'ın ipine (Hablu'llah'a) sımsıkı sarılmanın ve bölünüp parçalanmamanın önemi vurgulanmış... Tasavvufta ‘ip’ ve ‘yumak’ motifleri, nefsin terbiyesi ve benliğini bulma vetiresiyle/süreciyle ilişkilendirilmiş... Kadim medeniyet değerlerimizi ‘ip’le anlatan sözler: “İnsan dünyada uçurumun kenarında yürür; gönül ipini Allah’ın elinde bilmeyen her rüzgârda savrulur... - Sen ipin ucunu Allah’a ver; yoksa nefsin seni karanlık kuyulara çeker.” (Mevlana Celaleddin-i Rumi)... Allah’ın ipine sarılmanın ne olduğunu açıklayan sözler: “Allah’ın ipi, kulun karanlıktan aydınlığa çıkmasını sağlayan ilahî bağdır. Bu bağa tutunan kurtulur; bırakan ise düşer.” (Fahreddin Razi)... “İp, Allah’ın kitabıdır. İnsanlar onunla hakikate çekilir, onsuz karanlıkta kalır.” (Taberî)... “İp, semadan yere uzatılmış bir rahmet yardımcısıdır. İnsan onunla sıyrılır, yükselir ve dağılmaz.” (Elmalılı Hamdi)... “Kalp, ipi Allah’ın zikrine bağlandığında çözülmez; insanı düşüren ip değil, ipin boşluğa bağlanmasıdır.” (bn Ataullah el-İskenderî)... “İp, müridin şeyhine değil, hakikate bağlanma sembolüdür. Hakikat kopmaz; nefse bağlanan ip çürür.” (Hucvîrî)... “Nefsine bağladığın ip kısa olursa selamette olursun; ipi uzattıkça hevâ seni sürükler... - İnsan, heveslerinin hayvanına binmiştir; ipin ucunu tutmazsa uçurum kaçınılmazdır.” (İmam Gazzâlî)... “Ahlâk, nefsin ipini elinde tutmak sanatıdır. İp gevşerse taşkınlık, ip gerilirse hikmet doğar.” (İbn Miskeveyh)... “Asabiyet, toplumu birbirine bağlayan iptir. Bu ip koparsa devlet yıkılır.” (İbn Haldun)... “Halk ile sultan arasındaki adalet ipi koparsa, memleket karanlığa düşer.” (Nizâmülmülk)... “İp, kul ile Rab arasında bir vasıtadır; dua o ipin çekilmesidir.” (Kuşeyrî)...

İpimiz boynumuzda, yüreğimizdeki sözümüz dilimizde ve kalemimizde... İyisi mi, ‘baltalar elimizde, uzun ip belimizde’ sözünü, ‘baltayı ağaca vurmaktansa taşa vuralım, ip ile yükümüzü çekelim, her bir yeri yeşillendirelim.’ söylemine dönüştürelim... ‘İp’i doğru kullanalım... Doğru ‘ip’e tutunalım, ipsiz sapsız olmayalım... ‘İp’in iyisini bulalım... Tek yürek olalım... Devletimizin yanında olalım... Dosta güven, düşmana korku verelim... Sevelim, sevilelim... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
MUZAFFER ÇEVEN Arşivi

ALTIN

27 Nisan 2026 Pazartesi 09:48

HUZUR

06 Nisan 2026 Pazartesi 09:18
SON YAZILAR